YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/21070
KARAR NO : 2017/8498
KARAR TARİHİ : 22.05.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalılardan … avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı … Belediyesinin asıl işverenliğinde diğer davalı şirketlerin alt işverenliğinde çöp toplama işinde kamyon şoförü olarak çalışırken ücretlerinin gerektiği gibi ödenmemesi üzerine iş sözleşmesini haklı olarak fesh ettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile bir kısım aylık ücret, fazla çalışma, hafta tatili, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … vekili, davacının kendi işçileri olmadığını, bu nedenle davada husumetleri bulunmadığını savuarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirketler vekili ise, müvekkili işverenlerin ihale ile aldıkları çöp toplama ve katı atıkların çöp döküm sahasına nakli hizmet alım işini 2004 yılından itibaren sürdürdüğünü, bir dönem diğer davalı … Belediyesinden hak edişlerini alamadıkları için ücret ödemlerinde gecikmeler yaşandığını ancak bu durumun kendi kusurları olmadığını, ücretlerin ödendiğini, fazla çalışma ve hafta tatili çalışması olmadığı gibi tatil çalışması olduğunda ücretinin ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak “davalılar arasında asıl işveren-al işveren ilişkisinin bulunduğu; ücretlerin ödenmemesi nedeniyle davacının iş aktini haklı nedenle feshettiği bu bağlamda davacının kıdem tazminatına hak kazandığı; taraf tanıkları birlikte değerlendirildiğinde günde 1 saat üzerinden fazla mesai ücreti alacağının bulunduğu, ücret alacağı, yıllık izin ücreti alacağı, hafta tatili ücreti alacağı ile ulusal bayram genel tatil ücreti alacağı talebinin kısmen yerinde olduğu” gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, karar verilmiştir.
Kararı davalılar temyiz etmiştir.
Dairemizin 2012/24639 E. 2012/26764 K. ve 06.07.2012 tarihli ilamı ile sair temyiz itirazları incelenmeden “Somut olayda, davacının birden fazla talebi olduğu halde hüküm “Davanın KISMEN KABULÜ İLE” şeklinde açıklanmıştır. Bu şekilde kurulan ve açıklanan hükümde taraflara yüklenen hak ve borçların açık ve şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde belirtilmediği ortadadır. Açıklanan hüküm sonucunda davacının hangi taleplerinin reddedildiği, yargılama giderlerinin (masraf ve vekalet ücretleri) ne şekilde hüküm altına alındığı, kanun yoluna başvurma süresinin ne kadar olduğu Yasanın emredici hükmüne rağmen açıkça belirtilmemiştir. 6100 sayılı HMK.nun 298/2. maddesine göre “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.”
Yukarıda belirtildiği üzere duruşmada açıklanan hüküm sonucu ile gerekçeli kararın hüküm sonucunun da aynı olduğu söylenemez. Bu nedenlerle 6100 sayılı yasanın 297, 298/2 ve 321. maddelerinde belirtilen zorunlu unsurların hiç birisini taşımadığı anlaşılan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Bozma kararı sonrası Mahkemece “Mahkememizce görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, mahkememizce davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; kararın davalılar vekilleri tarafından temyizi üzerine; mahkememizce verilen karar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2012/24639 Esas ve 2012/26764 Sayılı kararı ile” Mahkemece yapılan yargılama sonunda 07/02/2012 Tarihli son duruşmada kısa karar ‘Davanın Kısmen Kabulüne’ şeklinde açıklanmıştır. Hükmün tefhimi sırasında HMK.nun 297/2. maddesinde belirtildiği üzere taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açıkça belirtilmemiştir.” şeklinde gerekçe gösterilmek suretiyle bozulmuştur. Mahkememizce bozma ilamı yerinde görülerek uyulmasına karar verilmiş, akabinde, aşağıda belirtildiği şekilde karar verilmiştir.” gerekçesi yazılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı … vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dava tarihi 06/11/2009 iken karar gerekçesinde 03/11/2012 yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilerek bozma sebebi yapılmamıştır.
2- Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece gerekçe olarak ”Mahkememizce bozma ilamı yerinde görülerek uyulmasına karar verilmiş, akabinde aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.” şeklinde bir açıklama yapılmıştır.
Mahkemece verilen ilk kararında usuli nedenlerle bozulmasına rağmen eldeki karar da usuli yönden gerekçesiz olmakla hatalıdır.
Karar 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesinde belirtilen zorunlu unsurları taşımamaktadır. Tarafların iddia ve savunmaları yer almayıp deliller tartışılmamış, maddi olaylar saptanmamıştır. Hükmedilen alacakların neyi göre belirlendiği, hangi delillere dayanıldığı, ne şekilde hak kazanıldığı belli değildir.
Öte yandan dosyada 3 farklı bilirkişi raporu olup Mahkemece bu raporlardan hangisine itibar edildiği, hükmedilen fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil alacaklarının ne şekilde kabul edildiği, hak kazanılan miktarların ne olduğu, bu miktarlardan takdiri indirim yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise ne oranda olduğu da açıklanmamıştır.
Açıklandığı üzere karar gerekçesiz yazılmıştır. Gerekçesiz karar yazılması, Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri ile HMK.nun 297. maddesine aykırı olup, adil yargılanma hakkının ihlalidir. Kararın salt bu nedenle ikinci kere usulden bozulmasına karar verilmiştir.
3- Davacı taraf alacakları net tutarlar üzerinden talep etmişken Mahkemece brüt rakamlardan hüküm kurulması da hatalı olup ayrı bir bozma nedenidir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.