Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/11950 E. 2017/13058 K. 17.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11950
KARAR NO : 2017/13058
KARAR TARİHİ : 17.10.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Terkin

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı … vekili, dava konusu 171 parsel sayılı taşınmazın 748,71 m2’lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını belirterek tapu kaydının iptali ile tescil harici bırakılarak kamuya terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kabulü ile 171 parselde kayıtlı taşınmazın davacı tarafın ve bilirkişi raporu eki krokide olduğu şekilde 748,71 m2’lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığının tespiti ile bu alanın tescil harici bırakılmasına, 19.3.2015 havale tarihli dava dilekçesi eki ve 24.11.2014 tarihli fen bilirkişi raporu eki krokinin kararın eki sayılmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Dava, devletin hüküm ve tasarrufu altında kıyı niteliğindeki yere ilişkin tapu iptali ve terkin isteğine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile dava konusu taşınmazda kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı belirlenen 748,71 m2lik kısmın tescil harici bırakılmasına karar verilmiş ise de, hükme esas alınan rapor ve krokilerin infaza elverişli olmadığı görülmüştür. 24.10.2014 tarihinde yapılan keşif neticesinde, fen bilirkişi Kemal Ziya Koşaner tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan 24.11.2014 havale tarihli raporda; dosya içerisinde mevcut kıyı kenar haritasına göre ekli krokide A harfi ile gösterilen 748,71 m2’lik kısmın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı belirtilmiş, A harfi ile taralı olarak gösterilen kısım ile yine hükme esas alınan 19.3.2015 havale tarihli dava dilekçesi eki krokide gösterilen kısımların birbiri ile örtüşmediği, fen bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen kısmın 172 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığı saptanmıştır. Bundan ayrı yine fen bilirkişi tarafından, idare tarafından belirlenen kıyı kenar çizgisi ile 28.1.2015 havale tarihli, 2 jeoloji, 1 jeomofolog, 1 … mühendisi, 1 harita mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda belirtilen kıyı kenar çizgisi ayrı ayrı çizilerek kroki üzerinde işaretlenmediğinden, hangi kıyı kenar çizgisinin esas alınarak hüküm kurulduğu konusunda da tereddüt oluşmuştur.
6100 sayılı HMK’nın 297/2 maddesi hükmünde taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli biçimde hüküm kurulması zorunludur.
O halde mahkemece yapılacak iş; üç jeolog ya da jeomorfolog, bir harita mühendisi ve bir … mühendisinden oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla dava konusu taşınmazların başında yeniden keşif yapılması, taşınmaza ait tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tedavüllerine esas tüm belgeler getirtilip keşifte uygulanması, ihtiyaç olması halinde taşınmazın farklı noktalarında gözlem çukurları açılarak bu çukurlardan alınan verilerin incelenmesi, açılan gözlem çukurlarının harita üzerinde işaretlenerek gösterilmesi ve topoğrafik memleket haritalarından da yararlanılarak kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi, keşfen tespit edilen kıyı kenar çizgisi ile idare tarafından belirlenen kıyı kenar çizgisinin ayrı ayrı fen bilirkişi tarafından tereddüte mahal bırakmayacak şekilde kroki üzerinde gösterilmesinin sağlanmasından sonra karar verilmesi gerekirken, infaza elverişli olmayan rapor ve krokilerin esas alınması doğru olmamıştır.
Kabule göre de; tapu iptali ve terkin davalarında iptal kararı verilmeden doğrudan ”tescil harici bırakılmasına” karar verilmesi mümkün olmayıp karışıklığa neden olabileceğinden, bundan kaçınılması gereklidir. Mahkemece, kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı değerlendirilen kısım için iptal kararı verilmeksizin doğrudan tescil harici bırakılmasına karar verilmesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davalının itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalının sair temyiz itirazlarının (1.) nolu bent uyarınca reddine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 17/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.