YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4746
KARAR NO : 2014/10958
KARAR TARİHİ : 09.06.2014
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/11/2013 tarih ve 2012/21-2013/407 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin murisi olan ….’ın hayatta iken davalı bankadan kullandığı kredilerin mirasçılarca ödenmiş olmasına rağmen bu kredilerin teminatı olarak konulan ipoteğin kaldırılmadığını, davalının buna sebep olarak murise verilmiş çek yapraklarının iade edilmemesini gösterip ipoteğin kaldırılması için her bir çek yaprağı için bankanın ödemekle yükümlü olduğu bedel kadar bir miktarın bloke edilmesini şart koştuğunu, bunun üzerine ikrah ve müzayaka halinde kalan müvekkilinin “Nakit Teminat İçin Bloke ve Rehin Talimat Mektubu” adlı belgeyi imzalayarak 13.080,00 TL tutarındaki parasını bankaya bloke ettiğini, ancak anılan çeklerin murisin vefatından sonra eşi tarafından imha edildiğini, dolayısıyla 3. kişilerin eline geçme ihtimalinin bulunmadığını, TTK’nın ilgili maddeleri uyarınca da henüz doldurulmamış çeklerin zayi nedeniyle iptalinin istenemeyeceğini, çeklerin ibrazı halinde bankanın sorumlu olacağı miktarın ödeneceğinin taahhüt edilip davalı bankadan blokeli paranın iadesi ihtarname ile istenmişse de olumsuz cevap verildiğini, müvekkilinin hesabındaki mevduatın sınırsız süre ile davalı bankada tutulmasının korunamayacağını ileri sürerek 16.08.2011 tarihli “Nakit Teminat İçin Bloke ve Rehin Talimat Mektubu” adlı belgenin geçersizliğini, 13.370,04 TL’nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın bütün mirasçılarla birlikte açılması gerektiğini, 6 aylık hak düşürücü sürenin geçtiğini, 5941 sayılı Çek Kanunu uyarınca çek karnesi verilmesinin müşteriye açılmış ve geri dönülmez bir gayri nakti kredi hükmünde olduğunu, çeklerin tamamının bankaya teslim edilmediği müddetçe kredi borcunun devam ettiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre davacının, murisin doğmuş ve doğacak borçlarına karşılık rehin verdiğini gayri kabili rücu olarak kabul ettiğini, çeklerin ileri tarihli olarak keşide edilmiş olabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kanunen ileri tarihli çek düzenlenilmesinin mümkün olduğu, bankanın iptal olunamayan çekler nedeniyle teminat talep edebileceği gerekçesiyle davanın redine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 09/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.