YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/188
KARAR NO : 2017/3661
KARAR TARİHİ : 28.03.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık … hakkında TCK’nın 165. maddesinde düzenlenen suç eşyasının kabul edilmesi veya satın alınması suçundan zamanaşımı içerisinde işlem yapılması olanaklı kabul edilmiştir.
Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali ve suç eşyasının kabul edilmesi veya satın alınması suçlarından yapılan yargılama sonucunda; sanık …’ın hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından mahkumiyetine, sanık …’ın hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından beraatine, sanık …’nın ise suç eşyasının kabul edilmesi veya satın alınması suçundan beraatine ilişkin Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesi 25/02/2015 tarih, 2015/86 Esas ve 2015/140 Karar sayılı kararının O yer Cumhuriyet Savcısı’nın temyizi üzerine;
Yargıtay 17. Ceza Dairesi’nin 16/06/2015 tarih, 2015/21816 Esas ve 2015/4028 Karar sayılı kararıyla,
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle incelenerek, gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Sanık … hakkında konut dokunulmazlığını ihlal suçundan kurulan beraat hükmünün incelemesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, kararın dayandığı gerekçeye ve takdire göre o yer Cumhuriyet Savcısı’nın temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun ve takdire dayalı bulunan hükmün tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün incelemesinde;
Uygulama maddesinin TCK’nın 142/2-h maddesi yerine 142/2-b olarak yazılması sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre, hırsızlık suçunun sanık … tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanık …’nün katılanın müteahhitliğini yaptığı teslime hazır durumdaki 10 dairelik apartmanın karşılıklı olan 2 dairesine girerek burada bulunan 2 adet kombiyi çalması şeklinde gerçekleşen olaya ilişkin aşamalardaki anlatımında, apartmandaki mutfaktan girdiği dairede bulunan kombiyi aldıktan sonra karşı daireye girip aynı şekilde eylemini gerçekleştirdiğini ifade ettiği, arada belirgin bir zaman aralığının bulunmadığı, 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesi gereğince değişik zamanlarda aynı kişiye karşı aynı suçun işlenmesi durumunun somut olayla örtüşmediği anlaşıldığından, eylemin tek suç olarak kabul edilmesi gerekirken zincirleme şeklinde gerçekleşen suç olarak kabulü,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve müdafıinin temyiz nedenleri ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hükümden TCK’nın 43. maddesi ile yapılan uygulama bölümünün çıkarılarak, uygulamanın 142/2-h maddesi ile 5 yıl, 62. maddesi ile 4 yıl 2 ay hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında konut dokunulmazlığını ihlal suçundan kurulan ve sanık … hakkında hırsızlık ve sanık … hakkında suç eşyasını satın alma suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
1-İnşaatı yeni bitmiş teslime hazır konumdaki ancak içeride henüz kimsenin yaşamadığı dairelerden gerçekleşen hırsızlık eyleminde, suça konu yer konut sayılamayacağından, eylemin 5237 sayılı TCK’nın 116/1. maddesine uyan konut dokunulmazlığını ihlal suçunu oluşturmayacağı gözetilmeden, sanık …’nün konut dokunulmazlığını bozmak suçundan beraati yerine yazılı şekilde hükümlülüğüne karar verilmesi,
2-Sanık …’ın ağabeyi Şükrü’nün hırsızlık eylemine katılmadığını fakat suça konu kombileri birlikte sattıklarını ifade ettiği, 22.01.2015 tarihli yakalama tutanağı içeriğine göre sanıkların aynı gün gerçekleştirdikleri başka bir hırsızlık suçuna ilişkin olay yerinden elde edilen parmak izi neticesinde kimliklerinin belirlendiği, sanık …’nin ağabeyi Şükrü ile birlikte çaldığı kombileri sanık …’a satıp parasını birlikte aldıklarının anlaşılması karşısında, çalınan kombilerin 2 adet olduğu da gözetildiğinde sanık …’nin üzerine atılı hırsızlık suçundan mahkumiyeti yerine beraatine hükmedilmesi,
3-Sanık …’ın suça konu kombileri sanıklar … ve…’den 200,00 TL’ye aldığını ve çalıntı olduğunu bilmediğini ifade ettiği ancak, henüz hiç kullanılmamış, faturadaki değeri itibariyle 2.400,00TL tutarındaki kombileri, değerinin çok altında bir fiyata kendisine ait hurdacı dükkanında satın alan sanık …’ın kombilerin çalıntı olabileceğini bilebilecek durumda olduğu dikkate alınmadan, “çalıntı olduğunu bilmediğini” belirttiği ifadesine üstünlük tanınarak, suç eşyasını satın almak suçundan mahkumiyeti yerine beraatine hükmedilmesi,
4-Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanık …’ye yükletilen 9,00 TL yargılama giderinin 6183 sayılı Kanun’un 106. maddesinde belirlenen 20,00 TL’den az olması nedeniyle 6352 sayılı Kanun’un 100. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 324/4. maddesi gereğince hâzineye yükletilmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet Savcısı, … ve müdafii ile sanık … müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, karar verilmiştir.
Bozma üzerine yeniden yapılan yargılamada, mahkeme 04/11/2015 tarihli ara kararı ile,
1-Sanık … için verilen bozma kararı yasaya aykırı görülmekle, ISRAR EDİLMESİNE,
2-Diğer sanıklar…. ve… için yapılan bozma kararı yasaya uygun görülmekle, kısmen Yargıtay bozma kararına uyulmasına karar verildi, gerekçeli kararında,
1-Uyulan Yargıtay bozma kararı çerçevesinde sanık …’ın hırsızlık malını bilerek satın aldığı kanaat ve sonucuna varılmış,
2-Sanık …’nün konut dokunulmazlığını bozma suçunu işlemediği, bu suça yönelik suçun unsurlarının oluşmadığı,
3-Sanık … hakkında ise; bozma kararının bu sanığın mahkumiyeti gerekir bölümünde dahi bir netlik bulunmadığı gibi sadece; “aynı gün gerçekleştirdikleri başka bir hırsızlık suçuna ilişkin olay yerinden elde edilen parmak izi neticesinde kimliklerinin belirlendiği, sanık …’nin Şükrü ile birlikte kombileri sattığı ve parasını birlikte aldıkları, çalınan kombilerin iki adet olması…” gerekçe gösterilerek cezalandırılması gerekir doğrultusunda hüküm kurulmuştur
Ceza yargılamasının temel şartı bir sanığın mahkum edilebilmesi için hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde kesin ve net olarak aleyhinde delillerin bulunması yasal koşuldur. Sanığın başka bir suçla ilgili alınan parmak izinin yargılamaya konu suçta delil olarak kabul edilip bu delillerle 5 yıl hapis cezasına mahkum edilecek olmasının ceza adaleti ve mevcut delil durumu ile uyum sağlamayacağı, başka bir anlatımla daha önceki kararımızda da belirtildiği gibi sanığın ağabeyi Şükrü’nün hırsızlık eylemine katıldığına yönelik cezalandırılmasına yetecek her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı göz önünde tutularak bozma kararının bu bölümüne uyulmamış” şeklinde tespit ve değerlendirme yapılan kararda devamla
Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 04.11.2015 tarih, 2015/709 Esas ve 2015/736 Karar sayılı kararıyla,
“Sanık …’ın konut dokunulmazlığını bozmak suçundan, Yargıtay bozma kararı çerçevesinde CMK’nın 223/2-d maddesi gereğince beraatine, sanık …’ın hırsızlık suçundan CMK’nın 223/2-b maddesi gereğince beraatine, sanık …’nın ise hırsızlık malını bilerek satın alıp kullanmak suçundan eylemine uyan TCK’nın 165/1, 62, 52/2, 52/4. maddeleri gereğince 3.000,00 TL adli para cezası ve 80,00 TL doğrudan hükmedilen adli para cezasına” hükmedilmek suretiyle yukarıda açıklanan gerekçelerle sanık …’ın hırsızlık suçundan verilen beraat kararında direnildiği, sanık … hakkında ise bozmaya uyularak mahkumiyet hükmü ile yeni bir karar verildiği anlaşılmakla,
HÜKMÜN İNCELEMESİNDE:
1-Sanık … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, kararın dayandığı gerekçeye ve takdire göre O yer Cumhuriyet Savcısı’nın temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun ve takdire dayalı bulunan hükmün tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde;
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sabıkası bulunmayan sanık … hakkında “kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları nazara alınarak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda” değerlendirme yapılarak CMK’nın 231/5. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, temyiz nedenleri ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 28/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.