YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7590
KARAR NO : 2014/14168
KARAR TARİHİ : 19.09.2014
Taraflar arasında görülen davada verilen 21/02/2013 tarih ve 2010/793-2013/65 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 19.09.2014 günü hazır bulunan davacı ile davalı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Mehmet Alper Bostancı tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ile evli olduğu dönemde kurduğu şirket sermayesinin %25’ini oluşturan hisselerini 30.09.2004 tarihli hisse devir sözleşmesine istinaden toplam 750.000 USD bedelle devrettiğini, sözleşmenin 4. Maddesine göre davalının işbu hisse devir bedelini 01.08.2004 tarihinde 10.000 USD, 01.11.2004 tarihinde 40.000 USD, 05.02.2005 tarihinde 100.000 USD, 05.07.2005 tarihinde 100.000 USD, 05.04.2006 tarihinde 100.000 USD, 05.10.2006 tarihinde 150.000 USD, 06.01.2007 tarihinde 250.000 USD ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, kesin vadelerle ödemeyi üstlenmiş olan davalının, bu vadelere ve ödemelere ilişkin ilk 3 ödemeyi yaptığını, bundan sonra herhangi bir ödeme yapmayarak temerrüde düştüğünü, bunun üzerine ayılı takip dosyası ile 550.000 USD asıl alacak ve 204.315,07 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 754.315,07 USD alacağın tahsili için icra takibi başlattıklarını, davalının mernis adresine ödeme emrinin tebliğ edildiğini, ancak takibe itiraz ettiğini, hisse devir sözleşmesinin bir örneğinin davalının bizzat kendisinde olduğunu, yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, haksız itiraz nedeniyle takip miktarının %40 ından az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu olan şirketin müvekkili ve kardeşi tarafından kurulan bir aile şirketi olduğunu, o dönemde müvekkili ile evli olan davacıya, sırf müvekkilinin eşi olması sebebiyle bu şirketten hisse verildiğini, davacının da bu sayede hiçbir sermaye katkısı olmaksızın şirkette hissedar konumuna geldiğini, davacı ile 2004
yılına kadar evli kalan müvekkilinin, davacının bir takım kişisel problemleri sebebiyle boşanmak istediğini ancak boşanmayı önce kabul etmeyen davacının bahsi geçen hisse devir sözleşmesinin imzalanması karşılığında boşanmaya razı olduğunu, müvekkilinin davacıdan boşanabilmek adına sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldığını, sözleşme bedelinin bir kısmını peşin nakit olarak kalan kısımları ise araç ve dükkan devirleri ve davacının çeşitli borçlarını üstlenmek suretiyle ödediğini, akabinde boşanma olayını sindiremeyen davacının, protokol ile düzenlenen alacaklarından tatmin olmadığını, tehditkar taleplerini sürdürmeye devam ederek kendisine fazlasıyla ödeme yapılmış olsa da işbu dava ile haksız çıkar sağlama yolunu seçtiğini, davaya konu şirket hisselerinin noterde tanzim olunan hisse devri ile gerçekleştirildiğini, davacının hisse bedelini tam ve eksiksiz olarak aldığını ikrar edip müvekkilini ibra ettiğini, söz konusu şirketin hisse devrinin tespiti yapıldığında hisse bedellerinin nominal karşılığının 125.000 TL olup bu bedelin davacının da resmi senette kabul ettiği üzere zaten kendisine ödendiğini, davaya konu edilen meblağın ise sadece davacıdan boşanabilmek için ödenen bir bedel olduğunu, davacının hisse bedellerini gelir olarak maliyeye beyan edip etmediğinin araştırılması gerektiğini, şirketin hisse değerinin 750.000.-USD olmadığını ileri sürerek davanın esastan reddine, kötü niyetle hareket eden davacının %40 kötü niyet tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında akdedilen 30.09.2004 tarihli sözleşme ile bunun eki olan 19.08.2005 tarihli Ek Sözleşmenin adi yazılı şekilde düzenlendiği, 6762 sayılı TTK nun 520/5 maddesinde belirtilen şekle aykırı olarak düzenlendikleri için anılan bu sözleşmeler geçersiz ise de, 30.09.2004 tarihli sözleşmeden sonra 03.11.2004 tarihinde imzaları noterden tasdik edilen limited şirket hisse devir sözleşmeleri yapılarak davacının, dava dışı limited şirketlerdeki %25 payını davalıya devrettiği, ayrıca dava dışı kollektif şirketteki payını da yine resmi şekilde yapılan noter sözleşmesinde davalıya devrettiği, hisse devir sözleşmelerinde davacı toplam 150.000 TL aldığını ve davalıyı ibra ettiğini belirtmekte ise de, davalının 30.09.2004 tarihli sözleşmedeki ödeme planı doğrultusunda bu miktardan daha fazla 200.000 USD davacıya ödeme yaptığı, taraflar arasında 03.11.2004 tarihli hisse devir sözleşmelerinden sonra 19.08.2005 tarihinde Ek Sözleşme düzenlendiği ve bu ek sözleşmede şirketlerdeki hisse devir bedellerinin ödemelerinin devam etmekte olduğunu, 750.000 USD bedelle hisselerin davalıya devredildiğini, sözleşmeye göre hisse devirlerinin yapıldığını, paydaş oldukları bulunan %50 payının bir kısmının davacıya, bir kısmının da davacının belirttiği dava dışı kişiye devredilmesi hususunda anlaştıkları, %50 paya 50.000 USD değer biçildiği, bu bedelin devir alanlar tarafından ödenmeyerek taraflar arasında mevcut 30.09.2004 tarihli sözleşme gereği ödenmesi gereken ve vadesi gelmiş bulunan 05.07.2005 tarihli 100.000 USD taksitten mahsup edileceği, ek protokolün 30.09.2004 tarihli sözleşmeye, ek olarak ve sözleşmenin diğer maddeleri baki kalmak kaydıyla tanzim edildiğini ek sözleşmenin resmi devirler yapıldıktan sonra düzenlendiği, tarafların resmi devirlerde gösterilen bedelden daha yüksek bir bedel konusunda mutabık kaldıklarını bir kez daha yineledikleri, dosyada mevcut 2005/744 Karar sayılı boşanma kararına göre, tarafların 18.08.2005 tarihinde anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verildiği, ek
sözleşmenin boşanma kararından sonra düzenlendiği, bilirkişi raporunda faiz hesabı yapılmadığından sözleşmede belirlenen ödeme tarihlerinden takip tarihine kadar işlemiş faiz hesabının mahkemece yapıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile sayılı takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 709.193,84 USD toplam alacak üzerinden devamına, bu miktarın içerisindeki asıl alacak 550.000 USD ye takip tarihinden itibaren talebi aşmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının bir yıllık USD mevduatına uyguladığı en yüksek orandaki USD döviz faizinin yürütülmesine, alacak likit bulunduğundan hükmolunan miktarın takip tarihindeki TL karşılığının (709.194,84 USDx1.5192-TL=1.077.407,29 TL) takdiren %40’ı tutarı 430.962,92 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, koşulları oluşmadığından davalı yanın kötü niyet tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 54,123,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıalınmasına, 19.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.