Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/2814 E. 2017/5464 K. 18.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2814
KARAR NO : 2017/5464
KARAR TARİHİ : 18.10.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/06/2015 tarih ve 2014/811-2015/402 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı, fer’i müdahil ve ihbar olunan vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 21.242 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanun’la değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 29.12.1999 tarihinde …bankası … Şubesi nezdinde hesap açtırdığını, hesabındaki paranın off-shore hesabına aktarıldığını, bu durumu bankaya el konulmasından sonra öğrendiğini, banka sahibi … ve 53 arkadaşı hakkında … 8. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2004/102 esas sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını mahkemece sanıkların mahkumiyetine karar verildiğini, müvekkilinin …’de … Off-Shore Bankası aleyhine alacak davası açtığını, …Mahkemesinin 7320/10 sayılı dava numarası ile davanın kabul edilip, kararın icrası sonucunda alacağın tahsil olunamadığını, davalı bankanın izinsiz olarak ve mudilerinin iradesi dışında söz konusu paraları off-shore hesabına aktardığını, bu yolda davalı banka yöneticileri hakkında dolandırıcılık suçundan mahkumiyet kararı verildiğini belirterek davalı bankaya yatırdığı, 24.016,77 TL’nin 29/12/1999 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı …vekili, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının aldığı aciz belgesinin müvekkili hakkında hüküm ifade etmediğini, davanın reddini talep etmiştir.
İhbar olunan ve feri müdahil vekilleri de davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacı yatırdığı paranın off-shore bankacılığı yoluyla ülke dışına aktarılması söz konusu olmayıp, ülke içinde davalı bankanın off-shore hesabı olarak nitelediği başka bir hesapta tuttuğunun anlaşıldığı, her ne kadar davalı tarafından zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de davalının davacıya yönelik eylemi haksız fiil niteliğinde olup, haksız fiil teşkil eden eylem aynı zamanda dolandırıcılık suçunu oluşturduğundan dava uzamış zamanaşımına tabi olup bu yönüyle alacağın zamanaşımına uğradığı iddiası doğru olmadığı, alınan bilirkişi raporuna göre davacının davalı banka nezdindeki 18.768,53 TL’lik tutarın davacıya iadesi gerektiği sonucuna varılmakla, davanın kısmen kabulü ile 18.768,53 TL alacağın 22.12.1999 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı, feri müdahil ve ihbar olunan vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, off-shore hesaba yatırılan paranın istirdadı istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulü kararı verilmiştir.
İhbar olunan … vekilinin 18.08.2014 tarihli temyize cevap ve temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı ayrıca, anılan kuruma karşı husumet yöneltilerek açılan bir dava bulunmadığı gibi, mahkemece verilen kararda da anılan ihbar olunan sıfatı ile karar başlığında gösterilmiş olup, hüküm de usul ve yasaya uygun olarak sadece davanın açıldığı davalı taraf aleyhinde kurularak, ihbar olunan aleyhine herhangi bir hüküm tesis edilmemiştir. O halde, aleyhinde verilmiş bir hüküm bulunmayan ve karar başlığında da ihbar olunan sıfatı ile gösterilmiş olan …’ın hükmü temyiz etmekte hukuki yararı da bulunmadığından ihbar olunan … vekilinin de temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davalının sorumluluğunun BK’nın 41, 55 ve TTK’nın 336’ıncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacının zararını Off Shore Bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zamanaşımı süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı … A.Ş. vekili ile fer’i müdahil … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3- Ancak, davalı bankanın 5411 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca harçtan muaf bulunduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde harçtan sorumlu tutulması doğru görülmediği gibi, yargılama giderleri içerisine dahil edilerek başvuru harcı, peşin harç ve vekalet harcının da davalı tarafa yüklenmesi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle … vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı banka vekili ile fer’i müdahil … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı banka ve fer’i müdahil … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 4. bendinin tümü ile hükümden çıkarılarak yerine “Davalı banka harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına” ibaresinin eklenmesine, 7. bendinin ise harç giderinin ibaresinden sonra gelmekte olan ”davalıdan alınarak” ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine ”talebi halinde” ibaresinin eklenmesine ve hükmün belirtilen şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.