YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/4147
KARAR NO : 2017/2347
KARAR TARİHİ : 23.03.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : Beraat
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
2863 sayılı Kanunun 65. maddesinin, 20/08/2016 tarihinde kabul edilip, 07/09/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6745 sayılı Kanunun 25. maddesi ile değiştirildiği ve anılan değişikliğin, “izinsiz inşai ve fiziki müdahale” fiili yönünden, 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65. maddesine göre aleyhe bir düzenleme getirdiği dikkate alınarak yapılan incelemede;
2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete’de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;
Diğer yandan, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde öngörülen “maliklere tebliğ” usulünün, bölge bazındaki tescil işlemlerinde değil, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının tescili söz konusu olduğunda uygulanacağı, başka bir deyişle, bir bölgenin sit alanı olarak belirlenip tescil edilmesi halinde, o bölgede yaşayan tüm vatandaşlara tebligat yapılmak suretiyle tescil kararının duyurulması şeklinde bir yöntem izlenmeyeceği, karar Resmi Gazete’de yayımlanıp Bakanlığın internet sayfasında bir ay süre ile duyurularak, bölge halkının sit tescilinden haberdar olmasının sağlanacağı;
Belirtilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; İstanbul İli, Fatih (Eminönü) İlçesi, Hobyar Mahallesi, Dervişoğlu Sokak adresinde bulunan, İstanbul I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 12/07/1995 gün ve 6848 sayılı kararı ile belirlenen tarihi yarımada kentsel ve tarihi sit alanında kalan, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 21/07/1983 gün ve 15303 sayılı kararı ile korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli, Kültür ve Tabiat Varlıkları İstanbul Bölge Kurulu’nun 09/12/1983 gün ve 2 sayılı kararıyla uygulama projesi, İstanbul IV Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 14/02/2011 gün ve 4409 sayılı kararıyla rölöve ve restitüsyon projesi, 13/07/2011 gün ve 4711 sayılı kararıyla da restorasyon projesi uygun bulunan taşınmazın, evvelce izinsiz inşai faaliyetten dolayı mühür altına alındığının, ancak mührün fek edilerek çalışmaya devam edildiğinin tespit edildiği ve inşai faaliyetin tekrar durdurulduğu, Kurul uzmanları tarafından 16/10/2012 tarihinde tanzim edilen ve İstanbul IV Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna sunulan raporda, davaya konu taşınmazda yapılan müdahalelerin onyedi madde halinde tespit edildiği, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde eski eser olduğuna dair şerh bulunduğu, sanık … tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı Koruma Uygulama ve Denetim Müdürlüğüne sunulan 19/01/2010 tarihli dilekçe ile taşınmazda basit onarım talep edildiği, bu itibarla sanıkların davaya konu taşınmazın tescilli kültür varlığı olduğunu bildiklerinin kabulünde zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla, mahallinde inşaat ve sanat tarihi alanlarında uzman bilirkişiler refakate alınmak suretiyle keşif yapılıp, tescilli binanın mevcut durumunun, kurul onaylı projelere uygun olup olmadığının, projelere aykırılık saptanması halinde, aykırılık/lar nedeniyle kültür varlığında zarar meydana gelip gelmediğinin tereddütsüz şekilde belirlenmesi, tescilli binanın son halinin kurul onaylı projelere uygun olduğunun tespiti halinde, suçun manevi unsuru oluşmayacağından sanıkların beraatlerine; aksi takdirde, iddianamede belirtilen müdahaleler nedeniyle kültür varlığının zarar gördüğünün tespiti halinde, 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1-1. cümlesi, zarar görmediğinin tespiti halinde ise, suç tarihi itibariyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı bünyesinde faaliyette olan koruma uygulama ve denetim bürosu bulunduğundan, aynı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/4. maddesi uyarınca sanığın mahkumiyetine dair hüküm tesis edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı şekilde beraat hükmü tesisi,
Kabule göre de;
Sanık … ve … hakkında kurulan hükümde sanıkların derhal beraatini gerektirir bir hal bulunmadığı halde, yargılama aşamasında savunmaları alınmadan beraat hükmü kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 193. maddesine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 23/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.