YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15601
KARAR NO : 2014/16364
KARAR TARİHİ : 18.09.2014
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
Ali Sarpgeçti ile … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne kısmen reddine dair ….. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 18.10.2012 gün ve 449/413 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, davalı adına kayıtlı olan 23 ada 2 parselin 175 m2’sinin 15.02.1978 tarihinde davacı tarafından satın alınıp üzerine ev inşa edildiğini ve evin yapımından sonra aynı taşınmazın 102 m2’sinin daha satın alındığını açıklayarak, 277 m2’lik kısmın tapusunun iptaliyle davacı adına müstakil ve bu mümkün olmaz ise paylı olarak tesciline karar verilmesini istemiş, 09.02.2012 tarihli yargılama oturumunda tapu ipali ve tescil isteğinin reddi halinde taşınmazın satın alınan kısmının rayiç bedelinin tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesini savunmuşken davalı 02.05.2012 tarihli yargılama oturumunda 15.02.1978 tarihli satış sözleşmesine konu 175 m2’lik yer bakımından açılan davayı kabul ettiğini bildirmiştir.
Mahkemece, hak düşürücü süre nedeniyle tapu iptali ve tescil isteğinin reddine, 15.02.1978 tarihli satış sözleşmesine konu 175 m2 için ödenen satış bedelinin dava tarihinde ulaştığı 62.982,51 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kazanmayı sağlayan zilyetlik, hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK’nun 713/1, ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddeleri gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına yönelik tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece 15.02.1978 tarihli harici satış sözleşmesindeki satış bedelinin dava tarihinde ulaşmış olduğu değerin davalıdan tahsiline karar verilmişse de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Dava konusu 23 ada 2 parsel 1985 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda hükmen davalı adına tapuya tescil edilmiştir. Davacı kadastro öncesi nedenlere dayanmakta olup kadastro tutanağının kesinleştiği 29.05.1985 tarihinden eldeki davanın açıldığı 04.11.2011 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3 maddesindeki hak düşürücü süre geçmişse de, davalı 02.05.2012 tarihli yargılama oturumunda 15.02.1978 tarihli satış sözleşmesine konu 175 m2’lik yer bakımından açılan davayı kabul ettiğini bildirmiş ve
beyanını imzasıyla tasdik etmiştir. Kabul 6100 sayılı HMK’nun 311. maddesi gereğince kesin hükmün sonuçlarını doğurur ve yapıldığı tarihten itibaren hüküm ifade eder. Hal böyle iken terditli açılan davada tapu iptali ve tescil şeklindeki asıl istemin davalı tarafından kısmi olarak kabul edildiği gözönünde tutulmadan bedele hükmedilmişir.
Bu halde mahkemece, 15.02.1978 tarihli satış sözleşmesine konu 175 m2’nin ifrazı mümkün olmadığından davalı üzerindeki kaydın iptaliyle 3402 sayılı Kadasro Kanunu’nun 15/2 maddesi uyarınca paylı olarak davacı adına tesciline karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüne, yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 388/4., HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine ve 935,50 peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 18.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.