YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10813
KARAR NO : 2014/16628
KARAR TARİHİ : 03.11.2014
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 21/11/2013 tarih ve 2013/141-2013/874 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 18.563 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, yüksek faiz verileceği ve istenildiğinde paranın geri çekilebileceği garantisi verilerek müvekkilinden davalı şirketler adına 20.000 DM tahsil edilip, Anonim Şirketi Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesi” ibareli makbuz verildiğini, davalılara gönderilen ihtara rağmen paranın iade edilmediğini, davalıların para toplama faaliyetinin Bankalar Kanunu’na, SPK’na aykırı olduğunu, geçerli bir hisse devri yapılmadığını, davalıların nedensiz zenginleştiğini, belgede devir eden olarak yer alan davalı … adına imza atan kişinin yetkili olup olmadığının belli olmadığını, ortak olmayan ve hisse senedi verilmeyen müvekkiline karşı TTK’nun 329’ncu ve 405’nci maddelerine dayanılamayacağını, müvekkillerinin dolandırıldığını, ortaklık ilişkisinin geçerli olmadığını, davalı …’un şirketi paravan olarak kullandığını ve TTK’nun 336’ncı maddesi uyarınca sorumlu olduğunu ileri sürerek, bu sözleşme ile hisse satımı yapılamayacağının tespitini, mevzuata aykırı olan sözleşmenin hükümsüzlüğünü, tahsil edilen meblağın toplam TL karşılığı olan 18.406 TL’nın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, bozma kararında incelenmesine hükmedilen hususların bilirkişi incelemesi yapılarak çözülebileceği, bilirkişiden yeniden rapor alınması için bilirkişi ücreti yatırılması hususunda davacıya kesin süre verilmesine rağmen davacı tarafça bilirkişi ücreti yatırılmadığı, 6100 sayılı HMK’nun 324/1-2-3’üncü maddesi uyarınca bilirkişi masrafının delil ikamesi avansı olduğu, delil ikamesi avansının verilen kesin süre içinde yatırılmaması haline dayanılan o delilden vazgeçilmiş sayılacağı, 6100 sayılı yasanın 325. maddesi hükmünün üzerinde serbestçe tasarruf edilemeyen dava ve işlerde uygulanabilir olduğu ve somut olayda uygulanamayacağı, bilirkişi masrafı yatırılmadığı gibi dosyada delil olarak dayanılan ortaklık kayıtları, belgeler ve taraf beyanları ortaklık ilişkisinin geçerli olarak kurulmadığının tespitine elverişli bulunmadığından davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 03.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.