Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/10613 E. 2017/2310 K. 22.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/10613
KARAR NO : 2017/2310
KARAR TARİHİ : 22.03.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Hakaret, özel hayatın gizliliğini ihlal
Suç Tarihleri : 15/10/2012-25/10/2012
Hükümler : 1- Sanık … hakkında hakaret suçundan dolayı TCK’nın 125/2, 52/2. maddeleri gereğince mahkumiyet
2- Sanık … hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı TCK’nın 134/2-1, 53/1-2-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
3- Sanık … hakkında hakaret ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından dolayı beraat

Hakaret ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından sanık …’in mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık …, sanık …’ın beraatine ilişkin hükümler, katılan … vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A) Sanık … hakkında hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık …’in temyiz isteminin incelenmesinde;
Anayasa Mahkemesinin 07.10.2009 gün ve 27369 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanıp, yayımından itibaren bir yıl sonra 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe giren, 23.07.2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 karar sayılı iptal hükmünün yürürlüğe girdiği tarihe kadar 5237 sayılı TCK’nın 50 ve 52. maddeleri ve 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca doğrudan hükmedilip, başkaca hak mahrumiyeti içermeyen 2000 TL’ye kadar (2000 TL dahil) adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet hükümleri 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanun’un 305. maddesi gereğince kesin nitelikte olup, 07.10.2010 ila 6217 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihine kadar ise mahkumiyet hükümlerinin hiçbir istisna öngörülmeksizin temyizinin mümkün olduğu, 14.04.2011 ve sonrasında ise, doğrudan hükmedilen 3000 TL’ye kadar (3000 TL dahil) adli para cezalarının 5320 sayılı Kanun’un Geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğu anlaşılmakla; 20.06.2014 tarihinde doğrudan hükmedilen 3000 TL’den ibaret mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE,
B) Sanık … hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik katılan … vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık … hakkında TCK’nın 134/2. maddesinin uygulanmasının talep edildiği 26.12.2013 tarihli iddianamde, sanık …’ın, katılan …’in resmi nikahlı eşi olan katılan …’a ait çıplak görüntüleri kaydederek, katılan …’e gönderdiğinin iddia edilmesi ve özel hayatın gizliliği hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı olan haklardan olması nedeniyle şikayet ve davaya katılma hakkının özel hayatının gizliliği ihlal edilen katılan …’a ait olması karşısında, katılan …’ın resmi nikahlı eşi olan katılan …’in, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suçtan dolayı doğrudan zarar görmediği ve katılan …’a yönelik özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan açılan davaya katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeden katılmasına karar verilmiş olmasının hukuki değerden yoksun olduğu anlaşılmakla, sanık … hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik katılan … vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince isteme aykırı olarak REDDİNE,
C) Sanık … hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık …’in ve sanık … hakkında hakaret suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik katılan … vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesine gelince;
1- Dosya kapsamına göre; Adana’nın Çukurova ilçesinde yaşayan ve Adana’nın Seyhan ilçesinde spor salonu işleten katılan … ile adı geçenin resmi nikahlı eşi olup, işi nedeniyle daha çok Kazakistan’da olan katılan … arasında ailevi nedenlerden dolayı anlaşmazlık olduğu ve ancak çocukları nedeniyle bir araya geldikleri dönemde, katılan …’ın resmi nikahlı eşi olan katılan …’e ait elektronik posta hesaplarına, [email protected] adresinden 15.10.2012 tarihinde, “…Benim Nuran Hanım’la ilişkim oldu, beraber olduk, sizi benimle aldattı…Beni de başka biri ile aldattı…Beni aldattığı kişi ise Mehmet Şekerci, numarasını vereyim, 05079… Benim adım Mehmet Kemal…”, 16.10.2012 tarihinde, “…Siz inanmamaya devam edin, karınızı başkaları kullanmaya devam etsin, bu kadar geniş olmayın.”, [email protected] adresinden 17.10.2012 tarihinde, “…Ayrıca bu adama yaklaşık bir sene önce salonun saunasında göğüslerini emdirip adamınkini ağzına almış mı almamış mı, sorun bunu Nuran Hanım’a.”, [email protected] adresinden 17.10.2012 tarihinde, “…Bu adama yaklaşık bir sene önce salonun saunasında göğüslerini emdirdi…Ya çok geniş bir insansınız ya da boynuzlarınız uzamış…”, [email protected] adresinden 23.10.2012 tarihinde, “…İnanmıyorsanız telefon numaram 05349… Mehmet Kemal…”, 25.10.2012 tarihinde, “…Özellikle kızınız bizim ilişkimizi biliyordu, yazıştığı kişi [email protected], yani, benim Mehmet Şekerci olarak bildiğim kişi, o daha önce size gönderdiğim o resimler de, o konuşmalardan alıntıdır, karşısındakine yaptığı şovdan.”, “…Mersin’e gittiğimizde sadece Nuran Hanım yoktu, çocuklar, kızınız ve oğullarınız da vardı…” şeklindeki mesajlarla katılan …’ın çıplak ya da yarı çıplak cinsel içerikli resimlerinin gönderilmesi ve katılan … vekilinin Adana Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 14.12.2012 havale tarihli şikayet dilekçesi üzerine başlatılan adli soruşturma sonunda, sanıklar Mehmet Kemal ve Fırat’ın, katılan …’in resmi nikahlı eşi olan diğer katılan … ile internet üzerinden kamera ile görüşme yaparken kaydettikleri katılan …’ın çıplak görüntülerini ve hakaret içeren mesajları, katılan …’in elektronik posta hesaplarına göndererek, özel hayatın gizliliğini ihlal ve hakaret suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda,
Sanık … hakkında hakaret suçundan kurulan mahkumiyet, sanık … hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin reddine karar verilmesinden dolayı sanık … hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan mahkumiyet ve sanık … hakkında hakaret suçundan kurulan beraat hükümleri ile sınırlı olarak yapılan incelemede:
İncelenen dosyada, sanık …; yüzbaşı rütbesinde muvazzaf subay olup, katılan …’ı, eşinin, Adana ilinde gittiği spor salonunun sahibi ve eğitmeni olması ve eşinin de dahil olduğu birkaç yemekte bir araya gelmeleri nedeniyle 3 yıldan beri tanıdığını, en son 2013 yılı Şubat ayında kullandığı 05079… numaralı GSM hattından daha önce hiç tanımadığı sanık …’i arayıp, detayını hatırlamadığı bir görüşme yapmakla beraber bu esnada kendisini Mehmet Şekerci olarak tanıtmadığını, [email protected] adresinden 25.10.2012 tarihinde gönderilen “…Özellikle kızınız bizim ilişkimizi biliyordu, yazıştığı kişi [email protected], yani, benim Mehmet Şekerci olarak bildiğim kişi, o daha önce size gönderdiğim o resimler de, o konuşmalardan alıntıdır, karşısındakine yaptığı şovdan.” şeklindeki mesajda yer alan [email protected] elektronik posta hesabının kendisine ait olduğunu; ancak, bu elektronik posta hesabından, 2013 yılı Temmuz ya da Ağustos ayında, bilgisi dışında, katılan …’e elektronik iletiler gönderildiğini tespit edip, [email protected] elektronik posta hesabının şifresini değiştirdiğini, katılan …’e mesajların gönderildiği IP adresi olarak tespit edilen Adana’nın Çukurova ilçesindeki askeri lojmanda geçici olarak oturduğu dönemde abonesi olduğu GSM hattı üzerinden açtırdığı kablosuz interneti hala kapatmadığını, katılan …’ın sahibi olduğu spor salonunun askeri lojmanın yanında ve katılan …’ın askeri personelden birçok arkadaşı olup, katılan …’e mesajların gönderildiği tarihte Şırnak Şenoba’daki görev yerinde bulunduğundan iddiaya konu eylemleri başkalarının gerçekleştirmiş olabileceğini, katılan …’i tanımamakla beraber yaptığı araştırmada katılan …’in, eşi olan diğer katılan …’a, boşanma davası sonunda tazminat ödememek için kendisi ile katılan … arasında duygusal bir ilişki olduğunu gösterme gayretiyle asılsız ithamlarda bulunduğunu tespit ettiğini, katılan …’la duygusal bir ilişisinin olmadığını beyanla suçlamaları kabul etmemiş ve katılan …; resmi nikahlı eşi olan katılan … ile 10 yıl Kazakistan’da beraber yaşadıktan sonra 4 yıl önce çocukları ile birlikte Türkiye’ye dönüş yaptığını ve son 4 yıldır eşi ile ayrı yaşadıklarını, eşi tarafından gösterilmesi üzerine iddiaya konu mesajlardan ve görüntülerinden haberdar olduğunu, bu görüntülerin ne zaman ve kim tarafından çekildiğini bilmediğini; ancak, eşinin Kazakistan’da bir kadınla beraber olduğunu duyup sinirlenerek, tarihini ve kim olduğunu hatırlamadığı biri ile MSN’de görüştüğü esnada çırılçıplak soyunduğunu, bu görüntülerin o tarihte gizlice kaydedilen görüntüler olabileceğini, mesajların gönderildiği elektronik posta hesaplarının kullanıcılarını tanımadığını, sanık …’i, iş yeri ile ilgili ruhsat probleminin çözümünde yardımcı olması ve 2012 yılı yaz aylarında kendisine ait araçla ve yanında çocukları da olduğu halde gezmek için Mersin’e gitmeleri nedeniyle tanıdığını, 05079… numaralı GSM hattını kullanan Mehmet Şekerci isimli şahsın gerçek isminin spor salonunun müşterilerinden Funda’nın eşi olan sanık … olup, sanık … ile herhangi bir duygusal ya da cinsel beraberliği bulunmadığını ifade etmiş ise de,
Sanık … ile katılan …’ın aralarında duygusal bir ilişki olmadığına dair beyanlarının aksine, katılan … ile katılan …’in karşılıklı olarak açtıkları boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda verilen ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.10.2015 tarihli ilamı ile “…Mahkemece, boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu kabul edilerek boşanmalarına karar verilmiş ise de; mahkemenin de kabulünde olduğu üzere kadının eşine hakaret ettiği ve güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, buna karşılık davacı-karşı davalı erkeğinde eşine fiziksel şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davalı-karşı davacı kadının daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Hal böyleyken tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur tespitine bağlı olarak, davacı-karşı davalı erkeğin maddi ve manevi tazminat (TMK.md.174/1-2) taleplerinin reddi usul ve yasaya aykırıdır…” nedenine dayalı olarak kısmen bozulan Adana 6. Aile Mahkemesinin 11.11.2014 tarihli, 2013/216 esas, 2014/833 karar sayılı ilamının gerekçesinde; “…Adana 7 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/448 E. sayılı dosyasında 07/05/2014 tarihli mesajlaşma tesbitini gösteren bilirkişi raporunda; Fırat isimli kişinin dosyamız davalısına, ‘Günaydın hayatımın anlamı, seni çok seviyorum, sana dokunmayı…’ tarzında mesajlar gönderdiği…anlaşılmıştır…” ibarelerine yer verilmesi, aynı dosyada katılan … vekilince 02.05.2013 havaleli dilekçe ile mahkemeye sunulan ve sanık …’a ait elektronik posta hesabından katılan …’e gönderildiği ifade edilen 12.04.2013 tarihli elektronik iletide, “Ben Fırat… Biliyorum size ve ailenize büyük zararlar verdim. Benim yüzümden aileniz parçalandı. Bu yüzden ne yaparsam yapayım bu yaptıklarımın asla telafisi olmayacaktır. Beni affetmenizi istiyorum. Umarım bir gün beni affedebilirsiniz. Ancak şunu belirtmek isterim ki benim Nuran Hanım’la düşündüğünüz gibi bir ilişkim olmadı. Sadece onunla bir kaç yemek ve resimlerde gördüğünüz araba içindeki o durumdan öte başka hiç bir yakınlaşma veya beraberliğimiz olmadı. Oldu dersem hem yalan söylemiş hem de Nuran Hanım’a iftira atmış olurum. Size gönderilen mailler ve resimler tamamen benim Nuran Hanım’a karşı tasarladığım komplonun bir ürünüdür. Onun adına facebooktan ve mail adreslerinden yaptığım görüşmelerdir ve bu olaydan Nuran hanım habersizdir. Bu yaptıklarım hiç bir zaman onaylanacak bir hareket tarzı değildir. Yalnız şunu biliyorum, sizin bir vicdan sahibi ve içinizde büyük bir iyilik kaynağı oldunu hissediyorum. Sizin affınıza sığınarak bunları anlatmak istedim. Artık bu durumdan dolayı vicdanım beni rahat bırakmıyor. Her gün azabı ile yanıyor ve ölüyorum. Benim yaptığım kötülük karşısında sizin büyüklük göstererek eşinizi affedip çocuklarınıza sahip çıkmanızı yüce rabbimden diliyorum. Lütfen beni affedin. Fırat…” açıklamalarının yer alması,
İddiaya konu mesajların gönderildiği elektronik posta hesaplarından [email protected] adresinin 15.10.2012 tarihinde, [email protected] ve [email protected] adreslerinin 17.10.2012 tarihinde 178.233.194.161 ve [email protected] adresinin 22.10.2012 tarihinde 213.43.160.101 IP adresleri ile kaydedildiği ve söz konusu elektronik posta hesaplarına bu IP adreslerinden erişim sağlandığı, IP adreslerinin Adana’nın Çukurova ilçesindeki askeri lojmanda oturan sanık …’a tahsis edilmiş olup, elektronik posta hesaplarının açılması ve erişimi esnasında sanık …’ın abonesi olduğu GSM hatlarının kullanıldığı ve kolluk görevlilerince düzenlenen 10.09.2013 tarihli tutanakta da; “…Bahse konu adrese gidildiğinde, adresin askeri lojman olduğu, adı geçen Fırat isimli şahsın Bingöl Karlıdere’de görev yaptığı; ancak, eşinin belirtilen adreste ikamet ettiği tespit edilerek kendisi ile yapılan telefon görüşmesinde, eşi Fırat’ın şehir dışında olduğu, belirtilen internet adresinin eşinin kulanmış olduğu Turcell’den alınma Vınn’a ait olduğu, eşinin 2012 yılı Mayıs ayında Şırnak iline, daha sonra ise Bingöl’e tayin olduğunu beyan ettiğinden adı geçen Fırat isimli şahsın temini mümkün olmamış…” ibarelerine yer verildiği dikkate alındığında, sanık …’ın inkara yönelik savunmasının maddi delillerle çelişmesi,
İddiaya konu mesajların gönderildiği elektronik posta hesaplarına sanık …’in isminin verilmesinin ve [email protected] adresinden 23.10.2012 tarihinde gönderilen “…İnanmıyorsanız telefon numaram 05349… Mehmet Kemal…” şeklindeki mesajda yer alan 05349… numaralı GSM hattı abonesinin sanık … olduğunun tespit edilmiş olmasının, mesajların mutlaka sanık … tarafından gönderildiğinin değil, mesajları gönderenin, sanık …’in adını, soyadını, telefon numarasını bildiğinin ve bu bilgileri kullandığının delili olması, nitekim sanık …’ın da daha önce hiç tanımadığı sanık …’i telefonla arayıp, detayını hatırlamadığı bir görüşme yaptığını kabul etmesinin bu hususu doğrulaması,
Sanık …’in ise; katılan …’ı, belediyedeki bir ruhsat işini çözüp, katılan …’ın çocuklarıyla beraber Mersin’de bir çay içmeleri nedeniyle tanıdığını, 2013 yılının Ocak ya da Şubat ayında, 05079… numaralı GSM hattından arayarak, kendisini Mehmet Şekerci olarak tanıtan bir şahsın, katılan … ile ilişkisi olduğunu söyleyip, kendisine, bu kadınla Mersin’de gezmesinin ve onunla beraber yemeğe gitmesinin sebebini sorduğunu, “Senin haddine mi düşmüş, sanene, bir daha beni arama.” deyip, telefonu kapattığını ve bu şahsın kendisini bir daha aramadığını, aynı dönemde telefonla arayıp, kendisini Salih olarak tanıtan ve eşine karşı açacağı boşanma davasında şahitlik yapıp yapmayacağını soran şahsa tanıklık yapmayacağını söylediğini, katılan …’i tanımadığını, iddiaya konu mesajların gönderildiği elektronik posta hesaplarında bilgisi dışında kimlik bilgileri kullanılmış olup, bu mesajları göndermediği gibi, mesajların gönderildiği tespit edilen adresle de bir ilgisi bulunmadığını, katılan … ile de duygusal bir ilişkisinin olmadığını beyanla suçlamaları kabul etmemesi,
Katılan …’in; elektronik posta hesabına eşi ile ilgili mesajlar ve eşinin yatak odasında çekilen çırılçıplak görüntülerinin gönderilmesinden sonra, [email protected] adresinden 23.10.2012 tarihinde gönderilen “…İnanmıyorsanız telefon numaram 05349… Mehmet Kemal …” şeklindeki mesajda yer alan ve bilahare sanık … adına kayıtlı olduğu tespit edilen 05349… numaralı GSM hattını aradığını, karşısına çıkan ve kendisini Mehmet Kemal olarak tanıtan şahsın, iddiaya konu mesajları göndermediğini söylediğini; ancak, 18.10.2012 tarihinde evden dışarı çıkarken, eşinin kullanmakta olduğu telefona, sanık … adına kayıtlı olduğu tespit edilen 05349… numaralı GSM hattından sürekli çağrı geldiğini gördüğünü, eşine sorduğunda, arayanın, belediye başkanı danışmanı olarak görev yapan eli uzun bir şahıs olup, spor salonunun ruhsat işlerinde yardımcı olması nedeniyle onu tanıdığını söylediğini ifade ederek, sanık …’in savunmasını kısmen doğrulaması, katılanların kızı olan Sıddıka’nın da kolluk görevlilerince alınan 01.08.2013 tarihli ifadesinde, 2012 yılında annesi ve kardeşi ile beraber gezmek için Mersin’e gittiklerinde yanlarında bulunan sanık …’i annesinin arkadaşı olarak bildiğini beyan etmesi karşısında,
Katılan … ile ilişkisi olan ve adı geçenin sanık … ile görüşmesine öfkelenen diğer sanık …’ın, kendisini sanık … olarak tanıtıp, onun adını kullanarak oluşturduğu elektronik posta hesaplarından, katılan …’ın resmi nikahlı eşi olan diğer katılan …’e iddiaya konu mesajları gönderdiği ve sanık …’in savunmasının aksine, mahkumiyetine yeter, her türlü derecede şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek, sanık … hakkında hakaret suçundan dolayı mahkumiyet, sanık … hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı beraat kararı verilmesi gerekirken, sanık …’ın kendisini cezalandırmaktan kurtarmaya yönelik soyut ve tutarsız savunmalarına üstünlük tanınıp, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek, oluşa ve dosya kapsamına uygun düşmeyen yetersiz gerekçelerle sanık …’in özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı mahkumiyetine, sanık …’ın hakaret suçundan dolayı beraatine karar verilmesi,
2- Kabul ve uygulamaya göre de:
a) Sanık … hakkında TCK’nın 134/2. maddesinin uygulanmasının talep edildiği 26.12.2013 tarihli iddianamde, sanık …’in, katılan …’in resmi nikahlı eşi olan katılan …’a ait çıplak görüntüleri kaydederek, katılan …’e gönderdiğinin iddia edilmesi ve özel hayatın gizliliği hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı olan haklardan olması nedeniyle şikayet ve davaya katılma hakkının özel hayatının gizliliği ihlal edilen katılan …’a ait olması karşısında, katılan …’ın resmi nikahlı eşi olan katılan …’in, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suçtan dolayı doğrudan zarar görmediği ve katılan …’a yönelik özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan açılan davaya katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeden, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan açılan davayı da kapsayacak şekilde katılan …’in katılma isteminin kabulüne karar verilerek CMK’nın 237/1. maddesine aykırı hareket edilmesi,
b) Uzlaşma kapsamında olan özel hayatın gizliliğini ihlal suçu hakkında soruşturma aşamasında, CMK’nın 253. maddesi uyarınca sanık … ile katılan … arasında uzlaştırma işlemi sağlanmadan dava açılması, yargılama aşamasında da aynı Kanun’un 254. maddesi uyarınca bu eksikliğinin giderilmemesi,
c) Katılanlar Salih ve Nuran’ın kendilerini farklı vekaletnamelere dayalı farklı vekillerle temsil ettirmeleri nedeniyle hakkında mahkumiyet kararı verilen sanık …’den katılan sayısınca iki ayrı maktu vekalet ücretinin alınmasına karar verilmesi gerekirken, tek bir maktu vekalet ücretinin katılanlara ayrı ayrı ödenmesine hükmedilmesi, kanuna aykırı,
d) Sanık … hakkında TCK’nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık …’in ve katılan … vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 22.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.