Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2017/3758 E. 2017/8955 K. 16.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3758
KARAR NO : 2017/8955
KARAR TARİHİ : 16.11.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi

Taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 89/1. ve 62. maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun’un 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve anılan Kanun’un 53. maddesinde yazılı haklardan yoksun bırakılmasına dair Kırıkkale 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/12/2016 tarihli ve 2015/488 Esas, 2016/745 Karar sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 25/07/2017 gün ve 94660652-105-71-5401-2017-KYB istemini içeren yazısı ekinde bulunan dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07/08/2017 gün ve KYB-2017/48029 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58/4. maddesinde “kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükmü uygulanmaz” hükmüne yer verildiği, sanığın tekerrüre esas alınan Kırıkkale 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/10/2014 tarihli ve 2014/289 esas, 2014/413 sayılı kararının ise 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 13/1. maddesine muhalefet ve genel güvenliği kasten tehlikeye sokmak suçlarına ilişkin olduğu, dolayısıyla kasıtlı suçun taksirli suçta tekerrüre esas alınamayacağı nazara alındığında, hükmolunan cezanın yazılı şekilde mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde ve Yargıtay 8. Ceza Dairesinin benzer bir olay sebebiyle vermiş olduğu 09/04/2007 tarihli ve 2007/3365-2892 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesine göre belli haklardan yoksun bırakma kararı verilebilmesi için, kişi hakkında kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, taksirli suçtan dolayı hapis cezasına hükmolunan sanık hakkında anılan maddedeki haklardan yoksun bırakılmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 25/07/2017 gün ve 94660652-105-71-5401-2017-KYB sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07/08/2017 gün ve KYB-2017/48029 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığa ait dosya kapsamında mevcut adli sicil kaydı incelendiğinde, tekerrüre esas alınan sabıkasının kasıtlı suça ilişkin olduğu, TCK’nın 58/4. maddesi uyarınca kasıtlı suça ilişkin mahkumiyetin, taksirli suç açısından tekerrüre esas alınamayacağının ve 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarının taksirli suçlarda uygulama olanağı bulunmadığı gözetilmeden anılan madde ile sanık hakkında hak yoksunluğuna hükmedilmesinde isabet görülmemekle;
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Kırıkkale 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/10/2014 tarihli ve 2014/289 esas, 2014/413 sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4-d maddesindeki “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklindeki düzenleme gereği bozma nedenine göre uygulama yapılarak, sanık hakkında TCK’nın 58. maddesindeki tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin hükmün 7. paragrafının ve TCK’nın 53. maddenin uygulanmasına ilişkin hükmün 6.paragrafının hükümden çıkarılmasına, hüküm fıkrasındaki diğer hususların aynen bırakılmasına, infazın ve müteakip işlemlerin mahallinde buna göre yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.