Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/333 E. 2014/4762 K. 12.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/333
KARAR NO : 2014/4762
KARAR TARİHİ : 12.03.2014

Taraflar arasında görülen davadverilen 20/06/2012 tarih ve 2011/281-2012/150 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin adlı internet sitesi üzerinden indirim kuponu sattığını, müvekkilinin söz konusu indirim sitesi üzerinden indirim kampanyası yayınlatmak isteyen işletmelerle kampanya sözleşmesi ve genel işlem şartları sözleşmesi imzaladıktan sonra indirim kuponlarını satışa sunduğunu,bu anlamda indirim kuponlarının nihai müşteriye satışını sağlamak ve müşterilerin ödemesini tahsil ederek mutabık kalınan tutarı işletmeye aktarmakla yükümlü olduğunu,bu işlemlerde müvekkili için önemli hususun müşteri memnuniyeti olduğunu,müşterinin müvekkiline duyduğu güvenin sarsılmaması için işletmelerle imzalanan sözleşmelere inhisariyet ve özel yükümlülükler içeren maddelere yer verildiğini, buna göre sözleşmenin “özel yükümlülükler” başlıklı 5. maddesi gereğince; iş ortağının, kampanya sözleşmesine yazılan orjinal fiyatın ilgili hizmetin veya ürünün uygulamada bulunan liste fiyatın olduğunu, kampanya sözleşmesinde belirtilen fon geçerlilik boyunca bu liste fiyatında indirime gitmeyecek olduğundan ve bu süre içerisinde i teklifi fiyatından daha düşük fiyatla kampanya duyurusu yapmayacağını garanti ettiği, bu garantiyi ihlal etme durumunda grupfonin kanıtlamak şartıyla ilgili müşteri ya da müşterilerin zararını iş ortağına yapılacak ödemeden keserek karşılayacağını, bu garantiyi ihlal eden durumlarda da grupfonin uğrayacağı zararlar için tazminat hakkının saklı kalacağının karar altına alındığı , yine başlıklı 4. maddesi gereğince; iş ortağı ile sözleşme süresi olan 1 yıllık süre boyunca sunduğu hizmetle rekabet içinde bulunabilecek üçüncü kişi ve firmalara aynı ya da benzer hizmeti veremeyecekleri konusunda anlaşıldığını, bu anlamda davalı ile 15/10/2010 tarihli ilk kampanya ve 23/11/2010 tarihli 2. kampanya sözleşmesi imzalandığını;ancak davalının sözleşmenin 4 ve 5. maddelerine aykırı hareket ederek müvekkiliyle aynı iştigal konusunda çalışan dava dışı web sitesinde müvekkiline verdiği hizmetlerden daha kapsamlı bir hizmet paketini daha uygun bir fiyata satmak üzere 08/12/2010

yayınlattığını,bu hususun 010/332 D.iş sayılı dosyası üzerinden tespit ettirildiğini, davalının bu eylemi nedeniyle müvekkilinin maddi kaybı yanında itibar kaybına da uğradığını, zira müşteriler açısından ortada bir aldatmaca varmış gibi bir izlenim uyandırdığını, bu anlamda müvekkilinin sözleşme uyarınca tazminata hak kazandığını ileri sürerek şimdilik 10.000 TL maddi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslahla istemini 26.611,20 TL olarak arttırmıştır.
Davalı vekili, davaya konu sözleşmenin tek nüsha olarak imzalandığını ve bir örneğinin müvekkiline verilmediğini,söz konusu sözleşmenin yayım sözleşmesi olduğu ve sözleşmenin yürürlüğü için ilan ediminin ifasının gerçekleşmesi gerektiğini, davacının sözleşme imzalanmasına rağmen ilan yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu anlamda müvekkilini oyaladığını, müvekkilinin de ticari hayatının aksaması korkusu içinde başka bir firmayla çalışmak zorunda kaldığını, davacının da müvekkilinin başka bir firmayla çalıştığını görmesi üzerine kötü niyetli olarak sırf tazminat ve cezai şart koşulunun lehine işlemesi gayesiyle ivedilikle söz konusu ilanları internet sitesinde yayınladığını ve akabinde hemen geri çektiğini, makul süre içerisinde sözleşme gereğini yerine getirmeyen davacının bu davranışının kanunla korunamayacağını, geçerlilik kazandırılmamış bir sözleşmeye istinaden tazminat talep edilemeyeceğini, zira sözleşmenin taraflarca karşılıklı olarak zımnen feshedildiğini, bununla beraber davacının her hangi bir zararı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu sözleşmenin taraflar arasında işleme konulmuş olduğu ve iki tarafın karşılıklı anlaşmalarının tesis edilmiş bulunduğu,yine sözleşmeye ekli genel işlem şartlarının emredici hükümlere aykırı olduğu ve hakkın kötüye kullanılmasının dayanağı olduğu hususunda ispatlanmış bir iddia da bulunmadığı, davalının sözleşmeye göre garanti yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi halinde ihlale sebebiyet veren durumdan elde ettiği gelir tutarınca tazminat ödeyeceğini beyan ve tahakkuk ettiğinin sözleşmenin 4. ve 5. maddelerinden anlaşıldığı,somut olayda ise davalının davacı ile yaptığı sözleşmeye göre pazarlayacağı bir hizmeti ,dava dışı başka bir firma üzerinden pazarlayarak bu hizmeti 336 kişiye 85.00 TL birim fiyatla satarak 28.560,00 TL ciro elde ettiği, davacı ile bu işlemi yapmış olsaydı 33.264,00 TL ciro elde etmiş olacağı, bu durumda davacının davasında haklı olarak 336 satış hesaplandığında 33.264,00 TL ciro elde edeceği, 336 kişilik satış baz alındığında davacının komisyonu olan %20 oranının düşülmesiyle 26.611,20 TL tazminat talep edebileceği gerekçesi ile davanın kabulü ile 10.000 TL’nin dava tarihinden itibaren, 16.611,20 TL alacağı ıslah tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek ticari faizi ile birlikte olmak üzere toplam 26.611,20 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

…/…

-3-

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.422,60 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 12/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.