YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6159
KARAR NO : 2017/14733
KARAR TARİHİ : 07.11.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, TMK’nun 713/2. fıkrasında açıklanan “ölüm” hukuki sebebine dayalı olarak dava konusu 5 ada 27 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyma kararı verilerek yapılan yargılama neticesinde, davanın kabulü ile dava konusu 5 ada 27 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın reddine dair önceki hüküm, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin 18.04.2014 gün 2014/3939 Esas, 2014/7695 Karar sayılı ilamı ile özet olarak “… öncelikle kayıt maliki bulunan…kızları …, … ve …’ya ait hasımlı veraset belgesinin (Hasım Hazine olacak) alınması için davacıya süre ve imkan tanınması, veraset belgesini dosyaya sunduklarında dava dışı mirasçılarına davanın yöneltilmesi ve onların huzuruyla davanın yürütülmesi,…. 29.11.1971 tarihinde kadastro beyannamesindeki mirasçılar ibaresinin hangi gerekçeyle tapu kaydına geçirilmediği hususlarının yerel Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulması, buna ilişkin bilgi ve belgelerin denetimi açısından getirtilip dosya arasına konulması….” gereğine işaret edilmek üzere bozulmuş, uyulan bozma ilamı neticesinde yukarıda yazılı şekilde karar verilmiştir.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK’nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya yirmi yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” hükmüne yer verilmiştir.
Tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesine imkan tanıyan TMK’nun 713/2. fıkrasında yer alan üç halden biri olan “…ölmüş…” ibaresi , “Anayasa Mahkemesi’nin 17.03.2011 tarih ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptal edilmişse de, Dairenin sapma göstermeyen uygulamalarında, Anayasa Mahkemesi’nce yürürlüğün durdurulmasına ilişkin kararın verildiği 17.02.2011 tarihine kadar hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğu kabul edilmektedir.
Somut olaya gelince; dosya kapsamından, dava konusu 5 ada 27 parsel sayılı taşınmazın, 22.11.1968 tarihinde yapılan tapulama çalışmalarında, K.sani 1299 tarih 616 sıra numaralı tapu kaydı ile Murta oğlu kerimeleri …, …, …adlarına kayıtlı olduğu, muhtelif tarihlerde öldükleri ve mirasçıları tarafından veraset ilamı ibraz edilmediği belirtilerek adlarına 1/3’er hisse ile tespit edildiği, (tutanağın beyanname kısmında Murat kızı … mirasçıları, Murat kızı … mirasçıları, Murat kızı …mirasçıları denilmiş ancak malik hanesinde …, … ve …olarak yazılmıştır), Salim Çelebi tarafından itiraz edildiği ve 18.5.1971 tarihli komisyon kararı ile itirazı reddedilerek tespit gibi 29.11.1971 tarihinde tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır. Dairenin bozma ilamından sonra davacı tarafından Hazine hasım gösterilmek üzere açılan Kaynarca Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/33 Esas sayılı dosyasında Murat kızı …’nin, 2015/34 Esas sayılı dosyasında Murat kızı …’nin, 2015/35 Esas sayılı dosyasında Murat kızı Fatma’nın mirasçılık belgesinin verilmesinin talep edildiği, 2015/33E-162K sayılı ilam ile Murat kızı …’nin, 2015/34E-163K sayılı ilam ile Murat kızı …’nin, 2015/35E-164K sayılı ilam ile Murat kızı Fatma’nın mirasçıları tespit edilemediğinden TMK 501. maddesi gereğince mirasının devlete ait ve intikaline karar verildiği görülmektedir.
Şu halde, tapu kaydındaki açıklamalar ve tüm dosya kapsamına göre kayıt malikleri …, … ve …bir dönem yaşamış ancak mirasçı bırakmadan ölmüş, TMK’nun 501.maddesi uyarınca son mirasçı olarak geriye Maliye Hazinesini (Devleti) bırakmıştır. Başka bir anlatımla dava konusu taşınmaz kanun uyarınca Hazineye kalmıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 33. maddesi ile genel hüküm niteliğinde olan aynı Kanun’un 18. maddesine göre, kanunlar uyarınca Devlete kalan taşınmaz malların, tapuda kayıtlı olsun veya olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilmesi mümkün değildir. Bu sebeple, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
SONUÇ: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle usul ve kanuna aykırı görülen yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi uyarınca 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre yargılama giderlerine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 07.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.