Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/15497 E. 2014/5148 K. 17.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15497
KARAR NO : 2014/5148
KARAR TARİHİ : 17.03.2014

Taraflar arasında görülen davada e verilen 03.06.2013 tarih ve 2012/69-2013/141 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davalarda müvekkilininbaresini kullanarak reklamcılık, halkla ilişkiler ve pazarlama alanında hizmet verdiğini, 26.03.2010 tarih ve 12.04.2010 tarih ve 2010/23680 sayı ile de ibareli markalar için yaptıkları başvuruya davalı şirketin önceye dayalı kullanım ve kötü niyet iddiası ile itiraz ettiğini, davalıyı haklı bulduğunu, ancak davalı kurumun üçüncü kişi konumundaki öncelikli kullanımına ilişkin delilleri dikkate alarak karar verdiğini, kaldı ki bu kişinin de başvuru tarihi itibariyle markaya ayırdedicilik kazandıracak bir kullanımının bulunmadığını, 2010/19847 sayılı markanın başvuru tarihi itibariyle davalı şirketin henüz kurulmadığını, altında hiç bir mal ve hizmet üretilmeyen, tüketici ile buluşmayan bir markanın 3 aylık sürede ayırdedicilik kazanmasının mümkün olmadığını, kötüniyet iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, öncelik hakkına müvekkilinin sahip olduğunu ileri sürerek davalı sayılı kararlarının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, başvuruya itiraz esnasında ibraz edilen delillerden “” ibaresi üzerinde davalı şirketin kurucu ortaklarından ve ilk yönetim kurulu başkanı olancelikli hak sahibi olduğuna kanaat getirildiğini, aynı sektörde bulunan ve özgün nitelikteki markaların farklı kişilerce tesadüfi oluşturulamayacağını, bu sebeple dava konusu başvurunun iyi niyetle yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

…/…
-2-

Davalı şirket vekili, dava konusu markayı müvekkilinin ihdas ettiğini, markanın ilk olarak 07.12.2009 tarihinde kullanıldığını, alan adını müvekkilinin kurucu ortaklarından tarafından satın alınarak adına tahsis ettiğini, 2010 yılı ocak ayında “logo tasarımının gerçekleştirildiğini, aynı tarihlerde düzenlenen e-tohum organizasyonuna müvekkil markası ile katıldığını, projelerinin desteklenmeye değer seçildiğini, basın yayın organlarında sloganı önünde müvekkili ortaklarının fotoğraflarının yayınlandığını, haberlerinin verildiğini, müvekkil şirketin esas mukavelesinin davacı başvurularından daha önce noter tarafından onaylandığını, davacının müvekkilince kullanılan logonun birebir aynısı için tescil başvurusunda bulunduğunu, bu hususun tesadüfle açıklanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece ibaresini ilk defa davalı şirket ortağı lan adı olarak tescili için 07.12.2009 tarihinde girişimde bulunduğu, “lan adı için de 16.01.2010 tarihinde talep edildiği, logosunu en son 14.01.2010 tarihinde şekillendirdiği, davalı tarafın marka başvuru tarihi öncesinde markayı her hangi bir ticari faaliyet amacıyla kullandığı ya da kullanmayı planladığına ilişkin her hangi bir delil sunmadığı, davalı şirketin, ortağı da ol aracılığıyla projeyi ilgili çevrede tanıttığı, organizasyonunda davalının “projesinin 2010 yılında desteklenmeye değer 15 projeden biri olarak görüldüğü, internet ortamında haberlere konu olması nedeniyle geniş bir çevrede duyulduğu ve bu ibareye ayırt edicilik kazandırdığı, davacının söz konusu projenin sağlayacağı başarıyı göz önüne alarak kötü niyetli olarak davaya konu başvuruları yaptığı, davalının 556 sayılı KHK’nın 8/3 maddesi uyarınca ibareler üzerinde önceye dayalı hak sahibi olduğu, davacının, davalı tarafından kullanılan logoyu birebir kopyalamasının da aynı KHK’nın 8/5 maddesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, işbu davada verilen kararın kesinleşmesi halinde dosya ile birleştirilen ) sayılı dosyasının yeni bir esasa kaydedilerek uyuşmazlığın çözümünün mümkün bulunmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 28,10 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 17.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.