YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9864
KARAR NO : 2014/13670
KARAR TARİHİ : 12.09.2014
Taraflar arasında görülen davada verilen 29/06/2012 tarih ve 2008/1092-2012/410 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05/09/2014 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler duruşmalı olarak okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yurt dışına çalışmak için gurbetçi olarak gittiğini, zor koşullarda biriktirdiği kazancının hem ülkesinde değerlendirilmesi hem de istediği zaman geri alabileceği karlı bir yatırıma dönüşmesi için davalılara makbuz karşılığında 30.677 Euro yatırdığını, davalı şirket temsilcilerinin parasını istediği an geri alabileceği ve yüksek oranda kar verileceği taahhüdünde bulunduklarını ve bu şekilde binlerce gurbetçiden nakit para topladıklarını, müvekkilinin 2004 yılında ihtiyacı nedeniyle ödediği parayı şifahi olarak talep ettiğini, ancak her defasında sonraki bir tarihte ödeneceği sözü verilmesine rağmen bir türlü ödenmediğini, müvekkili dahil binlerce gurbetçinin içinde bulunduğu kişilerin paralarının havale edildiğini, davalı …’ün diğer davalı ile birlikte müvekkilinin zararından sorumlu olduğunu, keza bu davalının bu faaliyeti planlayan kişi ve paravan olarak kullanılan şirketlerin yönetim kurulu başkanı olduğunu, bu nedenle müvekkilinin doğan zararından TTK’nun 336. maddesine göre sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalılara verilen 30.677 Euro alacağın dava tarihi itibariyle karşılığı olan 61.354 TL’nin şimdilik 6.500 YTL’lik kısmının ödendiği tarih itibariyle işleyecek ticari faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine, müvekkilinin davalı şirketlerle kurulmuş geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu olayda davacı ve diğer sessiz ortaklardan topladıkları sermayenin 47.493.127,55 TL ye tekabül eden bölümünü davalı … …deki hisselerinin önemli bir kısmını satın almak amacıyla kullanıp ve bedelini dedavalıların hesabına resmi kanaldan transfer ettiği, bu durumda tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisi uyarınca dava dışı iki şirketin tek bir şirket olarak değerlendirilmesi sonucunda davalı …nin bu yönü itibariyle, davalı …’ün ise şirketin yönetim kurulu başkanı olması nedeniyle TTK’nın 336. maddesi gereğince davacının yatırmış olduğu
ancak kendisine iade edilmeyen 30.677 Euro karşılığı 61.354,00 TL’nin davacı tarafından talep edilen 6.500 TL’lik kısmını ödeme yükümlülüğünün bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 6.500,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 347,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 12/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.