Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/11042 E. 2017/12891 K. 16.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11042
KARAR NO : 2017/12891
KARAR TARİHİ : 16.10.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili, feri müdahil vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Borçlu vekili; müvekkili aleyhine başlatılan… 1. İcra Müdürlüğü’nün 2014/12619 Esas sayılı takip dosyasında fazla faiz talep edildiğinden bahisle icra emrinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişiden alınan rapora itibar edilerek şikayetin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, borçlu vekilince temyiz edilmiştir.
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un, 3678 sayılı Yasa ile değişik 4/a maddesinde; Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde, Devlet Bankaları’nın o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanacağı belirtilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Tebliğleri gereğince, bankalar uygulayacakları azami faiz oranlarını serbestçe tespit ederek, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’na bildirmek zorundadırlar. Bildirilen bu oranlar bankaların mevduat kabulünde uygulayabilecekleri azami oranlar olup, fiilen uyguladıkları oranlar ile farklılık gösterebilmektedir.
Somut olayda, mahkemece yukarıda açıklanan ilkeye uygun olarak kamu bankalarından faiz oranlarının sorulmadığı anlaşılmakta olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; rapor içerisinde belirtilen oranların nazara alınarak ilama göre istenebilecek faizin hesap edildiği anlaşılmaktadır.
O halde, Mahkemece, ilam ve yasa maddesi nazara alınarak, Devlet Bankaları’nın takip konusu yabancı paraya fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranlarının, ilgili bankalar genel müdürlüklerinden sorularak tespiti ile bu oranlar esas alınarak faiz hesabı yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken, bilirkişinin şahsi çabası ile temin etttiği oranlara göre yaptığı hesaplama geçerli kabul edilerek hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 16.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.