Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2014/7207 E. 2014/21735 K. 22.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7207
KARAR NO : 2014/21735
KARAR TARİHİ : 22.09.2014

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararıyla kısmen iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın TMK.nun 1007.maddesi uyarınca tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davalı Hazine vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, tapu kaydının mahkeme kararıyla kısmen iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın TMK.nun 1007.maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan delil ve belgelerden; dava konusu ….. Mahallesinde kayıtlı 1263.72 m2 yüzölçümlü 293 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 301.74 m2 bölümünün kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığından bahisle Hazine tarafından açılan dava sonucunda Akçaabat Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/145 Esas-2007/217 karar sayılı ilamı ile taşınmazın bu bölümünün tapusunun iptaline karar verildiği ve iş bu ilamın 30.09.2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
4721 sayılı TMK.nun sorumluluk karar başlığını taşıyan 1007.maddesi “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.” hükmünü içermekte olup, bu maddede düzenlenen sorumluluk, kusura dayanmayan (objektif) bir sorumluluk türü olup, Tapu Sicil Müdür ya da memurunun kusuru olsun ya da olmasın sicilin tutulmasında, kişilerin malvarlığı çıkarlarını koruyan hukuk kurallarına aykırı davranılmış olması yeterlidir. Kusurun varlığı ya da yokluğu Devletin sorumluluğu için önem taşımamakta, sadece, Devletin memuruna rücuu halinde iç ilişkide etkili olmaktadır.
Bu nedenle somut olayda 4721 sayılı Yasanın 1007.maddesi uyarınca Tapu Sicilinin yanlış tutulmasından kaynaklanan sorumluluk şartlarının oluştuğu anlaşıldığından arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değerinin tespit edilmesinde ve bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
Değerlendirme dava tarihine göre yapıldığından hükmedilen bedele bu tarihten itibaren faiz işletilmesi gerekirken önceki tarihten başlamak üzere faiz kararı verilmesi,
Doğru değil ise de; bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden,
Gerekçeli kararın hüküm fıkrasının; bedele ilişkin 3.paragrafındaki (30.09.2008) tarihinin çıkartılmasına, yerine (14.01.2013) tarihinin yazılmasına,
Hükmün böylece DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.09.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.