Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2015/14501 E. 2017/19408 K. 30.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14501
KARAR NO : 2017/19408
KARAR TARİHİ : 30.11.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde davacının davalı işyerinde 02.01.2001’den itibaren sigortalı olarak Platin-Sadekârlık işinde çalıştığı; 15.04.2013’de şirket müdürünce şifahi olarak şirketin küçülmeye gideceği gerekçesiyle işine son verildiği; …. 29. Noterliği’nin 18.04.2013 – 12961 tarih-sayılı ihtarnamesiyle de durumun bildirildiği; ilk şifahi tebliğe rağmen bu tarihten sonra da işe devamsızlık edildiği gerekçesiyle tutanak tutulduğu; davalının davacının işi yavaşlattığını da sebep gösterdiği; haksız mesnetlerle iş akdinin sona erdirildiği; net 2.475,00-TL almasına rağmen bordroda son 817,00-TL tahakkuk ettirildiği, bakiyenin elden ödendiğini; 08:30-18:30 saatleri arasında çalıştırıldığını; Cumartesi günleri 7 saat fazla mesai yaptırıldığını; resmi tatillerde çalışma yapılmadığını; milli bayramlarda çalışıldığını; yılda iki kez birer hafta yıllık izin öngörülmesine rağmen izin kullandırılmadığını; beyan ederek kıdem ve ihbar tazminatları ile, yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili davacının iş akdinin haklı sebeple feshedildiğini; davacının işi organize ederek iş yavaşlatmaya gittiğini, işi savsakladığını, işe izinsiz gelmemeye başlamadan önce şifahi olarak uyarıldığını, 4 gün aralıksız işe gelmemesi nedeniyle ihtarname çekilmek suretiyle akdinin feshedildiğini, işçilerin oluru ile ücret azaltma yoluna gittiklerini, davacının iş akdinin 20.01.2011’de başladığını, işyerinde sadekâr olarak çalışmaya başladığını 01.03.2001 tarihinde başladığı işinden şahsi isteğiyle tüm alacaklarını da alarak 15.10.2010 tarihinde ayrıldığını; davacının dilekçesine istinaden 31.12.2008’e kadar olan tüm kıdem tazminatları (5.053,33-TL) ve diğer hak ve alacaklarının ödendiğini, davacının müracaatı üzerine 1.720,00-TL brüt ücret üzerinden 20.01.2011 tarihinde tekrar işe başlatıldığını; davalının ekonomik durumu nedeniyle 01.09.2011’den geçerli olmak üzere brüt 1.720 TL yerine 1.080TL teklif edildiği, kabul etmesi üzerine bu tutar üzerinden çalışmaya devam ettiğini, ücretinin 2012’de brüt 1.100-TL ve 2013’de 1.195-TL olduğunu, maaşın tamamının….Şubesi’nden ödendiği, elden ödeme yapılmadığını, mesailerin hafta içi 08:30-18:30 olduğu; bir saat yemek molası yarımşar saat öğleden önce ve sonra toplam bir saat de dinlenme molası verildiğini; 07.07.2012 tarihinden itibaren Cumartesi 08:30-15:00 çalışıldığını, öğlen bir saat yemek molası ve öğleden önce yarım saat dinlenme molası olduğu ve bu tarihten önce Cumartesi çalışmasının da olmadığını; dini ve milli bayramlar ile arife günlerinde çalışma olmadığını; yıllık izinlerin eksiksiz kullandırıldığını; servis olduğunu, kimseye yol yardımı yapılmadığını; 2011 yılına kadar ramazan kumanyası verilmekteyken bu tarihten sonra 75 TL market çeki verilmeye başlandığını; davacı şahitleri ile davalı arasında çeşitli davalar ve husumetler olduğundan, bunların şahitliklerine itiraz ettiklerini ve bu sebeplerle davanın ve taleplerin reddini karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının davalıya ait işyerinde 01.03.2001-15.12.2010 ve 20.01.2011-18.04.2013 tarihleri arasında çalıştığı, işten ayrıldığı tarihteki ücretinin aylık net 2.475 TL olduğu, davacının 01.03.2001*-15.12.2010 dönemi çalışmalarından dolayı davalı işvereni ibra olayı ile davacının 15.12.2010 tarihli kendi istek ve rızası ile işyerinden istifaen ayrıldığından alacak hesaplamalarında bu dönem dikkate alınmadığı, davacının işi yavaşlattığı üretim kaybına sebebiyet verdiğinin tutanaklarla ispatlandığı, feshin haklı nedene dayandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir
2- Davacı iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini beyan ederek kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının ödenmesini talep etmiştir.
Davalı davacının bilerek ve isteyerek işi yavaşlattığı, daha önce haklarında yine aynı nedenlerden dolayı tutanak tutulan ve işten çıkışları yapılan …, Hasan Basri Gümüş, Ramazan Özbir ve … ile birlikte hareket ederek organize bir şekilde işi yavaşlattığı bu kişilerin işten çıkışları sonrasında da işi daha çok yavaşlattığı, 12.04.2013 tarihinde tutulan tutanakla yazılı olarak uyarıldığı halde davacının bu davranışına devam ettiği 15.04.2013 tarihinde işverenin iş sözleşmesini bu nedenle feshedileceği söylendiği sırada davacının işyerinden ayrıldığı ve işe dönmediği devamında devamsızlık yaptığı mazeretsiz olarak işe gelmediği gerekçesiyle İş Kanunu’nun 25/II-h-ı-g uyarınca feshedildiği, feshin haklı nedene dayandığını savunmuştur.
4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinin (h) alt bendinde, işçinin hatırlatıldığı halde görevlerini yapmamakta ısrar etmesi durumunda işverenin haklı fesih imkânının bulunduğu hükme bağlanmıştır.
İş görme edimi işçi tarafından işverenin verdiği talimatlara uygun olarak yerine getirilmelidir. İşverenin talimatlarının, bireysel ya da toplu iş sözleşmesi ile getirilebilecek sınırlamalar ile işçinin eğitimi, yeteneği ve takati gibi hususlara aykırılık oluşturmamalıdır.
1475 sayılı Yasada işçinin hatırlatıldığı halde görevlerini yapmaması haklı fesih nedeni olarak sayılmış ve işçinin bu anlık durumu yeterli görülmüşken, 4857 sayılı Yasa ile işçinin “görevi yapmamakta ısrar etmesi” kuralı getirilmiştir. Bu noktada işverenin hatırlatmasının ardından sadece bir kez görevi yapmama yeterli sayılmamalıdır. İşçinin görevi yapmama eylemi hatırlatmanın ardından devamlılık arz etmelidir.
İşveren tarafından fesih öncesinde, işçinin yapmakla yükümlü olduğu görevleri hatırlatılmalıdır. Bu hatırlatmanın sözlü ya da yazılı biçimde yapılması mümkündür. Bu konuda ispat yükü de işverendedir.
İşçinin görev tanımının, bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde açıkça öngörülmüş olması işverenin hatırlatma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
İşçiye yapılacak hatırlatmada/uyarıda, işçiye yapması istenen görev açık biçimde bildirilmeli ve işin tamamlanmasına yetecek bir süre öngörülmelidir. Bildirimde, görevin hatırlatılması yeterlidir. Görevin gereklerinin yerine getirilmemesi durumunda iş sözleşmesinin feshedileceği hususunun ayrıca bildirilmesi gerekmez. Ancak, işveren tarafından işçiye bu yönde bir bildirim yapılmış ise, işçinin yeni bir eylemi gerçekleşmedikçe, önceki eylemlerine dayanılarak iş akdi feshedilemez.
Davalı haklı neden olarak devamsızlık nedenine dayanmışsa da, fesih bildiriminden de anlaşıldığı üzere davacının iş sözleşmesinin 15.04.2013 tarihinde işverence feshedildiği, fesih yapıldıktan sonra davacının devamsızlığından söz edilemeyeceği bu nedenle devamsızlık fesih nedeninin ispatlanmadığı kabul edilmelidir.
Davalı davacının işi yavaşlattığını, bu nedenle işverenliğe zarar verdiğini ileri sürmüşse de, zarar hususu ispatlanmadığı gibi davacının hangi görevi yapmadığı konusunda açık ve net bir tutanak olmadığı yine davacıya hatırlatma yapıldığı ancak buna rağmen görevini yapmadığı konusunda bir tutanak bulunmadığı, dosyada davacının işi yavaşlattığı yönünde yalnızca 12.04.2013 tarihli bir tutanak bulunup bunun iş sözleşmesinin haklı nedenle feshini gerektirir neden olarak ispatlamaya yeter olmadığı, nitekim fesih bildiriminde belirtilen aynı nedenle işten çıkarılan … ve … isimli işçilerin kıdem ve ihbar tazminatı talepli açtığı davada, mahkemelerce kıdem ve ihbar tazminatlarının kabul edilip davalı temyizi üzerine Dairemizce onandığı anlaşılmıştır (Dairemizin 19/09/2016 Gün, 2016/24195 Es. 2016/15857 Karar ve 30/05/2017 Gün 2015/10449 Esas, 2017/9363 Karar sayılı ilamları). Tüm bunlara göre feshin haklı nedene dayandığı işverence ispatlanmadığından davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığının kabulü gerekirken reddi hatalıdır.
3- Mahkemece davacının 15.12.2010 tarihinde istifa ederek ayrıldığı bundan önceki dönemi ibra ettiği kabul edilerek alacak hesaplamalarında 15.12.2010 öncesi dönem dikkate alınmamıştır.
Dosyada 01.03.2001-31.12.2008 tarihli dönemi kapsar bir ibraname bulunmaktaysa da, davacının 22.12.2008 tarihli dilekçe ile 31.12.2008 tarihinde ekonomik sıkıntıları nedeniyle kıdem tazminatının ödenmesi için başvurduğu, ardından bu belgenin düzenlendiği ve davacıya 5.053.33 TL kıdem tazminatı ödendiği görülmektedir. Her ne kadar bu ibraname belgesinde ücret, fazla çalışma, yıllık izin, ulaşım yemek bedeli, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarının da eksiksiz ödendiği ifade edilmekteyse de, hizmet sözleşmesi devam ederken alınan bu ibranameye değer verilemez.
Davacının 15.12.2010 tarihinde istifa ederek ayrılma yönünde dilekçesi bulunmakla birlikte bu dilekçe ibraname yerine geçmez. Burada herhangi bir alacak kalemi sayılmadığı gibi, davacının işvereni ibra ettiği yönünde bir irade beyanı da yoktur.
Yanılgılı değerlendirme ile bu belgeyle davacının işvereni ibra ettiğinin kabulü isabetsizdir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.