Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/12201 E. 2014/14869 K. 30.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12201
KARAR NO : 2014/14869
KARAR TARİHİ : 30.09.2014

Taraflar arasında görülen davada verilen 13/12/2012 tarih ve 2011/681-2012/666 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı banka vekili ve fer’i müdahil vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilin devirden önce 06.12.1999 tarihinde 8.000 TL mevduatını %87 faiz ile vadeli olarak yatırdığını, 22/12/1999 tarihinde tarafından el konularak bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılarak yönetimin devredildiğini, müvekkilimin bankaya yatırmış olduğu mevduatın off shore bankasında bulunduğu ileri sürülerek parasının iade ödenmediğini, bunun üzerine sayılı dosyası kapsamında açılan davada off shore bankası dışında kalan davalılar yönünden davanın reddine karar verildiğini, bu kapsamda müvekkilinin off shore bankası aleyhine açmış olduğu davanın kabul edildiğini, karar kesinleşmekle birlikte alacağın tahsil edilememesi sebebiyle aciz vesikasına bağlandığını, banka yöneticileri hakkında açılan ceza davasında da mahkumiyet kararı verildiğini, off shore bankasının paravan bir şirket olarak kurulduğunu, müvekkilinin talimatı dışında parasının off shore bankasına aktarıldığını belirterek 8.000,00 TL mevduat alacağının 06.12.1999 tarihinden 22.12.1999 tarihine kadar %87 faiziyle, bu tarihten itibaren de işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka ve fer’i müdahil vekili, zaman aşımı def’i, husumet, kesin hüküm yönlerinden ve esas yönünden davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın davacı tarafından para yatırılan külli halefi olduğu, davacı tarafından yatırılan paranın aynı banka şubesinde bulunan off-shore hesabına aktarıldığı, bu hesaptan yurtdışı bankaya gönderim yapıldığı yolunda davalı tarafça bir delil sunulmadığı, bu durumda off-shore hesapta bulunan paranın amaç dışı kullanıldığı, davalı bankanın külli halefiyet sıfatı ile bu mevduatın geri ödenmesinden sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile, 8.000,00 TL alacağın 06.12.1999-22.12.1999 tarihleri arasında yıllık %87, bu tarihten itibaren ise işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka vekili ve fer’i müdahil vekili ayrı ayrı temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının sorumluluğunun BK’nın 41, 55 ve TTK’nın 336’ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zaman aşımı süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı Banka vekili ve fer’i müdahil vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik eden 22.12.1999 tarihinde devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise le devren birleştirildiği, yine ile arasında yapılan 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi ile külli halefiyet prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir alan bankanın maruz kalabileceği her türlü taleplerden doğacak tüm yükümlülükten ve bunlara ilişkin olarak mahkemelere intikal etmiş bulunan dava, takip ve benzer işlemlerin sonuçlarından sorumlu olacağının kararlaştırıldığı, davacı alacağının, devredilen işlemi olduğu, somut uyuşmazlık itibariyle davalı bankanın 5411 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca harçtan muaf bulunduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde harçtan sorumlu tutulması doğru olmadığı gibi, davacı ile dava dışı off shore bankası arasında geçerli bir bankacılık işlemi kurulmadığı gözetilmeksizin dava dışı off shore bankasının vadettiği faiz oranı üzerinden hüküm kurulması da doğru olmayıp, kararın bu yönlerden bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden kararın anılan yönlerden HUMK’nın 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı banka vekili ve fer’i müdahil ekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinin hükümden çıkarılarak yerine ”davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan 118,80 TL harcın talep halinde davacıya iadesine,” ibaresinin eklenmesine, hüküm fıkrasının 4. bendinin hükümden çıkarılmasına, yerine “410,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine“ ibaresinin yazılmasına, hüküm fıkrasının 1. numaralı bendinde geçen ”06.12.1999-22.12.1999 tarihleri arasında yıllık %87, bu tarihten itibaren ise avans faizi” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine ”06.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi” ibaresinin eklenmesine, kararın davalı Banka ve fer’i müdahil yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı …ye iadesine, 30/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.