Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/13176 E. 2014/16631 K. 03.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13176
KARAR NO : 2014/16631
KARAR TARİHİ : 03.11.2014

MAHKEMESİ : ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.02.2014 tarih ve 2013/503-2014/114 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 19.292 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi…tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların her istendiği an geri ödeneceği ve yatırılan paralar karşılığı yüksek faiz verileceği garantisiyle binlerce kişiden para topladıklarını, bu kapsamda müvekkilinden de hisse senedi talep formu başlıklı belge karşılığında para alındığını, ancak müvekkilince istenmesine rağmen alınan paranın geri ödenmediğini, davalıların eylemlerinin hukuki dayanağının bulunmadığını, TTK, Bankalar Kanunu ve SPK hükümlerinin ihlal edildiğini, anılan kanunlar uyarınca müvekkilinin şirket ortağı yapılmasının mümkün bulunmadığını, şirket yönetim kurulu üyelerinin yürütülen bu faaliyetler nedeniyle defalarca yargılandıklarını ve mahkum edildiklerini, yapılan bu yargılamalar neticesinde şirket defterlerinde bulunan kayıtların gerçeği yansıtmadığının tespit edildiğini, davalı …’ın da ortaya çıkan zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, 20.000 DM karşılığı 18.000 TL alacağın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, açılan davanın ispatlanabilmesi davacının davasında haklı olup olmadığının tespiti açısından bilirkişi raporu aldırılmasının zorunlu olduğu, bozma kararında incelenmesine hükmedilen hususların bilirkişi incelemesi yapılarak çözülebileceği, bilirkişiden yeniden rapor alınması için bilirkişi ücreti yatırılması hususunda davacıya kesin süre verilmesine rağmen davacı tarafça bilirkişi ücreti yatırılmadığı, 6100 sayılı HMK’nın 324/1-2-3’üncü maddesi uyarınca bilirkişi masrafının delil ikamesi avansı olduğu, delil ikamesi avansının verilen kesin süre içinde yatırılmaması haline dayanılan o delilden vazgeçilmiş sayılacağı, 6100 sayılı Yasa’nın 325. maddesi hükmünün üzerinde serbestçe tasarruf edilemeyen dava ve işlerde uygulanabilir olduğu ve somut olayda uygulanamayacağı, bilirkişi masrafı yatırılmadığı gibi dosyada delil olarak dayanılan ortaklık kayıtları, belgeler ve taraf beyanları ortaklık ilişkisinin geçerli olarak kurulmadığının tespitine elverişli bulunmadığından davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davalı şirket yönünden esastan, davalı … yönünden ise pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, davacının verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırmadığı, dosyadaki diğer delillerin de ortaklık ilişkisinin geçerli olarak kurulup kurulmadığını tespite elverişli olmadığı gerekçesiyle davalı şirket yönünden davanın esastan, davalı … yönünden ise pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Ancak, dava dilekçesinde davalı …’ın da şirket yöneticisi olarak sorumluluğu bulunduğu iddia edildiğinden ve bozma kararında da davalı … yönünden ayrı bir hüküm kurulmadığından anılan davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddi doğru değil ise de, davalı şirket kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi davalı …’ın da hukuki durumunu belirleyecek mahiyette olduğundan davanın reddine dair verilen karar sonucu itibariyle doğru bulunduğundan HUMK’nın 438/son maddesi uyarınca kararın gerekçesi düzeltilmek suretiyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile HUMK’nın 438/son maddesi uyarınca kararın gerekçesi düzeltilerek ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 03.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.