Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/15390 E. 2014/16346 K. 18.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15390
KARAR NO : 2014/16346
KARAR TARİHİ : 18.09.2014

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

… ile … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair …Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 27.06.2012 gün ve 254/289 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı dava dilekçesinde, dava konusu… Köyü 101 ada 347, 116 ada 3, 123 ada 6, 101 ada 477 ve 120 ada 19 parsel sayılı taşınmazların ortak miras bırakan …’ten 8 çocuğuna kaldığını, kadastro çalışmaları sırasında 1/7 şer hisse ile davalılar adına tespit edildiğini, babası İdris Cenik de mirasçı olmasına rağmen payının verilmediğini açıklayarak, taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile 1/8 hissesinin adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 04.06.2012 tarihli keşif beyanın da ise, taşınmazların tamamının kendisine ait olduğunu, dava dilekçesinde yanlışlıkla 1/8 hisse olarak belirttiğini açıklayarak davalılar adına kayıtlı tapu kayıtlarının iptali ile tamamının kendi adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan …, …, … ve … 11.04.2012 tarihli yargılama oturumunda: açılan davayı kabul ettiklerini, taşınmazlarda davacının hissesinin bulunduğunu ve kendilerine annelerinden intikal eden hisseyi de davacıya hibe ettiklerini beyan etmişler, … ve … 04.06.2012 tarihinde yapılan keşifteki beyanlarında; davayı kabul ettiklerini, dava konusu taşınmazların babadan intikal ettiğini, taksim yaptıklarını ve taşınmazların davacıya ait olduğunu açıklamışlardır. Diğer davalılara usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edildiği halde cevap dilekçesi sunmamış, yargılama oturumlarına katılmamışlardır.
Mahkemece, yargılama sonunda davanın kabulüne,… Köyü 101 ada 347, 116 ada 3, 123 ada 6, 101 ada 477 ve 120 ada 19 parsel sayılı taşınmazların 1/8 hissesinin iptali ile davacı İdris oğlu … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından ve özellikle kadastro tutanakları ile tapu kayıtlarına, bir kısım davalıların beyanlarına göre dava konusu taşınmazların öncesinin davacı ile davalıların ortak miras bırakanları …’e ait iken ölümü ile mirasçılarına kaldığı sabittir. Davacı dava dilekçesinde dava konusu taşınmazların 1/8 hissesinin kendisine ait olduğunu açıklayarak iptal ve tescil isteminde bulunmuş ise de; davalılardan Abdullah Cenik ile …’in de hazır bulunduğu 04.06.2012 tarihli keşif beyanında dava konusu taşınmazların tamamının kendisine ait olduğunu açıklamış, yanlışlıkla 1/8 hissesini talep ettiğinin yazıldığını belirtmiş, hazır bulunan davalılar da davayı kabul ettiklerini, ortak muristen intikal eden taşınmazların taksim edildiğini ve dava konusu taşınmazların davacıya ait olduğunu bildirmişlerdir. Dava dilekçesinde yer alan açıklamalar ile sonraki beyanlar bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 15/1. maddesi hükmüne göre, kadastrodan önce tapusuz taşınmazların taksimi her türlü delille kanıtlanabilir.

Hal böyle olunca Mahkemece yapılacak iş; taksim olgusunun yazılı delil dışında yerel bilirkişi ve tanık dâhil her türlü delille kanıtlanmasının mümkün olduğunun göz önünde tutulması, yeniden yapılacak keşifte tüm yerel bilirkişi ve tanıkların 6100 sayılı HMK’nun 243. ve 244. (1086 sayılı HUMK m. 258 ve 259.) 245. maddeleri uyarınca keşif yerine davetiye ile çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların HMK’nun 259 ve 290/2. maddeleri gereğince keşif yerinde dinlenmelerinin sağlanması, yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle ortak miras bırakan …’in terekesinin mirasçıları arasında paylaşılıp paylaşılmadığının araştırılıp belirlenmesi, paylaşım sonucu dava konusu taşınmazların davacının babasına düşüp düşmediğinin, zilyetlik koşulları ve süresiyle birlikte kendilerinden sorularak açıklığa kavuşturulması, hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde olayın aydınlatılması, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK’nun 261. maddesi gereğince aykırılığın giderilmesi gereklidir.
Bundan ayrı davalılardan …, …, … ve … 11.04.2012 tarihli yargılama oturumunda, … ve … 04.06.2012 tarihinde yapılan keşifteki beyanlarında; davayı kabul ettiklerini açıklamışlardır. Kabul, yapıldığı andan itibaren geçerli, davayı sonuçlandıran taraf işlemlerinden olup HUMK’nun 95.maddesi gereğince kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını doğurmaktadır. Ne var ki; kabul beyanı elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda yasanın aradığı şekilde elbirliği mülkiyeti çözülmediği sürece hemen sonuç doğurmaz. Eldeki davada, dava konusu taşınmazlar, tapuda paylı mülkiyet şeklinde bir kısım davalılar ile diğer davalıların mirasbırakanları adına kayıtlıdır. Davayı kabul eden davalılardan … ve …’in taşınmazlarda 1/7 şer payları mevcut olup, paylarına hasren beyanları bağlayıcıdır.
Açıklanan bu durum karşısında dava konusu taşınmazlar kök miras bırakan …’ten kaldığına göre terekesinin taksim edilip edilmediği, taksim edilmiş ise hangi mirasçılara düştüğü konusunun öncelikle araştırılarak belirlenmesi, dava konusu taşınmazlar satış, bağış ya da terekenin taksimiyle …..’ten oğlu ….’e ve İdris’den de davacıya geçmiş ise davanın kabulüne, aksi halde davayı kabul eden davalıların kabul beyanları gözönünde bulundurularak, taşınmazların tapularının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 353,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 18.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.