YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11324
KARAR NO : 2017/15240
KARAR TARİHİ : 14.11.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3. kişi vekili, 15.05.2013 tarihli haciz işleminde müvekkiline ait malların haczedildiğini öne sürerek istihkak iddialarının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili,davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; haciz esnasında borçlu şirkete ait belgeler bulunduğu, davacı 3. kişi şirket ile borçlu şirket arasında organik bağ olduğu, borçlu şirketin ticaret sicil kayıtlarında yer alan adresinin takip dayanağı çekin keşide tarihinden yaklaşık yirmi beş gün öncesine kadar haciz adresi olduğu, adres değişikliği öncesinde de 3. kişi şirket ile borçlu şirketin yaklaşık dört yıl kadar haciz adresinde birlikte faaliyet gösterdikleri, 3. kişi tarafından ibraz edilen faturaların ayırt edici özelliklerinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı 3.kişi vekili temyiz etmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1-İstihkak davalarında, geçerli bir haczin varlığı davanın ön koşullarından biridir. Haczin mevcut olup olmadığının, mahkemece, davanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de; takip dosyasının UYAP üzerinden incelenmesinde karar tarihinden sonra 21.11.2016 tarihinde davalı alacaklı vekilinin takibe konu alacağın haricen tahsil edildiğini beyan edip mevcut hacizlerin fekkini talep ettiği, 23.11.2016 tarihinde de haricen tahsil harcını yatırdığı anlaşılmakla,mahkemece bu yönde araştırma yapılıp takip dosyasının gelmiş olduğu durum dikkate alınmak suretiyle istihkak davası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bu nedenle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı 3. kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 14.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.