Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/15481 E. 2014/4658 K. 11.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15481
KARAR NO : 2014/4658
KARAR TARİHİ : 11.03.2014

MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada e verilen 08.05.2013 tarih ve 2012/303-2013/140 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar,
…/…
-2-

duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkillerinin mevduat hesabı bulunduğunu, 1999 yılının son iki ayı içerisinde banka personelinin banka sahiplerinden aldıkları talimat ve prim vaadiyle aldatıcı ve kasti yönlendirmesiyle hesaplarındaki paraların hesabına yatırıldığını, banka ile mudi arasındaki ilişkinin vekalet ilişkisi olduğunu, , şirket yönetim kurulu üyeleri ve bankanın doğan zarardan sorumlu olduklarını, arasında organik bir bağ bulunduğunu, hesabına yatırılan paraların hiç yurtdışına çıkmadığını, banka tarafından yönetim kurulu başkanı ve hakim hissedarı olduğu şirketlere aktardığını, bu nedenle ve Yönetim Kurulu’nun sorumlu olduğu gerekçesiyle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 13.500,00 TL’nin 20.12.1999 tarihinden itibaren davalılardan reeskont faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalıla vekili; müvekkili şirketler ile ayrı tüzel kişiliklere sahip olduğunu, bu banka nezdinde açılan hesapların müvekkili şirketler ile bir ilgisinin bulunmadığını, alacak üzerinden on yıl gibi oldukça uzun bir zaman geçtiğini savunarak hak düşürücü süre, zamanaşımı, husumet nedeniyle davanın reddini, aksi halde esas yönünden reddini istemiştir.
Davalı vekili; davanın yargı yolu yönünden reddi gerektiğini, aksi halde davacılar ile müvekkili kurum arasında alacak hakkına dayanak yapılabilecek bir ilişki bulunmadığından davanın husumetten reddini istemiştir.
Davalı vekili; Yönetim ve denetimi ye devredilen ., ile devren birleştirildikten sonra . (Yeni ünvanı ile arasında imzalanan hisse devir sözleşmesi gereğince, külli halefiyet prensipleri çerçevesinde . ile devren birleştirilmesine karar verildiğini, Hisse devir sözleşmesinde, devir tarihinden önceki döneme ilişkin açılmış ve açılacak dava, takip ve benzeri hukuki uyuşmazlıklardaki tüm sorumluluğun tasarruf mevduatı sigorta fonuna ait olacağı kararlaştırıldığını, bu çerçevede aleyhine açılmış davanın aleyhe neticelenmesi halinde, yukarıda fonun sorumluluğunda olmadığı ifade edilen maliyetlerle ilgili maliyetin fon tarafından üstlenilmesi gerekeceğini, paranın aktarıldığı hesap ye ait olup, bu hesapta bulunan mevduat üzerinde müvekkili bankanın tasarruf yetkisi bulunmadığını, müvekkili banka ile arklı tüzel kişilere sahip kuruluşlar olduğunu, başka bir kuruluş nezdindeki alacak için müvekkillerinin aleyhine ve yasaya aykırı olarak açılan davanın öncelikle husumet yönünden reddine karar verilmesini,ayrıca hak düşürücü sürlerin dolduğunu, dava konusu miktarın havale edilmeden önce banka nezdinde vadesiz bir hesapta olduğundan, davacıların iddialarının haklı bulunması halinde uygulanması gereken faiz oranının vadesiz hesaplara uygulanan faiz oranı, faiz başlangıç tarihinin de dava tarihi olması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalılar ve … vekili; müvekkillerinin davalılardan hissedarları olduğunu,
…/…
-3-

hissedarlarının ya da yöneticilerinin tüzel kişiliğin borcundan sorumlu olmadığını, müvekkillerinin bankanın hakim hissedarları olmasının bu durumu değiştirmeyeceğini, ceza davası nedeniyle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemişlerdir.
İflas İdare memurları; devredilen eski yöneticisi ve hakim ortağı 7.10.2007 tarihinde iflasına karar verildiğini ve iflasın 14.01.2008 tarihinde kesinleştiğini, müflis kurucusu ve hissedarı olmadığını, müflisten ayrı bir tüzel kişilik tarafından gerçekleştirilen eylemden ötürü müflise husumet yöneltilmesi ve alacak davası açılmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı …; zamanaşımı ve husumet itirazında bulunarak, davacıların le ilgili olarak iddia ettikleri alacakların, borçlusu, kefili, garantörü, ödeme sorumlusu veya herhangi bir tarafı olmadığını, bu yönde bir beyan veya iddia da olmadığını, hiçbir zaman hiçbir şekilde hissedar, yönetici, çalışan veya başkaca herhangi bir konumda rolü, ilişkisi ya da görevi olmadığını, bu durumların mahkumuyet kararında da açıkça kabul ve ifade edildiğini, görevinden 04/10/1999 tarihi itibariyle ayrıldığını, isnat konusu tüm işlemlerin görevinden ayrılmasından sonra yapıldığını, sıfatıyla söz konusu işlemleri etkilemesinin fiilen mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalıların zamanaşımı itirazlarının reddine; davacı …’ın 20/12/1999 hesap açma tarihinde 13.500,00.TL miktarın off shore hesabına aktarıldığı. tarafından gönderilen paraların aslında fiilen aktarılmadığı, ‘nin hakim ortaklarına ait bir kısım şirketlere kredi olarak verilmek üzere kullandırıldığı hususunun sabit olduğu, dava konusu mevduattan en hafif kusurundan dahi sorumlu olan davalı bankanın 21/5 maddesi gereğince sorumlu olacağı gerekçesiyle; davalılar …, , …, .., …, …, …, … aleyhinde açılan davanın 150/5 md. gereğince açılmamış sayılmasına; davalılar aleyhinde açılan dava geri alınmış olmakla, esasa dair karar verilmesine yer olmadığına; davalı Zeynep İlkar vefat etmiş olmakla, bu davalı aleyhinde açılan davanın dava şartı yokluğundan reddine; 13.500,00 TL’nin 20/12/1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalı tahsiline karar vermiştir.
Kararı, davalı vekili ve fer’i müdahilvekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, feri müdahil ve davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davacı alacağının somut olayda esasen fona devredilen
…/…
-4-

işleminden kaynaklandığı ve tarafından devir alındıktan sonra en son devredildiği, bu durumd devredilen eylemlerinden dolayı açılan davada gerek dosya yükümlülüğünü üstlenen, gerekse bu bankayı devir alan sayılı 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde harç ile sorumlu tutulması doğru görülmemiş, kararın bu yönden bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle feri müdahil ve davalının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüyle, hüküm kısmının 5. bendinin hükümden çıkarılarak yerine “Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmsına yer olmadığına” ibaresinin eklenmesine hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, fer’i müdahil harçtan muaf olduğundan dolayı, harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı iadesine, 11.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.