YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8761
KARAR NO : 2017/5959
KARAR TARİHİ : 01.11.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/03/2015 tarih ve 2011/256-2015/203 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan …’nin … Bankası … Şubesine ait … nolu 8.000,00 TL çeki imzalayarak satılan mal karşılığı davacıya verdiğini, diğer davalının ise çekin keşidecisi olup her iki davalının ortak olduklarını, davacının malına karşı bu çekin verilmesi ile birlikte temin ettiklerini, çekin yazılı olan tarihte tahsili için bankaya gidildiğinde çekin karşılığının olmadığı tespit edildiğini, bunun üzerine … İcra Müdürlüğünün 2004/7264 sayılı dosyasında takip başlatıldığını, davalılardan …’ nin … İcra Mahkemesine açtığı itiraz davasını çekin tahrif edildiği gerekçesi ile kazandığını, bundan sonra davalılar hakkında … Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/205 Esas sayılı dosyasında dolandırıcılık ve evrakta sahtecilik davasında zaman aşımından dolayı davanın ortadan kaldırılmasına karar verildiği, davalı … icra safhasında İcra Hakimliğine vekili vasıtasıyla verdiği 02/05/2004 tarihli dilekçesinde keşide tarihindeki tahrifat ve parafı ciranta …’ nin yaptığını açıkça belirttiğini, bu durumda davalıların birlikte hareket ederek davacıyı zararlandırıcı fiil ve eylemde bulunduklarını, bu itibarla davalıların davacıyı zarara sokmalarından dolayı uğradığı geçersiz çek miktarı olan 8.000,00 TL’yi ve davalıların bu eylemleri nedeni ile davacının şahsi maneviyatını ihlal ve rencide ettiklerinden dolayı 3.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı … vekili, dava konusu alacağın çeke dayandığını, bilindiği gibi çeklerde 6 aylık zamanaşımı süresi olduğunu, dava konusu çeklerin zamanaşımı süresinin dolduğunu, bu süreden sonra çekin kambiyo senedi vasfını yitirdiğini, bu durumda taraflar arasındaki temel ilişkiye dayanabileceğini, müvekkili ile davacı arasında borç doğuran bir ilişkinin olmadığını, davacının bu ilişkisini kanıtlaması gerektiğini, davalı ile müvekkili arasında hiç bir borç ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, ayrıca bir yıllık dava süresinin de geçtiğini, açıklanan nedenlerle hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili duruşmada davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davalılar … ve … arasında ticari ilişki olduğu, bu ticari ilişki nedeni ile davalı …’ ın …’ den ticari alış veriş için almış olduğu çeklerden 29/09/2003 tarih … seri numaralı çeki ciro ederek davacıya verdiği, ödeme tarihinde davacının bankaya müracaatında çekin ödemeden men talimatı verildiği ve keşide tarihindeki 09 olan ay hanesinin 12 olarak değiştirilerek çekte tahrifat yapıldığı bu durumun ceza dosyasında sabit olduğu, davalıların davaya konu çeki davacıdan almış oldukları mal karşılığında verdikleri ve davalı tarafın çek üzerinde yapmış oldukları tahrifat nedeni ile davacı tarafından çek bedelinin tahsil edilemediği anlaşılmakla, davanın kısmen kabulü ile davalılardan 8.000,00 TL maddi tazminatın, 2000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1- Davalı … yönünden, temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK’nun 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre harca tabi ise temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Mahkemece verilen karar davalı vekiline 18/01/2016 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili tarafından 03/02/2016 tarihli dilekçe ile karar temyiz edilmiş ise de, HUMK’nun 432/1 madde ve fıkrasında belirtilen 15 günlük yasal temyiz süresi geçtikten sonra kararın temyiz edildiği anlaşılmıştır.
HUMK’nun 432/4. madde ve fıkrasına göre, süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01/06/1990 gün ve 1989/3 Esas, 1990/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında, Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceği öngörüldüğünden davalı … vekilinin HUMK’ un 432/4. maddesi uyarınca temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı … vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
3- Ancak, dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı BK’nın 49. (TBK 58) maddesi uyarınca şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir. Şahsiyet haklarına saldırıda, manevi tazminat istenebilmesi için 818 sayılı BK 49. (TBK 58) maddede belirtilen şartların gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve illiyet bağı bulunmasıdır. Somut olayda manevi tazminatın şartları oluşmadığından, davacının manevi tazminat isteminin reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle kısmen kabulüne karar verilmesi de doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin temyiz isteminin hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nun 432/4’üncü maddesi uyarınca süre yönünden REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin sair temyiz taleplerinin reddine, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı … lehine hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 01/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.