YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4978
KARAR NO : 2017/9003
KARAR TARİHİ : 25.05.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin asıl işveren davalının alt işvereni bir şirket bünyesinde park ve bahçeler müdürlüğünde sulama işçisi olarak 01.06.2004-30.08.2010 tarihleri arasında 1048,87 TL brüt maaş ile çalıştığını, emeklilik nedeniyle iş akdinin sona erdiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının ihaleyi alan işveren şirketin işçisi olduğunu ve belediye ile arasında hizmet akdi bulunmadığını, ihaleyi alan şirket ile aralarında alt işveren asıl işveren ilişkisi olmadığından davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, belediye tarafından personel çalıştırmaya yönelik hizmet alım işinin bir tüm içerisinde istisna akdi ile verildiğini, teknik şartname uyarınca personel ile ilgili tüm alacakların yüklenici tarafından ödeneceğini, yüklenici şirket ile aralarında asıl işveren-alt işveren ilişkisi için kanunun öngördüğü şartların yerine gelmediğini, yüklenici şirketler ile imzalanan ihale sözleşmesinde de açıkça belirtildiği gibi işçilerin ücret ve tazminatlarından yüklenici şirketin sorumlu olduğun savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, davanın ihbarı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
6100 sayılı HMK’nın 61’inci maddesinde “Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir.” hükmü getirilmiştir.
İş davalarında özellikle işçinin aynı asıl işverene ait işyerinde aralıksız şekilde birden çok alt işveren nezdinde çalışması durumunda, davalı asıl veya alt işverenlerin dava sonunda ödemek durumunda kalacakları dava konusu alacakları diğer alt işverenlere rücu etme hakkı bulunduğundan ve özellikle uzun bir çalışma dönemine ilişkin davalarda birden çok alt işveren nezdinde çalışmalar mevcut olduğundan, bu çalışmalara ilişkin ödeme yapılmış olması ve bu ödemelere ilişkin evrakların bu alt işverenlerde bulunması ihtimaline karşı davanın ihbarı ayrıca önem kazanmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı işçi davalı asıl işveren Belediye bünyesinde değişen alt işverenler nezdinde temizlik görevlisi olarak çalışmış olup, iş akdini emeklilik nedeniyle feshetmiştir.
Dava sadece asıl işverene karşı açılmış, davalı asıl işveren vekili 04/04/2014 havale tarihli cevap dilekçesinde davanın, davacı işçinin çalıştığı alt işverenlere ihbarını isteyip, ilgili alt işverenlerin unvan ve adreslerini bildirmiştir. Özellikle davacıya bir ödeme yapılıp yapılmadığı ve yıllık ücretli izin hakkının kullandırılıp kullandırılmadığının tespiti bakımından alt işverenlere davanın ihbarı önem arz etmektedir.
Davalının açık talebine rağmen bu talep hakkında bir işlem yapılmayarak hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanması hatalıdır.
3-Taraflar arasındaki diğer bir uyuşmazlık, emeklilik sebebiyle iş sözleşmesinin sona ermesi durumunda kıdem tazminatı faizinin hangi tarihten itibaren başlatılması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 120. maddesi uyarınca, halen yürürlükte bulunan 1475 sayılı kanunun 14. maddesinin 11. fıkrası hükmüne göre, kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir. Faiz başlangıcı fesih tarihi olmalıdır. İş sözleşmesinin ölüm ya da diğer sebeplerle son bulması faiz başlangıcını değiştirmez. Ancak, yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almak için işyerinden ayrılma halinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa başvurduğunu belgelemesi şarttır. Bu halde faiz başlangıcı da anılan belgenin işverene verildiği tarihtir.
Yaşlılık aylığı sebebi ile kıdem tazminatına hak kazanıldığında faiz başlangıcı, Sosyal Güvenlik Kurumundan alınan yaşlılık aylığı bağlandığına ilişkin belgenin işverene tebliğ edildiği tarihtir. İşverene bu tür bir yazılı bildirim yapılmadığı takdirde faiz başlangıcının dava tarihi olarak kabulü gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı, emekli olarak iş akdini sona erdirdiğinden, yaşlılık aylığı tahsis belgesini işverene bildirdiği tarihten itibaren faiz yürütülmelidir. Ancak davacı, buna ilişkin belge sunmadığından kıdem tazminatına yürütülecek faizin dava tarihinden başlatılması gerekirken, fesih tarihinden başlatılması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 25.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.