Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/2301 E. 2014/14403 K. 24.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2301
KARAR NO : 2014/14403
KARAR TARİHİ : 24.09.2014

Taraflar arasında görülen davada bozmaya uyularak verilen 08/10/2013 tarih ve 2013/128-2013/176 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardan beri sektörde “” markaları altında faaliyet gösterdiğini,markasını devraldığını ve no’lu marka ile marka koruması elde ettiği, müvekkilinin ayrıcareli bir başka marka tescil başvurusunun da bulunduğunu, davalının ise ibareli markayı tescil ettirdiğini, davalının daha önceki yıllarda da bu ibareyi içeren ve tarafından reddedilen marka tescil başvurularının bulunduğunu, davalının bu markasının müvekkilinin markası ile iltibas yarattığını, müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız yararlanma amacına yönelik olduğunu, markaya tecavüz ve haksız rekabetin söz konusu olduğunu iddia ile davalı adına tescilli 2007/20289 no’lu markanın hükümsüzlüğünü, davalının eyleminin marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitini, tecavüzün durdurulmasını, engellenmesini, eski hale iadesini, davalının baresini kullanmasının sona erdirilmesini ve verilecek kararın gazetede ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin markasını tescil ettirmesinden dolayı davacının hiç bir menfaatinin zedelenmediğini, markaların benzer olmadığını, müvekkiline ait İstanbul’un göbeğinde 245 odalı markalı bir otel işletmesinin bulunduğunu, bu otelinin İstanbul’un aranan otellerinden birisi olduğunu, markasının benzer olmadığı, karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin bu markayı davacıdan önce kullanmaya başladığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda,toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacınınyiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri, restoran ve konaklama hizmetleri bakımından tescilli ibareli markası ile 99/023758 no’lu ve 43. sınıftaki yiyecek içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri, otel, motel hizmetleri gibi hizmetleri de içeren markasının bulunduğu, tüm dosya kapsamına göre otelcilik ve geçici konaklama hizmetleri sektöründe davacının bu markayı uzun yıllardan beri kullandığı, davalı tarafın ise 2007 yılında dava konusu bareli markayı tescil ettirdiği, bu markanın 43. sınıftaki yiyecek içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri, geçici barınma hizmetleri gibi hizmetleri içerdiği, davacıya ait markanın asli unsurununibaresi olduğu, sözcüğünün seçkin anlamına geldiği, markasının görsel, işitsel ve kavramsal bakımlardan benzer oldukları, her iki marka arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu, konaklama, geçici barınma, yiyecek içecek hizmetleri sektöründe ortalama tüketicilerin bu iki işletme arasında organik bir bağ bulunduğu hissine kapılabilecekleri, böylece davalı adına tescilli markanın 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi ile 42. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, bununla birlikte hükümsüz kılınıncaya kadar tescile dayalı kullanımın marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediğinden ve hükümsüzlük talebi dışındaki talepler yönünden verilen önceki karar bozma kapsamı dışında kalmakla kesinleştiği gerekçesiyle davalı markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, hükümsüzlük talebi dışındaki sair tüm talepler yönünden yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve “ibaresi üzerinde 556 sayılı KHK’nın 8/3. maddesi anlamındaki öncelik hakkının davacı tarafta olduğunun belirlenmiş bulunmasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 24.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.