YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9619
KARAR NO : 2014/16905
KARAR TARİHİ : 05.11.2014
MAHKEMESİ : ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.12.2013 tarih ve 2013/155-2013/484 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi… tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı … Şti’ndeki hissesinin tümünü 04.04.2002 tarihli hisse devir senediyle dava dışı …..’a devrederek şirketteki müdürlük görevinden ve ortaklıktan tamamen ayrıldığını, pay devrine şirketin diğer ortaklarınca da muvafakat edilmiş olup, bu muvafakatın ve pay devrinin şirket pay defterine de işlendiğini ancak, müvekkilinden sonraki şirket ortakları ve yetkililerinin ihmali ve belki de kötü niyeti neticesinde müvekkilinin ticaret sicil müdürlüğündeki ortaklık ve müdürlük kaydının terkinini talep etmediklerini, müvekkilinin şirketteki ortaklığının TTK’nın 595. maddesine uygun şekilde son bulmasına rağmen şirket ortakları ve/veya şirket müdürlerince bu hususun ticaret sicil memurluğuna bildirilmeyip, tescil ve ilan edilmediğinden müvekkilinin birçok problemle karşı karşıya kaldığını ayrıca, maddi ve manevi kayıplar yaşadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin dava dışı şirketteki tüm hissesini devrettiğinin, şirkette herhangi bir ortaklılığının kalmadığının, şirketin yetkilisi olmadığının, şirket hisse devir tarihi olan 01.04.2002 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere davalı sicil kaydına hükmen tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının daha önce aynı taleple dava açtığını, bu davanın red ile sonuçlanıp, Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, davacının hisse devri ile, hisse devir ve yetki iptali kararının 11.05.2011 tarihinde tescil edilerek ilan edildiğini, bu nedenle davanın konusuz kaldığını, müvekkilinin işbu davada yasal hasım sıfatı taşımaması nedeniyle davanın husumetten reddi gerektiğini, müvekkilin dava açılmasına sebebiyet vermemesi nedeniyle aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı … Şirketi’nin ortaklarından biri iken … 41. Noterliği’nin 04.04.2002 tarih ve 13612 yevmiye numaralı işlemi ile ortaklık paylarının tamamını dava dışı …’a devir ettiği, ortaklar kurulunun 01.04.2002 tarihli kararı ile devre onay verilip, davacının şirket adına işlem yapma yetkisinin de ortadan kaldırılmasına karar verildiği ve kararın 23.05.2011 tarihli, 551 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayınlanarak ilan edildiği, şirket yönünden ortaklık sıfatının hisse devri ve bu devir işleminin ortaklar kurulunca kabul edilmesi ile sona erdiği, üçüncü kişiler yönünden ise ortaklık ve yöneticilik sıfatının ancak ilan ile geçerlilik kazandığı, somut olayda hisse devrinin yapıldığı anda şirket yönünden ortaklık sıfatının sona erdiği, ortaklar kurulunun hisse devrini kabul kararı ile de davacının şirketteki temsil yetkisinin de ortadan kalktığı, buna ilişkin ortaklar kurulu kararının Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edilmesi nedeniyle davanın konusunun kalmadığı, hukuki yararın dava şartı olup, davacının hisse devri ve ortaklığı temsil yetkisinin sona erdiğine ilişkin ortaklar kurulu kararının Ticaret Sicil Gazetesi’nde dava açılmadan önce yayınlanması nedeniyle, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı, ileride şirket işleri ile ilgili aleyhine sorumluluk davası açılması halinde her somut olayın özelliğine göre davacının şirket ortaklığı sıfatı ile şirket yetkilisi olup olmadığı, bu nedenle sorumluluk altında kalıp kalmayacağının tartışılması gerektiği gerekçesiyle, hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 05.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.