YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3257
KARAR NO : 2017/5363
KARAR TARİHİ : 16.10.2017
MAHKEMESİ : …FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 17/12/2015 tarih ve 2015/122-2015/301 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili şirketin otomotiv sektöründe faaliyet gösteren tanınmış bir şirket olduğunu, “LEXUS” markasını Türkiye dahil dünyanın bir çok ülkesinde tescil ettirdiğini, davalı şirketin 163352 tescil numarası ile 25. sınıf mallar yönünden aynı markayı adına tescil ettirdiğini, ancak davalının markayı fiilen kullanmadığını ileri sürerek davalı adına tescilli “Lexus” markasının kullanılmaması nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili şirketin 1994 yılında kurulduğunu ve hem yurt içi hem de yurt dışına üretim ve satış yaptığını, davacının tescil tarihinin müvekkili markasından daha sonra olduğunu, markanın kullanılmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; davalının tişört, şort, kaban, bahçıvan elbisesi, ayakkabı, şapka, kemer ürünlerine ilişkin kullanımının bulunmadığı, kot kumaştan mamul pantolon, gömlek, etek, kapri ürünleri üzerinde ciddi kullanımlarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli “lexus” ibareli markanın 25. sınıfta “kot kumaştan mamul tişört, şort, kaban, bahçıvan elbisesi, şapka, ayakkabı, kemer” açısından iptaline ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kullanmama nedenine dayalı markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece, bozma ilamına uyularak yazılı şekilde, 556 sayılı KHK’nin 42/1-c bendinin Anayasa Mahkemesinin 09.04.2014 gün ve 2013/147 esas ve 2014/75 karar sayılı kararı ile iptal edildiği gözetilerek 556 sayılı KHK’nin 14. maddesi gereğince dava konusu markanın 25. sınıfta bazı ürünler yönünden kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmiştir. Ancak, karar tarihinden sonra 06.01.2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 14.12.2016 tarihli 2016/148 esas ve 2016/189 karar sayılı kararı ile 556 sayılı KHK’nin 14. maddesinin de iptaline karar verilmiştir. Bu durumda, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün resen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.