Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2017/2573 E. 2017/6539 K. 01.06.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/2573
KARAR NO : 2017/6539
KARAR TARİHİ : 01.06.2017

Hırsızlık suçundan sanıklar … ve …’ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 64/1. Maddesi yollaması ile 493/1-son, 522/1 ve 59/2. maddeleri uyarınca 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına dair Kayseri 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/05/2003 tarihli ve 2003/258 esas, 2003/392 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, dosya üzerinden yapılan değerlendirme sonucunda sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 145/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin aynı Mahkemenin 22/06/2005 tarihli ve 2003/258 esas, 2003/392 sayılı ek kararlarını müteakip, bu kez duruşma açılarak yapılan uyarlama yargılaması sonucunda sanıklar hakkında 765 sayılı Kanun hükümlerinin lehe olduğu kabul edilerek 12/05/2003 tarihli hükümle verilen 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezalarının aynen infazına dair anılan Mahkemenin 12/03/2013 tarihli ve 2003/258 esas, 2003/392 sayılı ek kararına karşı, Adalet Bakanlığı’nın 15.03.2017 gün ve 94660652-105-38-7277-2016-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 27.03.2017 gün ve 2017/18831 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,

MEZKUR İHBARNAMEDE;

Dosya kapsamına göre,
1-Kayseri 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/06/2005 tarihli ve 2003/258 esas, 2003/392 sayılı ek kararları yönünden yapılan değerlendirmede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, her iki hükümlü hakkında sadece nitelikli hırsızlık suçu yönünden değerlendirme yapılarak konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçları yönünden değerlendirme yapılmadan ayrı ayrı evrak üzerinden karar verilmesinde,
2-Kayseri 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/03/2013 tarihli ve 2003/258 esas, 2003/392 sayılı ek kararı yönünden yapılan değerlendirmede;
Hükümlüler hakkındaki Kayseri 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/06/2005 tarihli ve 2003/258 esas, 2003/392 sayılı kesinleşen ek kararları usulünce kaldırılmadan, duruşma açılmak suretiyle dosya yeniden ele alınarak hükümlüler hakkında yeniden uyarlama yargılaması yapılmasında isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

I-Hükümlü … hakkında kanun yararına bozma istemine yönelik yapılan incelemede;
Kanun yararına bozma yasa yoluna, temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı başvurulabilmesi mümkün olup, bozma istemine konu Kayseri 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 12.03.2013 gün ve 2003/258, 2003/392 sayılı kararın sanık … tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 22.05.2014 tarih, 2014/10837-18484 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğinin anlaşılması karşısında; sanık … hakkında Kayseri 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 12.03.2013 gün ve 2003/258, 2003/392 sayılı kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemine konu olamayacağı, ancak 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna konu olabileceğinden anılan karara yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE,
II-Hükümlü … hakkında kanun yararına bozma istemine yönelik yapılan incelemeye gelince;
Hükümlü …’un yokluğunda verilen kararın mernis adresi olan ”Akcova mevkii no: 35 Efirli Merkez, Perşembe/Ordu” adresine tebliğe çıkartılarak Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre 16.05.2013 tarihinde tebligat yapılmak suretiyle kesinleştiği anlaşılmakta ise de; dosya içeriğinde yer alan jandarma görevlileri tarafından tutulan 28.01.2013 tarihli tutanak içeriğine göre sanığın mernis adresi olarak belirtilen ”Akcova mevkii no: 35 Efirli Merkez, Perşembe/Ordu” adresinin Ordu E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu olduğunun tespit edildiğinin belirtilmesi karşısında; hükümlü …’un yokluğunda verilen kararın tebliğine yönelik tebligat işleminin geçersiz olduğu, hükümlü …’a gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğ edilmemesi nedeniyle bu hükümlü yönünden Kayseri 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 12.03.2013 gün ve 2003/258, 2003/392 sayılı hükmünün kesinleşmediği, kesinleşmemiş karara karşı kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağından hükümlü …’a gerekçeli kararın usulüne uygun tebliği ile hükmün kesinleşmesi halinde yeniden kanun yararına bozma yoluna gidilmesi mümkün olup, henüz kesinleşmemiş olan karara yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 01/06/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.