YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/2822
KARAR NO : 2017/6540
KARAR TARİHİ : 01.06.2017
Hırsızlık suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair mahkumiyetine dair İstanbul 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/05/2016 tarihli ve 2015/389 esas, 2016/265 sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığı’nın 28.02.2017 gün ve 94660652-105-34-12745-2016-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 09.03.2017 gün ve 2017/14392 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,
MEZKUR İHBARNAMEDE;
Sanığın üzerine atılı hırsızlık suçunun, hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi gereğince uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun’un 7/2. maddesinde yer alan ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” düzenlemeye nazaran, 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 254. maddesi uyarınca aynı Kanun’un 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemlerinin, mahallinde mahkemesince yapılması gerektiği düşünülerek yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında hırsızlık suçundan yapılan yargılama sonucunda, müştekinin Beyoğlu Tarlabaşı bulvarında aracı ile seyir halindeyken kırmızı ışıkta durduğunda sanığın aracın açık olan sağ ön penceresinden elini uzatmak suretiyle müştekiye ait Samsung GT marka telefonu hırsızladığından bahisle mahkumiyetine karar verilmiş ise de, sanığın tüm aşamalarda alınan savunmasında, müştekinin arabasına müşteri olarak bindiğini, araçla gezdikten sonra tekrar indiğini ancak müştekinin telefonunu almadığını beyan etmesi ve çalınan cep telefonunun ele geçirilemediğinin anlaşılması karşısında; çalıntı cep telefonunun İMEI ve kayıtlı olduğu abone numaralarının tespit edilerek ilgili GSM şirketinden suç tarihinden sonra kullanılıp kullanılmadığı ve hangi abone numaraları ile kullanıldığının tespiti için HTS raporlarının istenilerek sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun tayin ve takdiri gerekirken, sanığın aleyhine olacak şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın üzerine atılı hırsızlık suçunun, hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi gereğince uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun’un 7/2. maddesinde yer alan ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” düzenlemeye nazaran, 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 254. maddesi uyarınca aynı Kanun’un 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemlerinin, mahallinde mahkemesince yapılması gerektiği düşünülerek yapılan incelemede,
Müştekinin Beyoğlu Tarlabaşı bulvarında aracı ile seyir halindeyken kırmızı ışıkta durduğunda sanığın aracın açık olan sağ ön penceresinden elini uzatmak suretiyle müştekiye ait … marka cep telefonunu hırsızladığı şeklinde gelişen olayda, çalınan cep telefonunun ele geçirilememesi sebebiyle mahkemece çalıntı cep telefonunun İMEI ve kayıtlı olduğu abone numaralarının tespit edilip ilgili GSM şirketinden suç tarihinden sonra kullanılıp kullanılmadığı ve hangi abone numaraları ile kullanıldığının tespiti için HTS raporlarının getirtilmesi gerektiği gözetilmemiş ise de; 27.05.2015 tarihli yakalama, teşhis ve savcı ile görüşme tutanağı içeriğine göre, müştekinin olaydan hemen sonra verdiği ayrıntılı eşgal bilgilerine göre sanığın yakalanıp müşteki tarafından kesin olarak teşhis edildiğinin anlaşılması karşsında; mahkemece kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmekle İstanbul 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/05/2016 tarihli ve 2015/389 esas, 2016/265 kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 01/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.