Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/1819 E. 2017/5955 K. 01.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1819
KARAR NO : 2017/5955
KARAR TARİHİ : 01.11.2017

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 08/12/2015 tarih ve 2013/167-2015/210 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 22.06.2009 tescil tarihli ‘…’ başlıklı patentin sahibi olduğunu, anılan buluşun kolilerin sağlamlık deneyini yaptığını, ayrıca … ‘Uzun Çekme Boyuna …’ ve ‘… …’ adlı makineleri imal eden firma olduğunu, önceden müvekkili nezdinde çalışan davalı …’nun hali hazırda ortağı olduğu ve çalıştığı 2 numaralı davalı vasıtasıyla başta patente konu ürün olmak üzere diğer makinelerin taklidini yaparak piyasaya sunduğunu, anılan ürünleri durumu bilmesi gereken 1 numaralı davalının işyerinde bulundurduğunu, patent hakkına tecavüz ile haksız rekabette bulunduklarını, davalı …’nun 1999 yılından 2007 yılına kadar müvekkili nezdinde çalıştığını, hizmet akdi sona ermeden ‘…’ ibareli alan adını aldığını, ayrıca anılan davalının şahsi firması 2 numaralı davalının müvekkilinin tescilli olan ‘…’ ibaresini … olarak satın alarak … arama motoru üzerinden müvekkili adıyla yapılan tüm aramalarda müvekkilinin sitesinin de üstünde kendi adının çıkmasına sebebiyet verdiğini, bu şekilde marka hakkına da
tecavüz ettiğini, ticari sırlarını kullandığını ileri sürerek, patentten doğan haklara tecavüz teşkil eden fiillerin tespitine, durdurulmasına, ürünlere ve bunların üretimine ilişkin araçlara el konulmasına, haksız rekabetin tespiti ile önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Karşı davanın reddini talep etmiştir.
Davalı … ve … vekili, … firmasının tüzel kişiliğinin olmadığını, bu şekilde dava açılamayacağını, piyasada yıllardır kullanılan tekniği davacının patent olarak tescil ettirdiğini, yenilik ve buluş kriterini içermediğini, arama motorunda ‘Kalitest’ ibaresi yazıldığında da davacının unvanı ‘…’ ibaresinin sayfasının başında yer aldığını, diğer iddiaların da dayanağının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiş, karşı davasında da patentin hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Diğer davalı vekili, müvekkilinin oluklu mukavva ve ambalaj imalatı yaptığını, makineleri diğer davalılardan satın aldığını, hukuka aykırı bir durumun olmadığını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Yargıtay bozma ilamına uyulmakla, davacı tarafa ait incelemeli patentin en son alınan bilirkişi raporuna göre tekniğin bilinen durumu aşmaması nedeniyle karşı davanın kabulü ile patentin hükümsüzlüğüne, davacı taraf asıl davada patente yönelik tecavüz, haksız rekabetin tespiti, meni ve markaya yönelik haksız rekabetin tespitini talep etmiş ise de, söz konusu dayanak yapılan patent belgesinin hükümsüz sayılmakla hükümsüz sayılan patente yönelik bir hak elde edilmesi mümkün olmadığı gibi, yine haksız rekabet açısından davacı makinesi ile davalıların makinelerinin arasında iltibas yaratacak derecede benzerlik mevcut olmadığı, benzerliğin makinelerin yerine getirdiği işlevler açısından olduğu, bununda zorunlu olan yapısal unsurlardan kaynaklandığı bu nedenle davacı ve davalı makinelerinin farklı görünümde olmaları, fiyat ve kalite unsurları göz önüne alındığında karışıklığa neden olacak bir benzerliğin olmadığı, TTK 56-57 madde kapsamında bir haksız rekabet bulunmadığı davacı tarafın markaya yönelik … ibaresinin … olarak satın alınarak … üzerinde kullanıldığı iddiasına yönelik yapılan bilirkişi incelemesi google den gelen cevap ve tüm deliller dikkate alındığında iddiayı ispat edecek bir delil ortada olmadığından bu talep yönünden de dava ispat edilemediğinden asıl davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı/ karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Karşı davada hükümsüzlüğe konu edilen patent önceden incelemeli patent niteliğinde iken sonra incelemeli patente dönüştürülmüştür. Mahkemece, incelemeli patentin kapsadığı istemler bakımından değerlendirme yapılması isabetlidir. Ancak dava konusu patentin patentlenebilirlik kriterlerine sahip olmadığına ilişkin olarak karşı davalı tarafça ileri sürülen dökümanların esasen incelemeli patent başvurusu aşamasında da araştırma kuruluşu tarafından değerlendirildiği ve patent verilmesine engel oluşturmadığı, buna karşın mahkemenin görüşüne başvurduğu bilirkişiler tarafından ise bu dökümanların tescile engel oluşturduğu yönündeki mütalanın çelişki oluşturduğu ileri sürülerek rapora itiraz edilmiştir. Bu durumda, söz konusu incelemeli patent başvurusunun incelemesinin yapıldığı araştırma kuruluşu görüşü ve bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için mahkemece içlerinde patent uzmanınında bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden görüş alınmaksızın patentin hükümsüzlüğüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
2- Öte yandan, asıl davada davacı tarafça davaya sunulan internet arama motoru çıktılarında davacıya ait ”devotrans” tanıtıcı işareti ile yapılan arama karşılığında, davalı ”…” sonucunun ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar, yargılama sırasında bu durumun sona erdiği belirtilmiş ise de davacıya ait tanıtma işaretinin iltibasa yol açılacak şekilde davalı tarafından bu şekildeki kullanıcının tespiti ve önlenmesini istemekte davacının hukuki yararı bulunmaktadır. O halde, dosyada mevcut internet çıktıları dikkate
alınarak söz konusu kullanımın haksız rekabete yol açtığının tespit ve önlenmesine karar verilmesi gerekirken bu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün davacı/karşı davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı/karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı/karşı davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 01/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.