YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/10739
KARAR NO : 2017/12669
KARAR TARİHİ : 14.11.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Mahkemece direnilerek yeniden mahkumiyet kararı verilmiş ise de; gerekçenin genişletilmesi ve değiştirilmesi suretiyle yeniden hüküm kurulduğu ve bu hükmün de Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun istikrar bulmuş içtihatları uyarınca (Örneğin, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 25.10.2016 tarih, 2015/783 Esas ve 2016/377 Karar sayılı ilamı) eylemli uyma sonucu verilen yeni hüküm mahiyetinde olduğu anlaşılmakla, İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 10.09.2013 tarih ve 2013/498-617 E.-K. sayılı hükmünün Dairemizce yapılan incelemesinde;
Sanığın eyleminin elde taşınan eşyayı çekip almak suretiyle hırsızlık olarak kabul edilmesine karşın kanun maddesinin hükümde 5237 sayılı TCK’nın 142/2-b maddesi yerine 142/1-b olarak gösterilmesi, hükmün gerekçesine ve yapılan uygulamaya göre sonuca etkili görülmediğinden mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Sanık hakkında verilen cezada TCK’nın 39/2-c maddesine göre indirim yapılmadan doğrudan TCKnın 142/2-b ve 143. maddeleri uyarınca ceza tayin edildikten sonra, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca ceza süresi yönünden kazanılmış hak gözetilmek suretiyle hüküm kurulması gerektiği halde, yazılı şekilde karar verilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK 53. madde 1. fıkra b bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu ve kasten işlemiş olduğu suç dolayısıyla hapis cezasıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (a),
(c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’nin temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün” çıkartılarak, yerine “Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına” cümlesinin yazılması suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14.11.2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.