Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2017/3159 E. 2017/8612 K. 08.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3159
KARAR NO : 2017/8612
KARAR TARİHİ : 08.11.2017

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs
Hüküm : TCK’nın 277/1, 62/1, 53/1-3, 53/5, 58/7. maddeleri gereğince mahkumiyet

Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kendisinin davacı vekili olarak görev yaptığı ve meslektaşı olan şikayetçi…’in davalı sıfatını taşıdığı Aydın 2. İş Mahkemesinin 2012/254 esasına kayden görülmekte olan hizmet tespit davasına şikayetçi tarafından tanık …’ın şahit olarak bildirildiğini öğrenen ve tanık …’ın işyeri ile kendi avukatlık bürosu aynı mahallede bulunan sanık …’ın, 15.02.2013 günü bürosona giderken uğradığı tanık …’a, “Sen …’e niye şahit oldun, niye şahit oluyorsun!” biçiminde, onun tanıklık yapmasını engellemek amacıyla ve onu korkutacak şekilde yüksek sesle bağırıp, gerçeği söylemekle yükümlü olan tanığı hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs etmesinden dolayı sübut bulan eyleminin TCK’nın 277/1. madde ve fıkrasındaki yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçunu oluşturduğuna, tanıktan hatıra binaen ricada bulunmayan sanığın fiilinin iltimas derecesini aşması nedeniyle suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 69. maddesi ile TCK’nın 277. maddesinin birinci fıkrasının sonuna eklenen “Teşebbüs iltimas derecesini geçmediği takdirde verilecek ceza altı aydan iki yıla kadardır.” cümlesinin sanık hakkında uygulanmamasına, temel cezası asgari hadden belirlenen sanığın duruşmadaki davranışları olumlu değerlendirilerek hükmedilen cezasında takdiri indirim yapılmasına, TCK’nın 53/1-e madde, fıkra bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle yüklenen suçu işlediği kabul edilen ve Aydın Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanık hakkında aynı Kanun’un 53/5. madde ve fıkrasının uygulanmasına dair yerel mahkemenin kabulünde dosya kapsamına göre bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sübuta ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Çine Sulh Ceza Mahkemesinin 26.04.2012 tarihli, 2009/477 esas, 2012/163 karar sayılı ilamındaki mahkumiyet TCK’nın 106/1-1. madde, fıkra ve cümlesinde düzenlenen tehdit suçuna ilişkin olup, hükümden sonra 02.12.2016 tarihli, 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile değişik CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve TCK’nın 106/1. madde ve fıkrasında tanımı yapılan tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; TCK’nın 7/2. madde ve fıkrası uyarınca; “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanun’un 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumu mahkemesince değerlendirileceğinden, bu husus araştırılıp, tekerrür hükümlerinin uygulanma olanağının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2- Sanık hakkında TCK’nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 08.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.