YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/3772
KARAR NO : 2017/5575
KARAR TARİHİ : 23.10.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … (Kapatılan) 35. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/02/2014 tarih ve 2013/48-2014/28 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan kredi kullandığını, dövize endeksli kredilerde banka muhasebe ve hesap oranlarının TL cinsinden olması gerektiği halde bankanın KKDF ve BSMV bedelini USD cinsinden, tüm kredi miktarı ve yüksek kur üzerinden peşin olarak tahsil ettiğini, yine ana para kur farkından doğan KKDF ve BSMV’nin taksitlerin ödenmesi esnasında alınması gerektiğini, geri ödeme planında toplam KKDF miktarının 8.847,30 USD olarak gösterilmesine rağmen 21.045,18 USD KKDF bedelinin müvekkilince ödendiğini, oysa sözleşme ve yasal mevzuat uyarınca ödeme planı uyarınca her taksit döneminde kâr payından KKDF ve BSMV’nin tahsil edilmesi gerektiğini, müvekkilinin hem mevzuata aykırı işlemden hem de peşin hesaplamaya bağlı kur farkından dolayı ciddi zararının doğduğunu, ayrıca kredi sözleşmesi ve ödeme planınında erken ödeme cezasının %2 gösterildiğini, müvekkilinin 19 taksit ödemesini müteakip kalan parayı erken ödediğini, bu durumda erken ödeme cezasının 3.808,69 USD’ye tekabül etmesine rağmen daha fazla tahsil edildiğini ileri sürerek 33.268,66 TL’nin (18.822,44 USD) ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek bankaların 1 yıl vadeli USD’ye uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, KKDF’nin Bakanlar Kurulunca %15 olarak belirlendiğini, bu kesintinin hazineye intikal ettirildiğini, müvekkilinin sadece aracı kurum olduğunu, bu kesintilerin de sözleşmede gösterildiğini, taraflar arasında akdedilmiş bulunan Genel Kredi Sözleşmesinde kur farkı KDV’si, KKDF, BSMV ve ileride kabul edilecek mevzuat hükümlerine göre ödenmesi gerekecek diğer her türlü vergi, harç, resim, fon ve masrafların da müşteriye ait olacağına dair hüküm bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının KKDF ve BSMV ile ilgili iddiaları incelendiğinde Bakanlar Kurulu Kararnamesi uyarınca ve ilgili tebliğe göre “dövize endeksli kredilerde borç bakiyesine ilişkin kur farkı ile dönem faizin cari kurdan TL karşılığı toplam tutarı üzerinden tahakkuk ettirilen faizlere ek olarak döviz kredisinin kullandırıldığı tarihte kredinin ana para üzerinden hesaplanarak fona yatırılır” hükmü gereği bankaca tahsil edilen KKDF ve BSMV miktarlarının doğru uygulandığı, erken kapama cezası ile ilgili olarak davacı yanca sunulan genel kredi sözleşmesinde bulunan ödeme planı ile ilgili olarak erken ödeme ücretinin % 2 oran üzerinden hesaplanacağının açıkça yazılı olduğu, davacının %4 oranında bir hesaplama yaparak davacıdan 3.991,33 USD alması gerekirken 10.433,25 USD tahsil ettiği, buna gore davacının 6.441,91 USD fazla ödeme yaptığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 6.441,91 USD’nin davalıdan alınıp, davacıya verilmesine, dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca değişen oranlarda faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davacı, kredinin erken kapatıldığını, genel kredi sözleşmesinin geri ödeme planında erken ödeme komisyonunun %2 oranında alınacağının gösterilmesine rağmen kendisinden daha yüksek oranda erken ödeme komisyonu alındığını ileri sürmüş, mahkemece de, genel kredi sözleşmesi ekindeki geri ödeme planında erken ödeme ücretinin %2 oranında hesaplanacağının belirtildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, taraflar arasındaki kredi sözleşmesinde erken ödeme komisyon oranı açıkça belirtilmediği gibi geri ödeme planında sadece mortgage kapsamındaki teminatı ipotek olan tüketici kredileri için %2 olarak belirtilmiştir. Davacı tarafından kullanılan kredi tüketici kredisi olmayıp ticari kredidir. Bu durumda Dairemizin yerleşmiş içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bu hususta emsal banka uygulamaları araştırılıp uyuşmazlık konusu krediye emsal kredilerle ilgili erken kapama komisyonunun diğer bankalarca hangi oranda tahakkuk ettirildiği ve buna göre davalı banka uygulamasının yerinde olup olmadığı hususu araştırılmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 23/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.