YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/18160
KARAR NO : 2017/5869
KARAR TARİHİ : 23.05.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I. Suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hâkimin takdirine göre; suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Suça sürüklenen çocuk hakkında hükmedilen adli para cezası taksitlendirilirken TCK’nın 52/4. fıkrasının yazılmaması ve hapis cezasından çevrilmiş olsa dahi sonuç itibari ile hükmolunan adli para cezalarının ödenmemesi halinde hapis cezasına dönüştürülemeyeceğinin gözetilmemesi suretiyle 5275 sayılı Kanunun 106/4. maddesine aykırı, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle itiraz gibi BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, taksitlendirmeye ilgili hüküm fıkrasına “52/4″ maddesinin eklenmesine ve aynı fıkradan ” ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine” ilişkin bölümün çıkartılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II. Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Suça sürüklenen çocuk hakkında koşulları bulunmadığı halde TCK’nın 145. maddesinin uygulanması,
2-25.01.2011 tarihli tutanak içeriğine göre, suça sürüklenen çocuk ve sanık …’ın ellerinde çuvalla görülmesi üzerine sorulduğunda, sanığın çuvalın içinde kablo olduğunu ve aldıkları yeri söylemesi üzerine, müştekinin herhangi bir başvurusu olmadan önce kabloların iadesini sağladığının anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuk hakkında TCK’nın 168/1. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
3-Suça sürüklenen çocuk hakkında hükmedilen adli para cezası taksitlendirilirken TCK’nın 52/4. fıkrasının yazılmaması ve hapis cezasından çevrilmiş olsa dahi sonuç itibari ile hükmolunan adli para cezalarının ödenmemesi halinde hapis cezasına dönüştürülemeyeceğinin gözetilmemesi suretiyle 5275 sayılı Kanunun 106/4. maddesine aykırı yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk …’ın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 23.05.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.