Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/3913 E. 2017/6166 K. 14.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3913
KARAR NO : 2017/6166
KARAR TARİHİ : 14.11.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/11/2015 tarih ve 2014/705-2015/695 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı bankadan rotatif kredi kullandığını, uygulanan faiz oranı yüksek olduğu için müvekkilinin ödeme güçlüğü yaşadığını, bu nedenle kredinin yeniden yapılandırılması için taraflar arasında yeni bir kredi sözleşmesi hazırlandığını, bu kredi sözleşmesinin hükümlerinin müvekkilince anlaşılmadığını, müvekkilinin sözleşmeyi “okudum ama anlamadım” şerhi düşerek imzaladığını, sözleşme ile belirlenen faiz oranının bankanın uyguladığı emsal faiz oranlarından yüksek olduğunu, davalı bankaya faiz oranının düşürülmesi için ihtarname çektiklerini ancak gereğinin yapılmadığını ileri sürerek hukuka aykırı olarak alınan fazla ödemelerin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili banka ile davacı arasındaki kredi sözleşmeleri olduğunu, davacı tarafın ödeme güçlüğü yaşaması üzerine davacının durumunu iyileştiren bir protokol düzenlendiğini, sözleşmelerin geçerli ve hukuka uygun olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; asıl alacağın ödenmesinde gecikilmesi halinde yapılan ödemenin öncelikle faiz ve ferilere mahsubunda bir usulsüzlük bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin bağlayıcı olduğu, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı ve davalı vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince mahkemece, davanın harca esas değer olarak 10.000 TL gösterilmek suretiyle açılmış, daha sonra 27.02.2015 tarihli duruşmada “Davacı vekiline davayı tam davaya çevirmesi için süre verilmesine” karar verilmiş olup, davacı 30.03.2015 tarihinde tamamlama harcı yatırmak suretiyle dava değerini 84.000 TL’ye çıkarmıştır. Bu husus gözetilmeden hüküm fıkrasının 3 nolu bendinde “karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap olunan 1.500 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bu nedenle kararın davalı banka yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın hüküm fıkrasının 3 nolu bendinde geçen “1.500 TL” ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine “9.120 TL” ibaresinin eklenmesi suretiyle kararın davalı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 14/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.