YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12677
KARAR NO : 2014/15348
KARAR TARİHİ : 12.05.2014
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Davacı vekili, davacı işçinin manevi baskı ve ikrah altında alınan senetlerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 08.10.2013 gün ve 2013/8475 Esas, 2013/25390 Karar sayılı kararı ile “davaya konu senetlerin, davacının da aralarında olduğu bazı işçilerin satış bedellerinin bir kısmını şirket kayıtlarına yansıtmayarak menfaat temin ettikleri iddiasına dayalı olarak düzenlendiği davacı işçi ve bazı diğer işçiler müdafi aracılığıyla poliste ve savcılıkta verdikleri ifadelerinde olayı ikrar etmişler ve zarar karşılığı olarak davaya konu her iki senedin imzalandığını kabul ettikleri, ceza yargılaması sırasında müşteki beyanında 30.07.2008 ve 30.08.2008 vade tarihli iki adet senedin, zarar karşılığı olarak belirlenerek ödendiğini, zararın karşılandığını belirterek şikayetten vazgeçtiğini bildirdiği, bunun üzerine ceza yargılaması sonunda davacı işçinin de aralarında olduğu sanıkların ikrarları ve yargılama sırasında zararı ödemeleri sebebiyle etkin pişmanlık hükümleri de uygulanarak indirim yapılmak suretiyle mahkumiyetlerine dair karar verildiği, ceza davası içeriğine ve davacının müdafi aracılığıyla alınan açık anlatımına göre işyerinde satış elemanı olarak görev yapmış olan davacının bazı ürünlerin satış bedellerinin bir kısmını kasaya koymayarak kendisine aldığının sabit olduğu, senetlerin düzenlendiği aşamada işverence gerçek zarar miktarı belirlenmediği, davalı işverenin davacının haksız eylemleri sonucu uğradığını ileri sürdüğü zarar miktarını kanıtlamak durumunda olduğu, dosyaya işveren kayıtları sunulduğu, ancak değerlendirilmediği, konunun uzmanı olan mali müşavir bilirkişi marifetiyle davacının yapmış olduğu satış bedellerinin ne kadarının işveren kayıtlarına geçirilmediği belirlenmeli ve sonucuna göre davacının sorumlu olduğu tutar belirlenerek bu miktar yönünden bir karar verilmesi gerektiği “ gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, “bozma gerekçesinde esas itibariyle ceza yargılaması ve yargılama sonucu verilen hükme bakılarak, davacının bu senetler karşılığı borçlu olduğu sonucuna varılmakta olup, bu değerlendirmenin hukuki ve doğru bir değerlendirme olmadığı, birinde malen kaydı bulunan, diğerinde ise malın veya nakden kaydı bulunmayan senetler karşılığında davacıya hiç bir şey verilmediği, senet miktarının insafa bırakılarak yazıldığı, davacının davalıya ne surette ve ne miktar bir zarar verdiği de somut bir şekilde ortaya konup kanıtlanamadığı, davacının davalıya ne surette, ne şekilde ve ne miktarda bir zarar verdiği, bunun hangi belge ve kayıtlarla ne şekilde ispat olunacağı açıkça bildirilmediği, verilen 60 günlük kesin süre içerisinde davalı şirket tarafından kaba bir bilanço bile ibraz edilmediği, senetlerin baskı altında düzenlendiği Yüce Dairenin de kabulünde olup, baskı altında düzenlenen senetlerden dolayı borçlu olunamayacağı, davalı tarafın davacı borçlunun herhangi bir haksız eyleminden dolayı alacaklı olup olmadığının tesbiti ile bu zararın tesbiti ve tahsilini talep ise davalı tarafın açacağı ayrı veya karşılık dava ile mümkün olduğu” gerekçesi ile bozmaya karşı direnilmiştir.
Direnme kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Dairemizin 6352 sayılı kanunun 40. maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ikinci maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dairemizin “davaya konu senetlerin, davacının da aralarında olduğu bazı işçilerin satış bedellerinin bir kısmını şirket kayıtlarına yansıtmayarak menfaat temin ettikleri iddiasına dayalı olarak düzenlendiği davacı işçi ve bazı diğer işçiler müdafi aracılığıyla poliste ve savcılıkta verdikleri ifadelerinde olayı ikrar etmişler ve zarar karşılığı olarak davaya konu her iki senedin imzalandığını kabul ettikleri, ceza yargılaması sırasında müşteki beyanında 30.07.2008 ve 30.08.2008 vade tarihli iki adet senedin, zarar karşılığı olarak belirlenerek ödendiğini, zararın karşılandığını belirterek şikayetten vazgeçtiğini bildirdiği, bunun üzerine ceza yargılaması sonunda davacı işçinin de aralarında olduğu sanıkların ikrarları ve yargılama sırasında zararı ödemeleri sebebiyle etkin pişmanlık hükümleri de uygulanarak indirim yapılmak suretiyle mahkumiyetlerine dair karar verildiği, ceza davası içeriğine ve davacının müdafi aracılığıyla alınan açık anlatımına göre işyerinde satış elemanı olarak görev yapmış olan davacının bazı ürünlerin satış bedellerinin bir kısmını kasaya koymayarak kendisine aldığının sabit olduğu, senetlerin düzenlendiği aşamada işverence gerçek zarar miktarı belirlenmediği, davalı işverenin davacının haksız eylemleri sonucu uğradığını ileri sürdüğü zarar miktarını kanıtlamak durumunda olduğu, dosyaya işveren kayıtları sunulduğu, ancak değerlendirilmediği, konunun uzmanı olan mali müşavir bilirkişi marifetiyle davacının yapmış olduğu satış bedellerinin ne kadarının işveren kayıtlarına geçirilmediği belirlenmeli ve sonucuna göre davacının sorumlu olduğu tutar belirlenerek bu miktar yönünden bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesi ile verdiği bozma kararı usul ve yasaya uygun olup direnmenin yerinde olmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ek ikinci maddesi uyarınca yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na GÖNDERİLMESİNE, 12.05.2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.