Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/4287 E. 2017/5952 K. 01.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4287
KARAR NO : 2017/5952
KARAR TARİHİ : 01.11.2017

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/12/2015 tarih ve 2014/526-2015/332 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin 2012/… numaralı “…” ibareli marka başvurusuna davalının 2010/… “…”, 2007/27878 sayılı www.logo go.com.tr, 2007/… sayılı “…” ve 2007/… “…” ibareli markalarını mesnet göstererek yaptığı itirazın kabul edildiğini, oysa ki taraflara ait markalar arasında benzerliğin bulunmadığını, tarafların faaliyet gösterdikleri sektördeki tüketicilerin eğitim seviyesinin yüksek olduğunu, … kelimesinin bütün sektörlerde sıklıkla kullanıldığını, müvekkilinin “…” ibaresinin yanında yer alan “…” ibaresinin taraf markaları arasındaki farklılığı arttırdığını ileri sürerek TPE YİDK kararının iptali ile “…” markasının müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili; YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davalının “…” esas unsurlu markasının davacı markasında aynen yer aldığını, … ibaresinin ilgili sınıfta ve bilgi teknolojilerinde sıkça kullanıldığını ve markaya ayırt edicilik katmadığını, “…” ibaresinin baskın ve ayırt edici unsur olduğunu, itiraza mesnet diğer markalarda “…” ibaresinin “…” ibaresinden daha küçük puntolarla ve geri planda yazıldığını, bu nedenle markalardaki kullanımı ve konumlandırılışı gözönüne alındığında “…” ibaresinin markaların esas unsuru olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili; davacının … markasında müvekkilinin “…” markalarını birebir kullandığını, yazım karakterinin de benzetildiğini, müvekkilinin markasındaki “…” ibaresinin çatı marka niteliğinde olduğunu, bu ibarenin diğer unsurlara göre daha küçük olarak geri planda yazıldığını, davacı ile müvekkilinin aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğini ve tüketici nezdinde iltibas yaratacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; aynı sınıftaki mal ve hizmetler yönünden davacının “…” marka başvurusu ile davalının … … …+şekil www.logo-go.com.tr, …+şekil, … …+şekil ibareli tescilli markaları arasında kullanılan renk, tasarım ve bir bütün olarak bıraktığı algı ve izlenim itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin davacının “…” ibareli başvuru markasının farklı bir marka olduğunu algılayabileceği ve yanılgıya düşmeyeceği, başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığı, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında taraf markaları arasında iltibasın bulunmadığı, 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesinin uygulanmasının sözkonusu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, TPE YİDK kararının iptali ile başvurusu konusu “…” markasının davacı adına tescili istemine ilişkin olup, mahkemece, 556 sayılı KHK’nin 8/1-b. bendi anlamında iltibastan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının başvuru konusu “…” ibareli markasının kapsamında 9. 38. ve 42 sınıf mal ve hizmetlerin bulunduğu, davalının tescilli “…” “… … +şekil” “… …” “…”markalarının kapsamında ise 9.35.38. ve 42. sınıf mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır. 556 sayılı KHK’nin 8/1-b. maddesi uyarınca, daha önce tescil edilmiş veya daha eski tarihte tescili için başvuruda bulunulmuş marka ile karıştırılma ihtimali olan bulunan marka tescil edilemez. Davacının markası “…” iken, davalının da daha eski tarihli tescilli “…” markası mevcut olup her iki markada da “…” ibaresi müşterek olduğu gibi tescil kapsamları da aynı, aynı tür veya benzerdir. Kaldı ki davalının “…” ibaresini taşıyan çok sayıda tescilli markası olup, davacı “…” ibaresini aynen içerecek şekilde ve aynı sınıflarda marka tescil başvurusunda bulunarak davalının seri niteliğindeki markaları arasında iltibas tehlikesi bulunmaktadır. Bu durumda, davalı markasının tek ve esaslı unsuru “…” ibaresinden oluştuğu, davacı markasında da aynı ibarenin yer aldığı dikkate alındığında, 556 sayılı KHK’nin 8/1-b. bendi uyarınca işaretler arasında ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek derecede benzerlik olduğu halde, yazılı gerekçelerle davanın kabulü isabetli olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin ve davalı TPE vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 01/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.