YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/20629
KARAR NO : 2016/15502
KARAR TARİHİ : 29.06.2016
MAHKEMESİ : İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, iş güvencesi tazminatı ile boşta geçen süre ücreti, fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı işyerinde santral şefi olarak çalışmakta iken iş akdinin haksız olarak feshedilmesi üzerine açtığı işe iade davasında feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verildiğini ve bu kararın kesinleşmesi üzerine kanuni süresi içinde yaptığı işe iade başvurusunun işverence yasal 1 aylık süre içinde kabul edilmediği gibi hak ve alacaklarının da ödenmediğini iddia ederek, kıdem ve ihbar tazminatı, iş güvencesi tazminatı, boşta geçen süre ücreti ile fazla çalışma ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Davacı işçi kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer bazı işçilik alacaklarını talep etmiş, mahkemece isteklerin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece verilen karar kıdem tazminatının hatalı hizmet süresine göre hüküm altına alınması, ayrıca hükmedilen miktarların brüt mü yoksa net mi olduğunun kararda gösterilmemesi sebepleriyle Dairemizce bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda kıdem isteği hüküm altına alınmıştır, diğer alacak kalemleri hakkında yeniden hüküm kurulmamış, bozma ilamına değinilerek herhangi bir gerekçe oluşturulmamıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297nci maddesi uyarınca, Mahkeme kararlarının;
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi, içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur.
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu – 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
Bozma ilamında “aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir” denilmek suretiyle kararın bozma dışında bırakılan hususlarının kesinleştiği (artık farklı bir hüküm tesis olunamaz) kuşkusuz olmakla birlikte bu kesinleşme maddi anlamda kesin hüküm (kaziyei muhkeme) olmayıp, usuli kazanılmış hak niteliğindedir.
Nitekim yeni bir yasal düzenleme veya İ.B.K.bulunmadığına göre halen yürürlükte bulunan ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunu, Daireleri ve Adliye Mahkemelerini bağlayıcı nitelikteki 04.02.1959 gün ve 13/5 ve 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı içtihadı birleştirme kararlarında da bozma kararının kapsamı dışında tutulan hususlar bakımından ancak usuli kazanılmış haktan söz edilebileceği açıkça ifade olunmuştur.
Bir davada, mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine ( diğeri aleyhine) doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hak olarak tanımladığı usuli muktesep hakkı Hukuk Muhakemeleri Usulü adlı eserinin 5 nci baskısının 4 ncü cildinde 3411 ila 3442 nci sayfalar arasında incelemiş olan sayın Prof. Dr. Baki Kuru’da yukarıda değinilen içtihadı birleştirme kararlarına atıfla mahkemenin kararının davacının taleplerinden birisine ilişkin bölümünün Yargıtay’ca bozma kararının kapsamı dışında bırakılmasının kesin hüküm olarak değil usule ilişkin kazanılmış hak olarak değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğunu, anılan içtihadı birleştirme kararlarının sayın Prof. Dr. Üstündağ ile Sayın Prof. Dr. Postacıoğlu tarafından da aynı şekilde yorumlandığını belirtmiştir. ( aynı eser sahife 3432).
Bozma kararı ile ilk hüküm ifa kabiliyetini yitirir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.09.1991 tarih ve 281-415 ve 25.09.1991 tarih ve 355-440 sayılı kararları)
Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hüküm olup, bu yeni hükmün, tüm istekleri karşılar nitelikte yeniden yazılması gerekir. Mahkemenin bu usule uymaması hatalıdır.
Kaldı ki, bozma ilamında ayrıca hükmedilen miktarların net mi yoksa brüt mü olduğunun gösterilmemesi hususu da ayrı bir bozma nedeni yapılmış olup, buna rağmen ilk kararda bozma nedeni yapılmayan kalemler yönünden miktarların net mi yoksa brüt mü olduğunun gösterilmemesi de eksiktir. Bu yönüyle bozma ilamı gereğinin tam olarak ifa edildiğinden de bahsedilemez.
Mahkemece bu yönler gözetilmeksizin talep konusu alacakların tamamı için yeniden hüküm kurulmaması hatalı olup, bozmayı gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 29.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.