YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11008
KARAR NO : 2017/12894
KARAR TARİHİ : 16.10.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Borçlu vekili, İcra Mahkemesi’ne başvurusunda; müvekkili aleyhine başlatılan ilamlı takipte, yapılan hacizlerden 09.03.2015 tarihinde haberdar olarak süresinde haczedilmezlik şikayetinde bulunduklarını, alacak miktarı göz önüne alındığında müvekkilinin maliki olduğu taşınmazların tamamına yakınının haczedilmesinin yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin haciz nedeni ile kamusal işlevlerini yerine getiremediğini, haczedilen taşınmazların İcra ve İflas Kanunu, Belediye Kanunu, 5403 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat gereği haczedilemeyeceğini ileri sürerek anılan taşınmazlar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece, borçluya yapılan bildirime rağmen süresi içerisinde mal beyanında bulunmadığı ve haciz konulmasını istediği menkul ve gayrimenkulleri bildirmediği, yapılan tebligatlara rağmen davacı belediyenin 7 günlük itiraz süresi içerisinde itirazda da bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, borçlu vekilince temyiz edilmiştir.
1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre borçlu vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Borçlu vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
HMK’nun 297/2. maddesi, ” hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir” hükmünü içermektedir.
Somut olayda, borçlu vekilinin İcra Mahkemesi’ne başvuru nedenleri arasında haczedilen taşınmazların İcra ve İflas Kanunu, Belediye Kanunu, 5403 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat gereği haczedilemeyeceği, anılan hacizlerin kaldırılması gerektiği yönünde de şikayeti bulunmaktadır. İcra Mahkemesi’nce bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Mahkemece, anılan şikayet değerlendirilerek oluşacak kanaate göre bir karar verilmesi gerekirken bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle borçlu vekilinin temyiz itirazları kısmen yerinde görüldüğünden kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, borçlu vekilinin sair temyiz itirazlarının yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 16.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.