YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/20773
KARAR NO : 2017/14826
KARAR TARİHİ : 08.11.2017
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı … vekili, dava dilekçesinde belirtilen taşınmaz ve araç nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuştur.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne ve 15.000-TL katkı alacağının dava tarihi olan 04.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı vekilinin tasfiyeye konu 184 ada 139 parseldeki 1/2 hisse ile üzerindeki binaya ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, 23.03.2015 tarihli bilirkişi Prof.Dr.Ahmet Kılıçoğlu’nun raporu doğrultusunda taleple bağlılık ilkesi gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilmişse de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; dosya arasında bulunan 30.10.2013 tarihli inşaat mühendisi bilirkişi raporunda 570.00 m2 yüzölçümüne sahip 184 ada 139 parsel sayılı taşınmazın 1/2’sinin arsa değerinin dava tarihi itibariyle 45.600-TL, bu 1/2 hisseye isabet eden bölüm üzerindeki bina ve müştemilatın değerinin dava tarihi itibariyle 109.810-TL, arsa, müştemilat ve binanın toplam değerinin dava tarihi itibariyle 155.410-TL olduğu bildirilmiştir. Ne var ki; 23.03.2015 havale tarihli hesap bilirkişi raporunda hataya düşülerek dava tarihinde taşınmazın toplam rayiç değerinin 155.410-TL olduğu, davalının 1/2 hisse sahibi olması nedeniyle dava tarihi itibariyle bu taşınmazda 77.705-TL’lik bir mal sahibi olduğu kabul edilmiş ve tarafların katkı oranının 1/2 olarak kabulü ile bu değerin 1/2’si olan 38.852,50-TL’nin davacının davalıdan isteyebileceği katkı payı alacağı olduğu belirtilmiştir. Davacı tarafın hesap raporuna itirazı üzerine inşaat mühendisi bilirkişiden ek rapor alınmış, inşaat mühendisi bilirkişi 23.06.2015 tarihli ek raporunda, taşınmaz üzerinde bitişik iki tane bina olduğunu, taralı olmayan binanın dava dışı …’a ait olduğunu, bu kısma ait herhangi bir bina değerinin ilk raporunda hesaplanmadığını, dava konusu taşınmazın taralı olan bölümde bulunan bina ve müştemilatın tamamı olduğunu, ilk raporunda krokide taralı kısımdaki bina ve müştemilata ait toplam değerin bulunduğunu, arsa payı değeri hesaplanırken davalının tapudaki hissesi oranında 1/2’si alınarak arsa değerinin hesaplandığını, dava tarihi itibariyle davalıya ait binanın arsa değerinin 45.600-TL, krokide taralı kısımdaki davalıya ait bina ve müştemilatın toplam değerinin 109.810-TL, dolayısıyla davalıya ait arsa, bina ve müştemilatın toplam değerinin 155.410-TL olduğunu belirtmiştir. Görüldüğü üzere, 23.03.2015 havale tarihli hesap raporu ile 23.06.2015 tarihli inşaat mühendisi bilirkişi ek raporu arasında taşınmaz hissesi ile üzerindeki bina ve müştemilatın değerine ilişkin çelişki buulunmaktadır. Ne var ki, mahkemece bu çelişkinin giderilmesi için hesap bilirkişisinden ek rapor alınmadan 23.03.2015 havale tarihli hesap raporu doğrultusunda hüküm tesisi yoluna gidilmiştir. Mahkemece, dosya içerisinde bulunan 23.06.2015 tarihli inşaat mühendisi ek bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın yarı arsa değeri ile krokide taralı olan kısımdaki davalıya ait bina ve müştemilat değeri toplamının 155.410-TL olduğu belirlendiğine göre bu değer üzerinden katkı payı alacağı hesabı yapılarak davacının talebi de dikkate alınmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı hesaplama içeren 23.03.2015 havale tarihli hesap raporu doğrultusunda karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin tasfiye konu taşınmaz hissesi ve üzerindeki binaya ilişkin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle REDDİNE, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.