Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/5576 E. 2014/13938 K. 17.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5576
KARAR NO : 2014/13938
KARAR TARİHİ : 17.09.2014

Taraflar arasında görülen davada verilen 04/09/2013 tarih ve 2010/582-2013/434 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin arıtma tesisi inşaatını yüklenici olarak taahhüt ettiğini, davalı … şirketi ile ” yaptıklarını, poliçeyle inşaat süresi (deneme süresi dahil) 24/04/2008-18/07/2009 arasında ve bakım devresi olan 18/07/2009-18/07/2010 tarihleri arasında geçerli olmak üzere teminat altına alındığını, poliçenin zeyilnamelerle uzatıldığını, 15/07/2009 tarihinde düzenlenen zeyilname ile inşaat (deneme) süresinin 31/01/2010 tarihine kadar uzatıldığını, bakım devresinin de 31/01/2010-31/01/2011 tarihleri arasında olduğunun hükme bağlandığını, 06-07/02/2010 tarihleri arasında inşaat alanında meydana gelen sel felaketi sebebiyle müvekkil şirketin zarara uğradığını, 08/07/2010 tarihinde davalı sigortaya ihbar ettiklerini, ekspertiz raporuna göre 114.431,87 TL ödenmesi gereken tazminat tutarının belirlendiğini, zarara ilişkin taraflar arasında ihtilaf olmadığını, davalı sigortanın 14/06/2010 tarihli yazısıyla bakım devresinde meydana gelen hasarın teminat dışı olduğunun belirtildiği, oysa poliçede yer alan “5 haftalık sapma teminatı” süresi içerisinde hasar meydana geldiğini, bakım dönemine girilmediğini, ödemenin yapılmasının davalıdan istendiğini, poliçede iş programı ve sürelerindeki sapmalara karşı 5 haftalık bir süreyle teminatın devam edeceğinin belirtildiğini, poliçenin 2.sayfasında bunun yazılı olduğunu, bu sebeple fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL’nin hasar ihbar tarihi olan 08/02/2010 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu poliçenin sigortalısınınolduğunu, davacının sigorta ettiren sıfatını taşıdığını, bu sebeple dava açma hakkının bulunmadığını, poliçeyle teminat altına alınan inşaatın devam ettiği hususunun kendilerine bildirilmediğini, poliçenin vadesinin uzatılmasının istenmediğini, kendilerinin sorumluluğunun poliçe vade tarihleri arasında geçerli olduğunu, 07/02/2010 tarihli rizikonun bakım dönemi içerisinde gerçekleştirildiğini, bu sebeple teminat dışı kaldığını, sapma klozunun uygulanabilmesinin davalı şirkete riziko öncesi bildirim yapılmış olması ve müvekkil şirketten yazılı onay alınması şartına bağlı olduğunu, bu yapılmadan sapma klozunun uygulanamayacağını, bu sebeple açılan davanın reddini istemiştir. …

Mahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; uyuşmazlığın çözümünde değerlendirilmesi gereken hususun, gerçekleşen sel-seylap nedeniyle davacının uğradığı zararı poliçenin genel ve özel şartları ile klozu gereğince davalıdan isteme hakkının bulunup bulunmadığı olduğu,taraflar arasındaki poliçede 15/07/2009 tarihli son zeyilname ile inşaat süresinin 31/01/2010, bakım devresinin de 31/01/2011 tarihine kadar uzatıldığı, sel-seylap hasarının ise 07/02/2010 tarihinde meydana geldiği, ihtilafın çözümünde üzerinde durulması gereken hususun poliçede kararlaştırılan sapma süresinin uygulanabilmesi için ihtarın gerekli olup olmadığı noktasında toplandığı, buna göre poliçenin sapmaya ilişkin özel şartlarına ilişkin klozun incelemesinde; 07/10/2008 tarihli poliçede açıkça sapma süresinin 5 hafta olacağı düzenlenmiştir. Sigortacı tarafından iş programındaki sapma ve süre aşımının hasardan önce kabul edilmiş olduğu, poliçedeki bu düzenlemenin yazılı onay şartına bağlı olacağı şeklindeki savunmanın kabulünün mümkün bulunmadığı, bu sapma süresine göre davalı sigortanın sorumluluğunun 07/03/2010 tarihine kadar devam ettiği, hasarın sigortacının sorumlu olduğu bu süre içerisinde gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile muafiyet tenzilinden sonra bilirkişilerce hesaplanan 114.431,87 TL hasarın davalının temerrüte düştüğü 21/04/2010 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 5.886,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 17.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.