YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3603
KARAR NO : 2017/8290
KARAR TARİHİ : 02.11.2017
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa aykırı davranmak suçundan sanık …’ın, anılan Kanunun 65/b, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 16.660 Türk Lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, suçtan meydana gelen bungalov evlerin müsaderesine dair Kumluca Asliye Ceza Mahkemesinin 22/03/2011 tarihli ve 2010/178 Esas, 2011/71 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin 11/10/2011 tarihli ve 2011/470 değişik iş sayılı kararını müteakip, sanık müdafinin müsadere yönünden verilen infaz kararının kaldırılması talebinin reddine dair anılan Mahkemenin 07/06/2016 tarihli ve 2010/178 Esas, 2011/71 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin 15/07/2016 tarihli ve 2016/426 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 06/06/2016 tarihli ve 2016/5776 Esas, 2016/7400 Karar sayılı, “… Müsadere kararı güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçası niteliğinde olup, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte verilen müsadere kararı da bu hükme bağlı olduğundan askıda bir karardır ve hüküm açıklanıncaya kadar hukuki sonuç doğurma yeteneği bulunmamaktadır …” şeklindeki ilamı gözetildiğinde, sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının henüz hukuken varlık kazanmadığı, bir hüküm niteliğinde olmadığı, hükmün askıda olduğu, dolayısıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla verilen müsadere kararının da askıda olduğu, bizatihi suç teşkil etmeyen, ancak suçun işlenmesiyle ortaya çıkan bungalov evlerin müsaderesine ilişkin kararın bu aşamada infaz edilemeyeceği anlaşılmakla, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 15/06/2017 gün ve 94660652-105-07-10302-2016-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28/06/2017 gün ve 2017/39580 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin 15/07/2016 tarihli ve 2016/426 değişik iş sayılı kararının, CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02/11/2017 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.