Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/3379 E. 2017/5392 K. 16.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3379
KARAR NO : 2017/5392
KARAR TARİHİ : 16.10.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/12/2015 tarih ve 2014/376-2015/874 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %33 hissesine sahip ortağı olduğunu, diğer ortakların ise müvekkilinin kardeşleri olduklarını, şirket kuruluş esas sözleşmesi ile müvekkilinin şirkete müdür olarak atandığını, şirket ortaklar kurulunun usulsüz toplanarak 22/02/2012 tarihinde müvekkilini müdürlükten azlettiklerini, bu konuda … 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/284 Esas sayılı dosyası üzerinden sözü geçen azil kararının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verildiğini, bu karara rağmen müvekkilinin davalı diğer ortaklar tarafından 03.11.2012 tarihli genel kurul toplantısında yeniden şirket müdürlüğü görevinden azledildiğini, müvekkilinin buna muhalif kaldığını, işbu kararın çağrı ve toplantı yeter sayısı gibi usullere aykırı olarak toplanan genel kurulda alındığını, esas sözleşme ile şirkete müdür atanan müvekkilinin genel kurul kararı ile azlinin mümkün olmadığını ileri sürerek müvekkilinin şirket müdürlüğünden azli ile ilgili genel kurul kararının iptaline karar verilmesini ve şirkete tedbiren kayyım atanmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının haklı nedenle şirket müdürlüğünden uzaklaştırıldığını, kararın usulüne uygun olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın, limited şirketlerde müdürün azline dair genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, şirket genel kurulunun herzaman yönetim kurulunu değiştirebileceği, genel kurulun bu yetkisinin kısıtlanamayacağı, dava konusu genel kurulun 03/11/2012 tarihinde yapıldığından 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6102 sayılı TTK’nin 630/1. maddesi gereğince genel kurulun şirket müdür veya müdürlerini görevden alabileceği veya yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabileceği, dava konusu 03/11/2012 tarihli genel kurula tüm ortakların davacı da dahil katıldığı, bu durumda çağrısız genel kurul toplantısının gerçekleştiği, ayrıca limited şirket genel kurul toplantılarında gündeme bağlılık prensibi söz konusu olmadığından ve genel kurul her zaman yöneticiyi görevden alabileceğinden davacı vekilinin aksine iddialarına itibar edilmediği, davacının %33 hissesine karşılık, kalan %67 hisse sahibi ortaklarca davacının müdürlük görevinden alınmasına karar verildiği, TTK’nin 620. maddesi gereğince salt çoğunluğun fazlasıyla sağlanarak işbu kararın alındığı, genel kurul toplantı tutanağında veya ticaret siciline tescil veya ilanda oy çokluğuyla alınan bir kararın oy birliğiyle yazılı olmasının maddi hata olup sonuca etkisi olmadığı, kararın içeriğinden oy dağılımı ve karar nisabının yeterli olduğu davacının davalı şirketin müdürlüğünden azline ilişkin 03/11/2012 tarihli ve 18 sayılı ortaklar kurulu kararının 8. maddesinin usul ve yasaya ve esas sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına her hangi bir aykırılığının tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirketlerde müdürün azline dair genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece limited şirket genel kurulunun, müdürleri herzaman azledebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, TTK’nin 617/3. maddesinin yollamasıyla, kıyasen limited şirketlere de uygulanması mümkün olan TTK’nin 364. maddesinde, şirket genel kurulunun, gündemde azille ilgili madde bulunması veya madde bulunmasa bile haklı sebebin varlığı halinde her zaman yönetim kurulu üyelerini görevden alabileceği belirtilmiştir. Somut olayda görevden alınmaya ilişkin genel kurul çağrısız olarak gerçekleştirilmiş olup, gündem belirlenmemiştir. Bu durumda genel kurulun ancak haklı sebebin varlığı halinde şirket müdürünün azline karar verebilmesi söz konusu olabileceğinden ve nitekim davalı tarafça, davacının haklı sebeple müdürlük görevinden alındığı savunulduğu halde, mahkemece haklı sebebin var olup olmadığı tartışılmadan yanılgılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.