YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16103
KARAR NO : 2014/4350
KARAR TARİHİ : 07.03.2014
Taraflar arasında görülen davad verilen 12/04/2012 gün ve 2010/150-2012/72 sayılı kararı düzeltilerek onayan Daire’nin 12/06/2013 gün ve sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında düzenlenen ve müvekkilinin, davalıya ait malların depolanmasını, nakliyesini, montajını üstlendiği sözleşmenin, 30.10.2009 tarihli fesih protokolü ile 30.11.2009 tarihinde sonlandırılacağının kararlaştırıldığını, davalının depoda bulunan malları 15/12/2009 tarihinde teslim aldığını, bu suretle 15 günlük depo ücreti için fatura düzenlediğini, müvekkili tarafından bu faturanın tebliği ve fesih protokolü gereğince iadesi kararlaştırılan ancak davacı tarafından iade edilmeyen teminat mektuplarının iadesi için ihtar çekildiğini, ancak bu faturanın davalı tarafından iade edilmediği gibi, malların eksik ve hasarlı teslim edildiği gerekçesiyle 2 adet faturanın gönderildiğini ve teminat mektuplarının da bu fatura bedelleri ödeninceye kadar iade edilmeyeceğini bildirdiğini, oysa malların müvekkili tarafından eksiksiz ve tam olarak teslim edildiğini ileri sürerek davalı tarafından iade edilmeyen 5 adet teminat mektubu nedeniyle borçlu olmadığının tespitini ve malların depoda 15 gün fazladan kalması sebebiyle 47.759,96 TL depo ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında, davalının teminat mektuplarının dördünü muhatap bankaya teslim ettiğini, birisinin de 77.704,13 TL’lik kısmının paraya çevrildiğini ileri sürerek yukarıdaki taleplerinin yanında paraya çevrilen kısmın davalıdan tahsilini, paraya çevrilmeyen kısmı için de borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, fesih protokolünde, malların taşınması işinin davacı tarafından yapılacağının kararlaştırıldığını, davacının taşımayı geç yaptığını bu nedenle depo ücreti talep edemeyeceğini, davacının malları hasarlı ve eksik teslim ettiğini, ayrıca davacının sorumlu olduğu dönemde müşteri hizmetlerinin eksik yerine getirildiğini, müvekkilinin bu hizmetleri, başka bir şirkete gördürmek zorunda kaldığını, bu suretle zarara uğradığını, fesih protokolünde malların tesliminin eksiksiz yapılıp, tüm mali ibralaşmalar yapıldıktan sonra teminat mektuplarının iadesinin düzenlediğini, davacının, müvekkilinin hasarlı ve eksik teslimden ve müşteri hizmetlerinin gereği gibi yerine getirmemesinden kaynaklanan zararının ödenmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilen karar, Dairemizin 12.06.2013 günlü kararında yazılı gerekçelerle düzeltilerek onanmıştır.
Bu kez davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen sair karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
…/…
-2-
2- Dava, davacı lehdar tarafından davalı muhataba verilen teminat mektupları nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve nakde çevrilen teminat mektubu bedelinin iadesi istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasında nakliye ve depolama sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmenin fesih protokolü ile sonlandırıldığını ancak davalının malların eksik ve hasarlı olduğunu iddiasıyla elinde bulundurduğu, müvekkilinin lehdarı olduğu teminat mektuplarından birini nakde çevirdiğini ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının teminat mektubu lehdarının teminat mektupları nedeniyle davalı muhataba borçlu olmadığının tespiti ile nakde çevrilen teminat mektubu bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile aşamalardaki savunmalarında, davacı lehdar tarafından verilen teminat mektuplarından birinin kısmen nakde çevrildiğini, diğer dört adet teminat mektubunun ise eldeki davanın açılmasından bir gün önce garantör bankaya iade edildiğini savunmuş, bu kapsamda garantör banka tarafından ilgili teminat mektuplarının teslim alındığına dair yazı örneğini dosya içerisine sunmuştur. Nitekim, davacı vekili tarafından verilen 06.04.2010 havale tarihli dilekçe ile de davalı muhatabın, teminat mektuplarını bankaya iade ettiğine dair bildirimi müvekkiline dava tarihinden sonra yapmış olması nedeniyle eldeki davanın açılmasına sebebiyet verdiği belirtilmiştir. Mahkemece bu husus üzerinde durularak, davacının dava tarihinden önce garantör bankaya iade edilen, menfi tespit istemine konu bir kısım teminat mektupları yönünden dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmamıştır. O halde, mahkemece değinilen husus üzerinde durularak, hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, davanın menfi tespit istemi yönünden kabulü doğru görülmediğinden; davalı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüyle Dairemizin düzeltilerek onama kararının kaldırılarak, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair karar düzeltme isteminin reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar talebinin kabulü Dairemizin 12.06.2013 tarih, 2012/13289 Esas, 2013/12286 Karar sayılı düzeltilerek onama kararın kaldırılarak, kararın yukarıda açıklanan gerekçe itibariyle davalı yararına BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 14.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.