Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/3221 E. 2013/20247 K. 12.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3221
KARAR NO : 2013/20247
KARAR TARİHİ : 12.11.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 27. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.12.2011 tarih ve 2011/291-2011/149 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 12.11.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekilleri Av. … ve Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 1.5.2001 tarihli … Ürün Pazarlama Sözleşmesi adı altında distribütörlük sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye göre müvekkilinin davalı tarafından üretilen, ithal edilen malların tek yetkili satıcısı olduğunu, sözleşmenin davalı tarafından 30.01.2003 tarihli ihtarı ile feshedildiğini, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan haklarının takibi için tahkim yoluna gittiğini, davalının müvekkilinin Pazar faaliyetlerinden memnun olmadığını ve markalı ürünlerin pazarlanması faaliyetinin de kendileri tarafından yapılacağını savunduğunu, oysa müvekkilinin piyasada çok tanınmış bir şirket olduğunu, daha önce aldığı distribütörlükleri başarı ile yerine getirdiğini, yine … markasını ilk defa müvekkilinin tanıttığını ve bu markaya haklı bir itibar kazandırıldığını, bu tanıtım için müvekkilinin ciddi bir para harcadığını, davalı şirketin müvekkili ile olan sözleşmeyi feshetmesine rağmen 2003 yılının ilk 4 ayı boyunca yayınlanan ve tüm toptancı firmalara gönderilen dergilerin tamamına verdikleri ilanlarda müvekkilini distribütör olarak gösterdiğini ve bu şekilde müvekkilinin sektörde tanınmışlığından istifade ettiğini, yine müvekkilinin müşteri portföyünü öğrendiğinden müvekkilinin müşterilerine mal sattığını, bu şekilde müvekkilinin başka firmaların distribütörlüğünü alsa dahi mal satacak müşterisinin kalmadığını, davalının sözleşmeyi feshettiği halde piyasaya sürdüğü malların garanti belgelerinde müvekkilini distribütör olarak gösterdiğini, müvekkiline bu nedenle başvurular olduğunu ve müvekkilinin zor durumda kaldığını, müvekkilinin davalının haksız rekabeti sonucu zarara uğradığını ileri sürerek, davalının haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tesbit edilerek bunların men’ine, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik, 50.000.000.000 TL maddi ve 10.000.000.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, TTK’nun 61.maddesi uyarınca hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiş, 17.02.2006 tarihli ıslah dilekçesi ile 999.763,60 YTL’nin faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki distribütörlük akdinin sözleşmenin 5.4.4.maddesi uyarınca feshedildiğini, davacının pazarlamada başarılı olamadığını, sözleşmenin yürürlükte
olduğu sürede davacının sözleşmenin 5.4.4. maddesinde yer alan şartı yerine getiremediğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin haksız rekabetinin bulunmadığını, davacının aynı iddia ile hakemde de dava açtığını, işbu davanın sonucuna kadar hakemdeki davanın tedbiren durdurulmasını talep ettiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce “davacı vekilinin bir kısım temyiz itirazlarının reddine, ancak, sözleşmenin feshinden sonra davalı tarafından 2 ay boyunca sektör dergilerinde davacının adını kullanarak reklam yapmaya devam etmesinin ve ayrıca sözleşmenin feshinden sonra satılan ürüne ait garanti belgesinde davacının distribütör olarak yer almasının haksız rekabet teşkil ettiği, bu nedenle davalı eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tesbit ve men’ine karar verilmesi ve diğer istemlerin de buna göre değerlendirilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne, 699.834,51 TL maddi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, distribütörlük sözleşmesinin haksız olarak feshedilmesinden sonra davalı tarafından verilen ilanlarda davacının halen distribütör olarak gösterildiği ve davacının müşterine davalı tarafından satış yapıldığı ve satılan mallara ilişkin garanti belgelerinde davacının distribütör olarak gösterildiği, bu nedenle davacının zarara uğradığı iddiasına dayalı haksız rekabetin tesbit ve meni ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde gereği yerine getirilmemiştir.
Mahkemece yapılması gereken iş, Dairemiz bozma ilamında belirtildiği üzere davalı tarafından sözleşmenin feshinden sonra 2 ay boyunca verilen ilanlarda davacının halen davalının distribütörü olarak gösterildiği ve ayrıca davalının satışını yaptığı ürünlerin garanti belgelerinde de davacı adının distribütör olarak yer almasının haksız rekabet teşkil ettiği, bu iki eylemin davalının satışlarına etki edip etmediği, etti ise bundan dolayı davacının uğradığı zararın belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekle hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.