YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7999
KARAR NO : 2014/14450
KARAR TARİHİ : 24.09.2014
Taraflar arasında görülen davada verilen 28/01/2014 tarih ve 2011/1008-2014/64 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı e ait ve davacı şirkete nakliyat tenezzüh tekneleri poliçesi tahtında sigortalı olan teknenin davalıya ait çekek alanına sözleşme ile 3 aylık bir süre için çekildiğini, bir gece çıkan fırtına nedeni ile teknenin devrildiğini, teknede 24.104,64 TL hasar tespit edildiğini, hasar bedelinin 16.03.2011 tarihinde sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla 24.104,64 TL tazminat alacağının ödeme günü olan 16.03.2011 tarihinden itibaren önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı üzerinden işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili davalı şirketinin meydana geldiği ifade edilen hasar ile ilgili hiçbir akdi ve kanuni sorumluluğunun olmadığını, davacı sigortalısı ile müvekkili davalı şirket arasında akdedilen çekme&atma ve karapark sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olan maddesine göre karada konumlanan teknenin açık donanımı üzerine sarılı vaziyette yelken bırakılıyorsa hava ve diğer koşulların etkisiyle bu yelkenin kendiliğinden kısmen ya da tamamen açılması ve bunun getireceği tehlikelere karşı gerekli her türlü emniyet tedbirinin alınması tekne sahibinin sorumluluğunda olduğunu, olayın tekne üzerinde sarılı bırakılan yelkenlerin açılmaması için gerekli emniyet tedbirler alınmadığı için, fırtınada tekne yelkenlerinin açıldığını ve teknenin devrildiğini, aynı Yönetmeliğin 134. maddesine göre de müvekkili davalının meydana gelen zarardan sorumlu tutulamayacağının aşikar olduğunu, ayrıca zarar miktarının, fahiş ve kabul edilemez olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, çekek yerinde karada bulunan teknede meydana gelen zararın, kuvvetli fırtınaya karşı tedbir alınmaması sebebiyle meydana geldiği, bu tedbirlerden birinin yelkenlerin donanımda konumlandırılması olduğu ve tekne sahibinin sorumluluk alanına girdiği, ikincisinin ise teknelerin konumlarını, onları tehlikelerden koruyacak biçimde ayarlaması gerektiği, bunun da tersane sahibinin sorumluluk alanına girdiği, somut olayda, bu sebeplerin zararın meydana gelmesinde eşit ölçüde rol oynadığı gerekçesi ile 12.052,32 TL tazminat alacağının ödeme günü olan 16.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı üzerinden işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1. Mahkeme ilamı, davacı vekiline 04.03.2014 tarihinde tebliğ edilmiş olup, karar aynı vekil tarafından, HUMK’nın 432/1 nci madde hükmünde yazılı 15 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra 14.04.2014 günü temyiz edilmiştir. Aynı Yasa’nın 432/4 ncü maddesi uyarınca süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.03.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince Yargıtay tarafından da bu yönde karar verebileceğinden, davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.
2. Dava, nakliyat tenezzüh tekneleri poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, bilirkişi heyetinden alınan rapora itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak, davalı vekili tarafından rapora karşı ciddi itirazlarda bulunulmuş, bu itirazlar nedeniyle mahkemece ek rapor alınmadığı gibi, itirazlara ne sebeple itibar edilmediği de gerekçeli kararda tartışılmamıştır. Ayrıca, davalı … şirketinin ödediği meblağdan sorumlu olmayıp, ancak kusuru nispetinde gerçekleşen hasar tutarından sorumludur. Mahkemece hasar tutarı konusunda rapor alınmaması da doğru olmamıştır. Bu durumda, mahkemece davalının ciddi itirazlarını karşılayan ve gerçek hasar miktarını belirleyen ek rapor veya yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz isteminin, HUMK’nın 432/4. madde hükmü gereğince süre yönünden REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 24/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.