YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7385
KARAR NO : 2017/5377
KARAR TARİHİ : 16.10.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/10/2015 tarih ve 2010/18-2015/580 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı banka ile dava dışı … arasında yapılan konut kredisi sözleşmesine müvekkilinin kefil olduğunu, davacının …’ın vefatı üzerine kredi borcu için ödeme yaptığını, 12.02.2007 tarihinde 12.000 TL, 20.03.2007 tarihinde 7.995 TL ödeme yapan müvekkiline davalı …’nin …bankın kaşesinin olduğu ve kendi imzasını taşıyan ödeme belgesi verdiğini, ancak bu bedellerin banka hesabına girmediğini ileri sürerek, şimdilik 8.000 TL’nin faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, 03.01.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 19.995 TL’ye çıkarmıştır.
Davalı … vekili, 20.03.2007 tarihli belgede müvekkilinin ismi ve imzasının bulunmadığını, 12.02.2007 tarihli 12.000 TL kasa fişlerinde de hiçbir şekilde isim ve imzası bulunmadığını, müvekkilinin kasa görevlisi ve yetkilisi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı banka vekili, 12.02.2007 tarihli 12.000 TL’yi davacının aynı gün geri çektiğini, 20.03.2007 tarihli tutara ilişkin ise müvekkili kayıtlarında herhangi bir kayıt olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı … için güveni kötüye kullanmak suçundan yapılan soruşturmada yeterli delil bulunamadığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, 12.02.2007 tarihli dekonttaki imzanın davalı …’ye ait olduğu, bu tarihte ölü olan kredi borçlusu … hesabına 12.000 TL yatırıldığı ve aynı gün çekildiğine dair dekontların mevcut olduğu, davacıdan bu bedeli tahsil edip sonra çıkış yapılmış gibi göstermek suretiyle ödenen bedelin banka kayıtlarına intikal ettirilmemesi ve üzerinde bırakılması nedeniyle davalı …’nin, belirtilen tarihte hesap sahibi ölü olduğu halde ödeme yapılmasına sebebiyet vermek, gerekli dikkat ve özeni göstermemekle çalışanının eyleminden davalı bankanın sorumlu olduğu, davalı bankanın … Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunduğu dilekçede bu hususun tevil yolu ile ikrar olunduğu, 20.03.2007 tarihli dekonttaki imzanın davalı … ya da … eli ürünü olduğuna dair bir tespit yapılamadığı, 7.995 TL’nin ise davalı banka kayıtlarında herhangi bir giriş ya da çıkışının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 12.000 TL’nin 12/02/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair, davalı banka vekilinin ise tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, bankacılık işlemleri nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalı bankaya, kefil olduğu dava dışı kişinin konut kredisi borcu için 12.000 TL ve 7.995 TL tutarında iki ödeme yapmasına rağmen, 7.995 TL’nin banka hesaplarına hiç geçirilmediğini, 12.000 TL’nin ise davalı banka tarafından kredi borçlusunun hesabına geçirildiğini fakat bu hesaptan da paranın aynı gün çekildiğini, bu nedenle her iki meblağın da yatıran sıfatıyla kendisine iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
Davalı banka, 02.10.2009 tarihli ceza mahkemesine hitaben düzenlediği yazıda 12.000 TL ve 7.995 TL tutarındaki makbuzların davalı … tarafından düzenlendiğini beyan etmiş, 7.995 TL’nin banka hesaplarına hiç geçmediğini, 12.000 TL’nin ise aynı gün hesaptan çekildiğini ve kredi borcuna mahsup edilmediğini savunmuştur. Davalı banka, çalışanının eyleminden dolayı 6098 sayılı TBK m.116 (eski BK m.100) gereğince sorumludur. Bu nedenle davalı çalışanı tarafından tahsil edilip hesaba geçirilmemiş olan 7.995 TL sorumlu olup, mahkemece yazılı gerekçeyle anılan meblağ yönünden davalı bankanın sorumlu olmadığına karar verilmesi doğru görülmeyip kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davalı …’nin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; mahkemece, 12.000 TL yönünden davalı … hakkında da davanın kabulüne karar verilmişse de, davalı … 12.000 TL’yi davacıdan tahsil edip dava dışı kredi borçlusu hesabına kaydetmiştir. Her ne kadar 12.000 TL aynı gün bu hesaptan çekilmiş ise de, parayı çekenin davalı … olduğuna dair herhangi bir delil bulunmadığı gibi, davalı hakkında soruşturma sonucunda delil yetersizliğinden verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar da itiraz üzerine kesinleşmiştir. Bu durumda 12.000 TL yönünden davalı … yönünden davanın kabulü de doğru olmayıp kararın adı geçen davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair, davalı banka vekilinin ise tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (3) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün anılan davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 614,79 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı …bank A.Ş’den alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 16/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.