Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2012/35673 E. 2014/22327 K. 30.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/35673
KARAR NO : 2014/22327
KARAR TARİHİ : 30.06.2014

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA :Davacı vekili, davacının kullanmadığı yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

1.Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK.’un 426/A maddesi uyarınca temyiz edilemez. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında, 5521 sayılı yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu yasanın 15. maddesindeki düzenleme gereği HUMK.’un 426/A maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt iş mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği açıkça belirtilmiştir.
Dosya içeriğine göre davalı vekili tarafından temyize konu edilen miktar karar tarihi itibari ile 1.690,00 TL kesinlik sınırı kapsamında kaldığından davalı vekilinin temyiz isteminin 6100 sayılı HMK.’un geçici 3/1 maddesi yollaması ile HUMK.’un 426/A, 432 maddeleri, uyarınca REDDİNE,
2. Davacı vekilinin temyizine gelince;
Yıllık izin hakkı temeli olan bir dinlenme hakkı olup, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında ücrete dönüşmez ve bu haktan vazgeçilemez. İşçinin iş sözleşmesinin devamı süresinde kullanmadığı yıllık izinlere ait ücreti istemesi mümkün değildir. 4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Kısaca izin ücreti fesih tarihine muaccel olur.
İş sözleşmesi devam ederken kullanılması gereken ve iş sözleşmesinin feshi ile alacak niteliği doğan yıllık izin ücreti alacağının zamanaşımı süresinin fesih tarihinden başlatılması gerekir (). Davacının iş sözleşmesi 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde sona erdiği için aynı kanunun 126/1 maddesi uyarınca izin alacağından zamanaşımı süresi beş yıldır ve bu süre fesihten itibaren başlar(6098 sayılı TBK.’nda ise 10 yıllık zamanaşımına tabidir).

Diğer taraftan, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 1/2 maddesi uyarınca; “Bu Kanun, 4 üncü Maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine ve işçilerine faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır. Kısaca taraflar arasında iş sözleşmesi kurulması gerekir. 4857 sayılı İş Kanunu’na dayanılan istekler için, taraflar arasında iş ilişkisi veya iş ilişkisi bulunmayan dönemin işçilikte geçen süre ile birleştirilmesi için normatif yasal düzenlemeler bulunmalıdır.
Dosya içeriğine göre 1987 yılında davalı kurumda işe giren davacının 07.09.2000 tarihine kadar sözleşmeli personel olarak çalıştığı ve 07.09.2000 tarihinde 1475 sayılı İş Kanunu kapsamında alındığı ve bu tarihten itibaren iş ilişkisi kapsamında çalıştığı, iş sözleşmesinin 09.04.2008 tarihinde sona erdiği, davacının kısmi davayı 2009 yılında açtığı ve yargılama sırasında 13.06.2012 tasrihinde dava konusunu ıslah ile arttırdığı anlaşılmaktadır. Gerek dava tarihine ve gerekse ıslah tarihine göre hem beş hem de 10 yıllık zamanaşımı süreleri dolmamıştır. Bu nedenle mahkemenin ıslah ile artırılan kısım için zamanaşımı nedeni ile red gerekçesi yerinde değildir.
Ancak hükme esas bilirkişi raporunda davacının sözleşmeli statüde iş ilişkisi kapsamında olmayan çalışmaları içinde kullanılmayan izinler hesaplamaya dahil edilmiştir. Bu dönem İş Kanunu kapsamında olmadığından bu dönem için yıllık ücretli izin hesaplanmaması gerekir. Davacının iş ilişkisi kapsamına alındığı tarihten fesih tarihine kadar ki süre için kullanmadığı yıllık ücretli izin alacağı hesaplanıp hüküm altına alınmalıdır.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda ki gerekçe ile BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.06.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.