Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/17199 E. 2017/22181 K. 19.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/17199
KARAR NO : 2017/22181
KARAR TARİHİ : 19.10.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 01.04.1999-16.09.2013 tarihleri arası davalıya ait hastane işyerinde alt işveren nezdinde çalıştığını iş sözleşmesini emeklilik gerekçesi feshettiğini beyanla kıdem tazminatı, genel tatil ve fazla mesai alacaklarını talep etmiştir.
Davalıların cevaplarının özeti:
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda, alınan bilirkişi raporuna göre yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalılar temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında dava dilekçesinde talep edilmeyen bir alacağın, ıslah dilekçesi ile talep edilip edilemeyeceği noktasında ihtilaf bulunmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun “taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26. maddesinde “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 176 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. İki taraf da duruşmada hazır iseler ıslah sözlü olarak yapılabilir. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur.
Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde yıllık ücretli izin isteminde bulunmamıştır. Bilirkişi raporunun ibrazından sonra ıslah dilekçesinde yıllık ücretli izin alacağını da talep etmiştir. Ancak dava dilekçesinde talep edilmeyen ve başından beri dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla dava konusu edilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. (HGK’nın 29.06.2011 gün, 2011/1-364 E.-2011/453 K., 15.06.2016 gün, 2014/4-1193 E.-2016/800 sayılı İlâmları) Davacı tarafça başvuru harcı yatırılmadığından, söz konusu dilekçenin, sadece yıllık ücretli izin alacağı talebi yönünden, ek dava olarak kabulü de söz konusu olamaz. Belirtilen nedenlerle, dava açma hakkı saklı kalmak kaydıyla yıllık ücretli izin alacağına ilişkin ıslah isteminin reddine karar vermek gerekirken bu alacak hakkında hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine 19.10.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.